Bankacılık okulu nedir, Bankacılık okulu ne demek

Bankacılık okulu; İktisat alanında kullanılan bir sözcüktür.

İktisat terim anlamı:

19. yüzyılda para arzının altın rezervleriyle sınırlı tutulmamasını ve ekonominin gereksinimleri kadar, mal ve üretim araçları karşılığında, banknotu ikame edecek ödeme araçlarının da olması gerektiği ilkesini savunan okul.

Bankacılık okulu anlamı, kısaca tanımı

Okulu : Düğün ya da bir yere çağrılmış olan

Bank : Çoğunlukla parklarda ve bahçelerde oturulacak sıra.

Banka : Faizle para alıp veren, kredi, iskonto, kambiyo işlemleri yapan, kasalarında para, değerli belge, eşya saklayan ve ticaret, sanayi, ekonomi alanlarında çeşitli etkinliklerde bulunan kuruluş. Bankacılık işleminin yapıldığı yapı.

Bankacı : Bankacılık işlemleri ile uğraşan veya bankada görevli kimse.

Bankacılık : Bankada yapılmış olan işlemlerin tümü. Bankacının yaptığı iş.

Okul : Her türlü eğitim ve öğretimin toplu olarak yapıldığı yer, mektep. Bir okuldaki öğrenci ve görevlilerin bütünü. Ekol.

Üretim araçları : Üretim sürecinde kullanılan iş, araç ve gereçlerin bütünü.

Ödeme araçları : Para, şahsi çek, posta havalesi, elektronik fon aktarımı ve banka çekleri gibi ödemelerde kullanılan araçlar.

Gereksinim : Eksikliği duyulan şey, ihtiyaç.

 

Para arzı : Bir ülkede dolaşımdaki para hacmi.

Ekonomi : İnsanların yaşayabilmek için üretme, ürettiklerini bölüşme biçimlerinin ve bu faaliyetlerden doğan ilişkilerin bütünü, iktisat. Bu ilişkileri inceleyen bilim dalı, iktisat. Tutum.

Tutulma : Tutulmak işi. Halk tarafından sevilme, ünlü olma, iyi tanınma, popülarite. Bir gök cisminin, araya başka bir cismin girmesiyle bütününün veya bir bölümünün görünmez duruma gelmesi olayı.

Sınırlı : Sınırı olan, bir sınırla ayrılmış olan, hudutlu. Az sayıda. Sınırlanmış, belirlenmiş, belirli, limitet.

Banknot : Kâğıt para.

Yüzyıl : Yüzyıllık süre, asır. İçinde yaşanılan zaman. Milat başlangıç alınarak 1-100, 101-200, 201-300 vb. olarak sayılan yüzyıllık dönem.

Rezerv : Saklanmış, biriktirilmiş şey. Yatağında veya havzasında bulunduğu hesaplanan, henüz işletilmemiş kömür, demir, petrol vb. Çekince. Yedek, ihtiyat.

Üretim : Belirli faaliyet ve işlemler sonucu yeni bir mal veya hizmet meydana getirme, istihsal, tüketim karşıtı.

Sınır : İki komşu devletin topraklarını birbirinden ayıran çizgi, hudut. Değişken bir büyüklüğün istenildiği kadar yaklaşabildiği durağan büyüklük, limit. Komşu il, ilçe, köy veya kişilerin topraklarını birbirinden ayıran çizgi. Bir şeyin yayılabileceği veya genişleyebileceği son çizgi, uç. Uç, son. Bir şeyin nicelik bakımından inebileceği veya çıkabileceği en alt ve en üst yer, limit.

Ödeme : Ödemek işi, tediye.

Karşı : Bir şeyin, bir yerin, bir kimsenin, esas tutulan yüzünün ilerisi. İçin, hakkında. Bulunan yere göre önde, ileride olan. Karşılık olarak, mukabil. -e doğru. Karşıt, zıt, muhalif. Yol, deniz, ırmak vb.nin öbür kıyısı veya yanı. Ön, kat, huzur. Yüzünü bir şeye doğru çevirerek.

Diğer dillerde Bankacılık okulu anlamı nedir?

İngilizce'de Bankacılık okulu ne demek ? : banking school