Boğumlama nedir, Boğumlama ne demek

  • Boğumlamak işi

Bilimsel terim anlamı:

Çıkarılacak sesin gerekliğine göre ses yolunun herhangi bir yerinde bir daralma veya kapanma vücude getirilmesi ki bu yere Boğumlama noktası (Mahreç, Point ou région d'articulation) denir.

Osmanlıca Boğumlama ne demek? Boğumlama Osmanlıca'da ne anlama gelir?:

mahreç

Boğumlama hakkında bilgiler

Boğumlama ya da boğumlanma, konuşma organları olan dudak, dil, damak uzamı, yanaklar alt çene ve boğazın birlikte çalışarak ses çıkarmasına verilen addır. Aynı zamanda sessiz harflerin bir cümlenin başında ve sonunda keskin ve net bir biçimde söylenmesi ve sesli harflerin de yüksekliğine ve vurgularına dikkat edilerek söylenmesine de denir.

Boğumlama, hecelerin iyi anlaşılacak şekilde bir araya getirilmesidir. Bazı kişiler konuşurken dudaklarını iyi hareket ettirmez. Bu tür konuşanlarda yani dudak tembelliğine sahip kişilerin konuşmasının anlaşılması güçtür. Konuşma esnasında seslerin karşıdaki dinleyici veya dinleyiciler tarafından daha iyi anlaşılabilmesi için yüksek sesle konuşulmasından ziyade hecelerin düzgün boğumlanması daha faydalıdır.

Konuşmaya dayalı radyo ve televizyon sunuculuğu ya da tiyatro oyunculuğu gibi mesleklerin hepsinde konuşma eğitiminin en önemli kısmı boğumlama eğitimidir. Boğumlama eğitimi ile amaçlanan ağızdan çıkan her sesin doğru ve etkili bir biçimde çıkmasıdır. Boğumlama yeteneğinin geliştirilmesi için konuşma organlarının zorlandığı tekerlemeler ile ses çalışmaları yapılmalıdır.

 

Boğumlama anlamı, kısaca tanımı:

Boğum : Parmak, kamış, saz vb. bitkilerin şişkince bölümü. Boğulmuş, sıkılmış yer. İnce damarların veya sinirlerin yumak gibi toplandığı yer.

Boğumlamak : Boğum durumuna getirmek.

Konuşma : Konuşmak işi. Dinleyicilere bilim, sanat, edebiyat vb. konularda bilgi vermek için yapılmış olan söyleşi, konferans. Görüşme, danışma, müzakere.

Organ : Bir görevi, bir işi yerine getirmekle yükümlü kuruluş. Vücudun, belirli bir görev yapan ve sınırları kesin olarak belirlenmiş bölümü, uzuv.

Dudak : Ağız. Ağzın, dişleri örten ve dışarıya doğru az veya çok kıvrılan üst ve alt kenarlarından her biri.

Damak : Ağız boşluğunun tavanı.

Yanak : Lastik tekerlekli taşıtlarda lastiğin jant ile yere temas eden bölümü arasında kalan yan yüzeyi. Yüzün göz, kulak ve burun arasındaki bölümü.

Çene : Çok konuşma huyu, gevezelik. Baş bodoslamasının omurga ile birleştiği yer, çarık. Köşe. Mengene, kerpeten vb. araçların eşyayı sıkıştıran karşılıklı iki parçasından her biri. Canlılarda baş bölümünde yer alan, kemik veya kıkırdak ile desteklenen, altlı üstlü dişleri taşıyan ve ağzın kapanıp açılmasını sağlayan kasları üzerinde barındıran iki parçaya verilen ad.

 

Boğaz : İki kara arasındaki dar deniz. Yedirip içirme yükümü, iaşe. Yiyeceği içeceği sağlanan kimse. İki dağ arasında dar geçit. Yeme içme. Şişe, güğüm vb. kaplarda ağza yakın dar bölüm. Boynun ön bölümü ve bu bölümü oluşturan organlar, imik, kursak.

Boğumlama durağı : Boğumlama yapılmadığı zaman ses aygıtının aldığı dingin hal.

Boğumlama duruşu : Boğumlama sırasında her dile göre az çok değişen ve sese o dilin genel özelliğini veren dudak ve dil duruşu.

Boğumlamalı ses : Bir takım ses öğelerine ayrılabilmesi bakımından insan sesi.

Diğer dillerde Boğumlama anlamı nedir?

Rusça'da Boğumlama : n. артикуляция (F)