Boşanmak nedir, Boşanmak ne demek

  • Karı ve koca mahkeme kararı ile birbirinden ayrılmak.
  • Dertlerini, yakınmalarını anlatmak.
  • Sıyrılmak, kurtulmak.
  • Kapalı bir yerde bulunan insanlar birden dışarı çıkmak.
  • Hayvan, başlığından, koşum takımından veya bağından kurtulmak.
  • Baskı altında gergin duran bir şey, birden ve hızla kurtulmak
  • Bol bol akmak.

"Boşanmak" ile ilgili cümle

  • "Yoksa tımarhane mi boşanmıştı?" - Ö. Seyfettin
  • "Bir zamandır kendimi tutamıyorum, gözyaşlarım birden boşanıyor." - E. E. Talu
  • "Ne oldu da kocasından boşandı, sen anladın mı?" - M. Ş. Esendal
  • "Vecihe, fazla kurulmuş bir zemberek şiddetiyle boşandı." - R. N. Güntekin
  • "Sabırsız ellerle acele acele üst başından boşandı ve çıplak olarak denize atladı." - Halikarnas Balıkçısı

Yerel Türkçe anlamı:

Boşalmak

Diğer sözlük anlamları:

Boşalmak, boş kalmak.

Boşanmak kısaca anlamı, tanımı:

Boşanma : Eşlerden birinin boşanma ilamı almasıyla evlilik birliğinin son bulması. Boşanmak işi.

Gözünden yaş boşanmak : Çok ağlamak.

Ter boşanmak : Hastalık, sıkıntı veya heyecandan dolayı çok terlemek.

Yağmur boşanmak : Birdenbire çok yağmur yağmak.

Mahkeme : Bir yargıçtan veya bazen savcı ve yargıçlardan oluşan bir kurulun, yargı görevini yerine getirdikleri yer, yargı yeri, yargıevi, mahkeme kapısı. Yargılama.

 

Karar : Değişmez olma. Türk müziğinde, taksim yaparken ana makama dönüş. Bir iş veya sorun hakkında düşünülerek verilen kesin yargı. Herhangi bir durum için tartışılarak verilen kesin yargı, hüküm. Değişmeyen, düzenli durum, düzenlilik, yöntemlilik. Tam ölçüsünde, ne az ne çok. Bu yargıyı bildiren belge.

Ayrılmak : Boşanmak. Bir yerden, bir kimseden, bir şeyden uzaklaşmak. Ayırma işine konu olmak.

Hayvan : Akılsız, duygusuz, kaba, hoyrat (kimse). Duygu ve hareket yeteneği olan, içgüdüleriyle hareket eden canlı yaratık. At, eşek, katır gibi türlü hizmetlerde kullanılan yaratık. Kızılan bir kimseye söylenen bir söz.

Başlı : Başı olan.

Koşum : Hayvanın arabaya koşulması. Araba hayvanının kayış takımı, koşum takımı.

Takım : Birlikte oynayan, kazanmak için birlikte çalışan sporcu topluluğu. Sigara ağızlığı. Bir oyunda sahaya çıkan belli kuruluşlara bağlı oyuncular topluluğundan her biri. Bölüğü oluşturan birliklerden her biri. Meslek, davranış, durum vb. yönlerden birbirine uyan kimselerin oluşturduğu topluluk. Bir filmin çevriminde görüntüleri alma, aydınlatma, ses alma gibi belli başlı çalışmaları yapmak için gerekli en küçük teknikçiler topluluğu. Görev bakımından birbirini tamamlayan kimselerin topluluğu, grup, ekip, trup. Hayvanlarda yemek borusu, akciğer ve karaciğere genel olarak verilen ad. Aşağılayıcı ve küçümseyici anlamda topluluk. Bir işte veya bir yerde kullanılan eşya ve aletlerin tamamı, ekipman. Takım elbise. Birbirini tamamlayan şeylerin tümü. Canlıların bölümlendirilmesinde familya ile sınıf arasında yer alan, yakın benzerlikler gösteren organizmaların oluşturduğu birlik.

 

Bol : Nicelik bakımından olağandan veya alışılandan çok, kıt karşıtı. Özel bir cam içinde likör, şarap, meyve ve maden suyu karıştırılarak hazırlanan içki. İçine girecek şeyin boyutlarından daha büyük veya geniş olan, dar karşıtı.

Akmak : Sıvı maddeler aşağıya yönelmek. Boya birbirine karışmak. Sıvı maddeler veya çok ince taneli katı maddeler bir yerden başka bir yere doğru gitmek. Karışmak, katılmak. Bir kap veya bir yer, içindeki veya üstündeki sıvıyı sızdırmak. Sürüp gitmek. Çabucak savuşmak, ortadan kaybolmak. Kumaş yıpranıp iplikleri erimeye başlamak. Art arda ve toplu olarak gitmek. Zaman çabuk geçmek. Sıvı bir madde bir yerden çıkmak.

Anlatmak : Bir konu üzerinde açıklama yapmak, açıklamada bulunmak. Nakletmek. Bilgi vermek, izah etmek.

Sıyrılmak : Bir yerden veya bir durumdan çıkmak, kurtulmak. Sıyırma işine konu olmak.

Kurtulmak : Bir şey bulunduğu veya bağlı olduğu yerden ayrılmak. Doğurmak. İstenmeyen, sıkıntı veren, hoşlanılmayan bir kimseden, bir yerden, bir durumdan uzaklaşmak. Bağını koparıp kaçmak. Tehlikeli veya kötü bir durumu atlatmak.

Boşanmak ile ilgili Cümleler

  • Ali Mary'ye boşanmak istediğini söyledi.
  • Ali boşanmak isteyip istemediğini dikkatlice düşünmeli.
  • Boşanmak için ortak bir karar aldılar.
  • O boşanmak istiyor.
  • Boşanmak istemiyorum.
  • Ali asla boşanmak istemedi.
  • Boşanmak istiyorsun, değil mi?
  • Boşanmak istediğini düşündüm.
  • Ali boşanmak istedi.
  • Ali Mary'nin ondan boşanmak istemesine şaşırmadı.
  • Boşanmak istiyorum.
  • Jale'ye boşanmak istediğimi söyledim.

Diğer dillerde Boşanmak anlamı nedir?

İngilizce'de Boşanmak ne demek? : v. divorce, obtain a divorce; be loosed; burst into tears

Fransızca'da Boşanmak : divorcer, divorcer d'avec qn

Almanca'da Boşanmak : v. Ehe scheiden

Rusça'da Boşanmak : v. обрушиваться, срываться, вытекать, литься, хлынуть, лить, разводиться, обрушиться, сорваться, вытечь, развестись