Balgımak nedir, Balgımak ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Suyun içinde oynamak.

Yumuşaklığından dolayı oynak halde bulunmak: Bu yer balgıyor (bataklık hakkında).

Hayvanlar otlakta sereserpe otlamak: Hayvanlar çayırda güzelce balgıdı.

Çıban olgunlaşmak.

Parlamak, parıldamak, göz alıcı güzel olmak.

Balgımak tanımı, anlamı

Olgunlaşmak : Meyve olgun duruma gelmek. İnsanın bilgi, görgü ve hoşgörüsü gereği kadar gelişmiş olmak. Yazı, düşünce olgun duruma gelmek

Olgunlaşma : Olgunlaşmak işi.

Parıldamak : Işık saçmak, parlamak. Gelişmek, yükselmek.

Göz alıcı : Güzelliği ile ilgi çeken, alımlı, göze çarpan.

Hayvanlar : (Animalia), Canlı varlıklardan bitkiden farklı olarak yer değiştirebilen, uyartılara cevap veren, besinlerini vücudu içinde sindirebilenleri içine alan bir âlemdir. Birgozeliier (Protozoa) ve çokgözeliler (Metazoa) olmak üzere 2 altâlemi vardır.

Parıldama : Parıldamak işi.

Parlamak : Güçlü bir ışık çıkarmak, ışık saçmak. Mevkisi yükselmek. Bir ışık kaynağından gelen ışınları yansıtmak. Ortaya çıkmak. Birdenbire öfkelenmek. Tutuşup alev çıkarmak. Ün, san kazanmak, herkesçe tanınmak.

Bulunmak : Bulma işine konu olmak. Bir yerde olmak. Herhangi bir durumda olmak.

Bataklık : Çok derin olmayan sularla örtülü batak bölge, aynaz, azmak. Uygunsuz ve kötü, ahlak dışı durum.

 

Hakkında : İlgili olarak, üzerine.

Yumuşak : Dokunulduğunda veya üzerine basıldığında çukurlaşan, eski biçimini kaybeden, katı karşıtı. Kolay çiğnenen, kolay kesilen. Kaba, hırçın, sert olmayan, kolay yola gelen, uysal. Ilıman (iklim), sert karşıtı. Dokunulduğunda hoş bir duygu uyandıran. Okşayıcı, tatlı, hoş. Ciğerlerden gelen havanın ses yolundaki sivrilmiş ve gerilmiş kapalı bir engele çarpmasıyla oluşan (ünsüz), titreşimli, sürekli, ötümlü, tonlu, sedalı. Kolaylıkla işlenebilen. Sessiz, hafif. Kolaylıkla bükülen, buruşmayan, sert karşıtı.

Otlamak : Hayvan, dolaşarak yerdeki ot, çimen, yaprak vb.ni yemek, yayılmak. Para ve emek harcamadan başkalarının sırtından geçinmek. Meşgul olmak.

Parlama : Parlamak işi.

Oynamak : Vakit geçirme, eğlenme, oyalanma vb. amaçlarla bir şeyle uğraşmak. Tehlikeye düşürmek. Bir film, oyun vb.nde rol almak. Oyalanmak, gereği gibi yapmamak, boşuna vakit geçirmek. Sarsılmak, yeri değişmek. Rastgele yön vermek, aldatmak. Sporla ilgili çalışmalara katılmak. Bir şeyi sürekli evirip çevirmek veya sürekli olarak ona dokunmak. Büyük bir ustalık, beceri ve kolaylıkla bir işi yapmak. Herhangi birine karşı önemsemeyici davranışlarda bulunmak. Değişiklik göstermek. Eşyanın herhangi bir parçası kımıldamak, hareket etmek. Müziğin gerektirdiği uyumlu hareketleri yapmak. Kımıldamak, hareket etmek. Tedirgin etmek, rahatsız edici davranışta bulunmak. Film gösterilmek. Tiyatro eseri sahneye konmak. Değiştirmek, bozmak, tahrif etmek.

Güzelce : Güzele yakın, güzel gibi. (güze'lce) İyice, adamakıllı.

 

Bataklı : Bataklığı olan (yer).

Bulunma : Bulunmak işi.

Otlama : Otlamak işi.

Hayvan : Duygu ve hareket yeteneği olan, içgüdüleriyle hareket eden canlı yaratık. At, eşek, katır gibi türlü hizmetlerde kullanılan yaratık. Kızılan bir kimseye söylenen bir söz. Akılsız, duygusuz, kaba, hoyrat (kimse).

Dolayı : Çevrede, etrafta bulunan. Ötürü.

Diğer dillerde Balgam söktürücü anlamı nedir?

İngilizce'de Balgam söktürücü ne demek ? : expectorant