Baza nedir, Baza ne demek

Baza; kökeni italyanca dilinden gelmektedir.

  • Mobilyanın uzunluğunca konulan dar ayak.
  • Dolap gövdesinin zemine düzgün oturmasına yarayan çerçeve şeklindeki kaide.
  • Yatağın yerden yüksek olmasını sağlayan veya sandık olarak kullanılan boş bölmesi

Baza ile ilgili Cümleler

  • Bu akşam anladım ki, bir insan diğer bir insana bazan hayata bağlandığından çok daha kuvvetli bağlarla sarılabilirmiş. Gene bu akşam anladım ki, onu kaybettikten sonra, ben dünyada ancak kof bir ceviz tanesi gibi yuvarlanıp sürüklenebilirim.
  • Bazarov inadından vazgeçerek aşkını itiraf ediyor fakat Odintsova tarafından kaba bir biçimde reddediliyor.
  • Çocuklu ev - bazar, çocuksuz ev - mezarlık.

Baza kısaca anlamı, tanımı:

Bazal : Bazı çok olan (tuz). Bazın özelliklerini taşıyan (madde).

Bazalt : Koyu renkli, sert bir tür yanardağ kültesi.

Mobilya : Oturulan, yemek yenilen, çalışılan, yatılan yerlerin döşenmesine yarayan taşınabilir eşyaya verilen genel ad, möble.

Ayak : Basamak. Yürüyüşün ağırlık veya çabukluk derecesi. Futun küpü alınarak hesaplanan değer. Altılı ganyanda yer alan her bir koşu. Mayalardan önce, makama uygun olarak çalınan veya söylenen beste. Birtakım şeylerin yerden yüksekçe durmasını sağlayan dayak, destek veya bunlardan her biri. Kömür ocaklarında kömürün çıkarıldığı galeri. Bacakların bilekten aşağıda bulunan ve yere basan bölümü. Yarım arşın veya 30,5 santimetre uzunluğundaki ölçü birimi, kadem, fit, fut. Karakucak ve yağlı güreşte pehlivanların ayrıldıkları beş dereceden biri. Vücudun belden aşağı bölümü. Bacak. Halk edebiyatında koşuklarda kısa yedekli dizeler. Halk edebiyatında uyak. Bir doğrunun başka bir doğruyu veya bir düzlemi kestiği nokta. Göl ayağı.

 

Dolap : Su dolabı. Düzen. Dönme dolap. Genellikle tahtadan yapılmış, bölme veya çekmelerine eşya konulan kapaklı mobilya. Orta oyununda sahnede dükkân veya ev olarak kullanılan dekor. İstanbul bedesteninde dükkân.

Gövde : Ad ve fiil köklerinden yapım ekleriyle türetilmiş kelime. Ağaç ve bitkilerin dallarının dışında kalan ana bölümü. Bir şeyin asıl bölümü. Kesilmiş hayvanın, sakatatı alındıktan sonraki durumu. Hayvanlarda baş, ayak ve kuyruktan geri kalan bölüm. İnsan bedeninde baş, kol ve bacaklar dışında kalan bölüm.

Zemin : Ortam. Temel, dayanak. Kumaş, süslü kâğıt, halı, yer muşambası, tablo vb. desenli nesnelerde, biçimlerin üzerinde yer aldığı renk. Yeryüzü, dünya. Taban, döşeme, yer.

Düzgü : Norm.

Oturma : Kısa süre için konukluğa gitme. Oturmak işi.

Dar : Ev. Yurt. Güçlükle, ucu ucuna, ancak. Genişliği az veya yetersiz olan, ensiz, mikro. Az, elverişsiz, sınırlı. İçine alacağı şeye oranla ölçüleri yetersiz olan, geniş ve bol karşıtı. İdam mahkûmlarını asmak için dikilen direk. Sıkıntılı. Yetersiz.