Badal badal nedir, Badal badal ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Yalınayak (yürümek, dolaşmak).

[Bakınız: badı badı].

Gayri muntazam, gelişigüzel: Çocuğun tıraşı badal badal olmuş.

Çarpık, eğri, yalpalayarak yürüyüş, ördek yürüyüşü.

Badal badal tanımı, anlamı

Bada : Beceriksiz, iş bilmez, tertipsiz, şaşkın. Savrulmak üzere yığılmış ekin, tınaz. Bardak

Badal : Merdiven. Kardan veya çamurdan oluşan çukur. Merdiven, merdiven basamağı. Kar veya çamurda donmuş, kurumuş, derin, tekerlek ve ayak izi. Yol veya tarladaki girinti çıkıntı, tümsek, hendek: Yol çok badallı, araba sarsıyor. İki dönüm büyüklüğünde bir tarlanın altıda bir parçası. Tarla sekisi. Tuzak, fak, tehlike: Mehmedi badala bastırdım. [Bakınız: bağda]. Ağacın gövdesinden ilk ayrılan dal, sürgün. Bacak: Badalına basar ayırırım. Geniş adımla yürüyüş. Zıpzıp, bilye. Ceviz içinin dörtte biri. Akran, eş, denk. Pis, karışık. Engel, güçlük. Merdiven basamağı, merdiven.

Ördek yürüyüşü : Ördek gibi badi badi yürüme.

Gelişigüzel : Herhangi bir, baştan savma, rastgele, lalettayin. Üstünkörü.

Badı badı : Çarpık, eğri, yalpalayarak yürüyüş, ördek yürüyüşü. Ördek. Yalpalayarak (yürüme için).

Yalınayak : Yoksul. İçel şehrinde, merkez ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir yer.

Muntazam : Düzgün. Düzenli, sürekli ve düzgün bir biçimde. Düzenli, derli toplu.

 

Dolaşmak : Gezmek, gezinmek. Saç, iplik vb. şeyler birbirine karışarak güç çözülür duruma gelmek. Dönüp başka bir yönden gelmek. Akmak. Nefes, el bir şey üzerinde hafifçe hareket etmek. Denetlemek amacıyla bir yeri gezmek. Doğru gitmeyip yolu uzatmak. Belirmek. Bir yeri belli bir amaçla gezmek. Çok kimse tarafından söylenmek. Gezinmek.

Yürümek : Adım atarak ilerlemek, gitmek. Yol almak. Faiz, hesap edilmek, işlemek. Karada ya da suda, herhangi bir yöne doğru sürekli olarak yer değiştirmek. Bir yere gelmek, bir yere ulaşmak, kaplamak. Geçmek, ilerlemek, değişmek. Çocuk ayakları üzerinde gezecek duruma gelmek. Yayan gezmek, yayan gitmek. Gereği gibi yapılmak veya ilerlemek. Ölmek. Bir işte ileri gitmek. Üzerine doğru gitmek, akın etmek, saldırmak, hücum etmek.

Yürüyüş : Yürüme işi. Bir olayı protesto etmek, bir konuya dikkati çekmek amacıyla topluca yürüme. Birliklerin bir yerden başka bir yere gitmesi. Spor amacıyla yapılmış olan yürüme.

Dolaşma : Dolaşmak işi.

Yalınay : Gösterişsiz, sade kimse.

Yürüme : Yürümek işi.

Çarpık : Düzgünlüğünü yitirerek eğrilmiş, doğru karşıtı. Gerektiği gibi olmayan, düzgün olmayan. Aksi, ters, huysuz bir biçimde. Kötü.

Yürüyü : Yürüyerek.

Gayri : Gayrı. Artık, bundan böyle. Artık.

Yalpa : Rüzgâr veya dalgaların etkisiyle geminin bir sancağa, bir iskeleye yatıp kalkması. Mekanik bir parçanın genel düzlemden kısmen sapması. İki yana sallanarak, eğilerek yürüme.

Çarpı : Kaba sıva, çarpma sıva. Birbiriyle çarpılan iki sayı arasına konulan işaret: "a x b" veya "a . b", "a çarpı b" diye okunur.

Geliş : Gelme işi.

Diğer dillerde Baç vergisi anlamı nedir?

İngilizce'de Baç vergisi ne demek ? : tribute tax