Badaz nedir, Badaz ne demek
Yerel Türkçe'deki anlamı:
Hububat kaldırıldıktan sonra harman yerinde kalan toprak, çöp ve samanla karışık taneler, harman döküntüsü.
Savrulan ekinin ince samanı.
[Bakınız: badas].
Sarı yüzlü, hastalıklı, solgun.
Badaz anlamı, tanımı
Bada : Beceriksiz, iş bilmez, tertipsiz, şaşkın. Savrulmak üzere yığılmış ekin, tınaz. Bardak
Badaz samanı : Toprak damlı evlerin üstüne atılan, harman yerindeki tozlu saman.
Badazlı : Beceriksiz, iş bilmez, tertipsiz, şaşkın.
Harman yeri : Üzerinde harman dövülen, sıkıştırılmış sert toprak alan.
Hastalıklı : Vücut direnci az olan, çabuk hastalanan, mariz.
Hastalık : Organizmada birtakım değişikliklerin ortaya çıkmasıyla sağlığın bozulması durumu, rahatsızlık, çor, dert, sayrılık, illet, maraz, maraza, esenlik karşıtı. Aşırı düşkünlük, tutku. Ruh sağlığının bozulması durumu. Bitkilerin yapılarında görülen bozukluk.
Hububat : Tahıl.
Yerinde : İyi, yeterli. Zamanı, yeri uygun düşerek, gerektiği biçimde. Durumunda.
Hastalı : Hastalıklı.
Döküntü : Dökülmüş, saçılmış şeyler. Değersiz, bayağı, ayaktakımından olan kimse. Kâğıtçılıkta üretimin herhangi bir safhasında ıskartaya çıkan, genellikle tekrar hamur durumuna getirilen, yaş ve kuru biçimleri olan kâğıt veya karton artığı. Bazı hastalıklarda görülen çıban, leke, uçuk, kızarıklık vb. belirti. Deniz yüzüne yakın, üzerinde dalgaların çatladığı kaya kümesi. Parçalanan taşların yamaç aşağı kayması, yuvarlanması, etekte birikmesiyle oluşan yer. İşe yaramayan, değersiz, kötü, berbat. Bir topluluktan geri kalmış kimseler. Bozuntu.
Karışık : Ayrı nitelikteki şeylerden oluşmuş. Düzensiz, dağınık, intizamsız. Dolu. Karışmış. Saf olmayan. Halk inancına göre cin ve perilerle ilişkisi olan. Çalkantı, kargaşa, gerginlik içinde olan. Anlaşılması güç olan, açık seçik olmayan, çapraşık.
Kaldırı : Güç: Onun kaldırışı çok yüksektir.
Toprak : Yer kabuğunun, toz durumuna gelmiş türlü kütle kırıntılarıyla, çürümüş organik cisimlerden oluşan ve canlılara yaşama ortamı sağlayan yüzey bölümü. Memleketli. Kara. Yer kabuğunun bu bölümünden yapılmış. Arazi, tarla. Ülke.
Samanı : Sarı renk.
Solgun : Rengini, tazeliğini, canlılığını veya parlaklığını yitirmiş olan, solmuş.
Harman : Biçildikten sonra tahıl demetlerinin üzerinden düven geçirilerek tanelerin başaklarından ayrılması işi. Bu işin yapıldığı yer ya da mevsim. Birçok çeşitten birer parça alıp yeni birleşim oluşturma işi. Herhangi bir şeyin çok bulunduğu yer. Selüloz açılması aşamasından başlayıp kâğıt veya karton sayfasının meydana gelmesine kadar kullanılan bir veya birkaç kâğıt hamuru ile diğer malzemelerin meydana getirdiği sulu süspansiyon. Herhangi bir şeyin toplu hâlde bulunduğu, işlendiği veya satıldığı yer.
Hasta : Hastalık, kaza veya yaralanma dolayısıyla fizik veya ruh sağlığı bozulmuş ve tedavi edilmesi gereken kimse, rahatsız. Aşırı düşkün, tutkun. Parasız, züğürt. Zihinsel yetenekleri bozulmuş olan.
Harma : Eski yapılarda kırılmak üzere olan çatı ağaçlarının altına vurulacak direğe başlık olarak konulan parça, destek.
Solgu : Dibekte, havanda dövme işini yapan tokmak. Havanda ya da dibekte tahıl dövmekte kullanılan tokmak.
Topra : Torba.
Diğer dillerde Baç vergisi anlamı nedir?
İngilizce'de Baç vergisi ne demek ? : tribute tax

Bu kısımda Badaz nedir? Badaz ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik bir biçimde hemen sorabilir, daha sonra kısaca Badaz tanımı, açılımı, kelime anlamı hakkında ansiklopedik bilgi verebilir veya dilerseniz Badaz hakkında sözler yazılar ile ingilizce veya almanca sözlük anlamı paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.