Badana nedir, Badana ne demek

Badana; kökeni fransızca dilinden gelmektedir.

  • Duvarları boyamak için kullanılan sulandırılmış kireç veya boya

"Badana" ile ilgili cümleler

  • "Bu kahvelerin çoğu beyaz badana duvarlıdır." - S. Birsel

Fransızca'da Badana ne demek?:

badigeon

Badana hakkında bilgiler

Badana, bina duvarlarına fırça veya püskürtme ile sürülen kireç şerbeti veya plastik boya. Eskiden evlerin temizliği kireç badanalarla yapılırdı. Bugün ise kireç badanalar bilhassa büyük şehirleride yerini plastik badana ile duvar kâğıtlarına bıraktı. Badana ihtiyaca göre ekseri kıştan çıkışta ilkbaharda senede bir yapılır. Eğer duvarlar kirlenmemişse bu birkaç senede bir tekrarlanır. Binaların dışlarına yapılacak badanalarda ortam sıcaklığı önemlidir. Bu bakımdan soğuk havalarda (sıcaklığın 10 derecenin altında bulunduğu zamanlarda) özellikle dış badana yapılmaz.

Evin içinde odalarda yapılmış olan badanalarda rüzgar ve hava akımına dikkat edilmelidir. Zira rüzgar veya hava akımına uğrayan yerler çabuk kuruyacağından badana lekeli olabilir. Kapı ve pencerelerin kapalı olması buna mani olmaktadır.

Duvar ve tavanların temizliği ve güzelliği için yapılmış olan badana iki çeşittir. Bunlardan biri kireç, diğeri plastik badanadır.

 

Bir oda için ortalama 2-3 kg temiz ve beyaz sönmemiş kireç, genişçe bir kapda su ile söndürülür. Yalnız bu iş ev içinde yapılmamalıdır. Patlamalar hem kirlenmeye hem de insan vücudunda yanmalara sebep olur. Sönen kireç dinlendirilir. Badananın çıkmaması için içine % 3 oranında şap veya tuz konur. Badana yaparken birinci katın duvara iyice işlemesine dikkat edilir. İkinci ve üçüncü kat badanalar ilkinden biraz koyu olur. Piyasada hazır kireçli badanalar satılmaktadır. Bunlar belli oranda su ile karıştırılınca badana hazır olur. Kireç badana; kıl, plastik fırça veya püskürtme ile yapılır.

Badana kısaca anlamı, tanımı:

Duvar : Voleybolda ağ üzerinde karşı takım oyuncusunun vuruşuna karşı koyma. Bir yapının yanlarını dışa karşı koruyan, iç bölümlerini birbirinden ayıran, taş, tuğla vb. gereçlerden yapılmış olan veya örülen dikey düzlem. Bir toprak parçasını sınırlayan taş, tuğla, kerpiçten yapılmış olan engel. Engel. Sonuç alınamayan yer.

Kireç : Kalsiyum hidroksit, Ca(OH). Mermer, tebeşir, kireç taşı, alçı taşı gibi birçok taşın özünü oluşturan kalsiyum oksit, (CaO).

Boya : Yazmak için kullanılan mürekkep. Aldatıcı görünüş. Renk vermek, dış etkilerden korumak için eşyanın üzerine sürülen veya içine katılan renkli madde. Resim yapmak için kullanılan kuru, sulu veya yağlı boya.

Badana etmek : Badanalamak, badana yapmak.

Badanacı : Geçimini badana yapmakla kazanan kimse.

Badanacılık : Badanacının yaptığı iş.

Badanalamak : Duvarları boyamak için sulandırılmış kireç veya plastik boya sürmek.

Badanalanma : Badanalanmak işi.

 

Badanalanmak : Badana yapılmak.

Badanalatma : Badanalatmak işi.

Badanalatmak : Badanalama işini yaptırmak.

Badanalı : Badana edilmiş olan. Yüzüne çok pudra ve boya sürmüş olan (kadın).

Badanasız : Badanası bozulmuş. Badana edilmemiş.

Boyamak : Ağır söz söylemek, aşağılamak. Boya sürerek veya boyaya batırarak renk vermek. Azarlamak.

Bina : Arapça fiil çatısını konu edinen bilim veya kitap. Yapı. Çatı.

Fırça : Paylama. Çökmeyi engelleyen bağların oynamasını veya kaymasını önlemek için aralara yerleştirilen direk parçası. Resim yapma sanatı ve biçimi. Bir şeyin tozunu, kirini gidermekte veya bir şeye boya, cila sürmekte kullanılan, bir araya getirilerek bağlanmış kıl vb.nden yapılmış olan araç.

Püskürtme : Sulu boya püskürterek çeşitli tonlarda yüzeyler elde etme tekniği veya bu teknikle yapılmış resim. Sıçramış, fırlamış. Püskürtmek işi. Püskürtülerek yapılmış.

Şerbet : Meyve suyu ile şekerli su karıştırılarak yapılmış olan içecek. Bazı maddelerin suda eritilmişi. Sözlenmek veya nişanlanmak üzere tarafların anlaşması durumunda tören yapılarak içilen içecek. Belli törenlerde konuklara sunulan şekerli içecek.

Plastik : Isı ve basınç etkisiyle biçim verilen, organik veya sentetik olarak yapılmış olan madde. Bu maddeden yapılan.

Yapılı : Vücudu gelişmiş, iri. Yapısı herhangi bir nitelikte olan.

Badana etmek : badanalamak, badana yapmak.

Badanak : Husye, erkeklik bezi. Semizotuna benzer bir çeşit ot.

Badanalama : Badanalamak işi.

Badanasızlık : Badanasız olma durumu.

Badanaz : Yaşlanmış, çürümüş bağ kütüğü.

Diğer dillerde Badana anlamı nedir?

İngilizce'de Badana ne demek? : [badana (f) ] n. sheepskin

n. old and sterile ewe; meat of an old ewe; flabby skin; unimportant person; fool, idiot; ear

n. whitewash, limewash

Fransızca'da Badana : lait de chaux

Almanca'da Badana : n. Tünche