Bozantı nedir, Bozantı ne demek
Yerel Türkçe'deki anlamı:
Gelip geçici yağmur, bulutlu hava.
Otlak, sulak yer.
Dağ.
Bozantı anlamı, tanımı
Bozan : Sürülmemiş,boz tarla. Sürülmemiş tarla. Afyon ilinde, Dazkırı ilçesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim yeri. Afyon şehri, Şuhut ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim birimi. Erzurum kenti, Kırık nahiyesine bağlı bir bölge. Eskişehir şehrinde, Alpu ilçesi, merkez bucağına bağlı bir yer. Konya ilinde, Kulu belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim yeri. Malatya kenti, Arguvan ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir yerleşim yeri
Boza : Arpa, darı, mısır, buğday vb. tahılların hamurunun ekşitilmesiyle yapılmış olan koyuca, tatlı veya mayhoş içecek.
Geçici yağmur : Her yıl tekrarlanmayan akan yıldız yağmuru.
Gelip geçici : Sürekli olmayan, kısa süreli.
Bulutlu : Bulutlarla kaplanmış, bulutlanmış. Bulanık. Karışık, net olmayan (bellek).
Yağmur : Atmosferdeki su buharının yoğunlaşmasıyla oluşan ve yeryüzüne düşen yağışın sıvı durumda olanı, yağar, yağış, baran, bereket, rahmet. Çokluk, bolluk. Çok ve sık düşen, gelen şey.
Geçici : Çok sürmeyen. Yaya, yoldan veya karşıdan karşıya geçen kimse, yolcu. Bulaşan, bulaşıcı. Kısa ve belli bir süre için olan, muvakkat, palyatif, kalıcı karşıtı.
Gelip : Arapça kökenli galib: galip.
Sulak : Suyu olan, suyu bol (yer). Kuşlar için su konulan küçük kap.
Otlak : Hayvan otlatılan yer, salmalık, yaylak, mera.
Bulut : Atmosferdeki su damlacıkları ve buz taneciklerinin görülebilir yoğunluk kazanmasıyla oluşan, biçimleri, yükseklikleri ve yol açtıkları hava olaylarıyla birbirinden ayrılan yığın. Keder, endişe. Herhangi bir şeyden oluşan yoğun yığın.
Geli : Gel. Ardıç ağacının meyvesi. Düğün çağırıcısı.
Hava : Hava yuvarını oluşturan, bütün canlıların solunumuna yarayan, renksiz, kokusuz, akışkan gaz karışımı. Keyif, âlem. Müzik parçalarında tür. Durum, ortam, çevre, muhit, atmosfer, ambiyans. Esinti. Müzik aletlerinden çıkan ses perdesi. Canlılar üzerindeki etkisine göre hava yuvarının durumu. Meteoroloji ile ilgili olayların bütünü. Gökyüzü. Çekicilik. Tarz, üslup. Görünüş, davranış, söz vb. için bir kimsenin durumunu belirten özellik. Sonuçsuz, anlamsız, boş (durum, davranış, söz). Çevreyi kuşatan boşluk.
Geçi : Keçi. Makas. Oynatılan orta kadını. Kız. Avam, halk. Haddeleme işleminde, haddelenen parçaların haddelerden bir kez geçişi.
Dağ : Yer kabuğunun çıkıntılı, yüksek, eğimli yamaçlarıyla çevresine hâkim ve oldukça geniş bir alana yayılan bölümü. Büyük üzüntü, acı. Kızgın bir demirle vurulan damga, nişan. İyileştirmek için vücudun hastalıklı bölümüne kızgın bir araçla yapılmış olan yanık.
Yer : Bir şeyin, bir kimsenin kapladığı veya kaplayabileceği boşluk, mahal, mekân. Yerküre. Gezinilen, ayakla basılan taban. Önem. Ekime elverişli toprak parçası, arazi. Görev, makam. Durum, konum, vaziyet. Ülke. Durum, konum. İz. Üzerine yapı kurulmaya elverişli arazi, arsa. Otel, motel vb.nde kalınacak oda. Bulunulan, yaşanılan, oturulan bölge. Bir olayın geçtiği veya geçeceği bölüm, alan, mahal.
Diğer dillerde Boz söğüt bülbülü anlamı nedir?
İngilizce'de Boz söğüt bülbülü ne demek ? : bonelli's warbler

Bu kısımda Bozantı nedir? Bozantı ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik bir biçimde hemen sorabilir, daha sonra kısaca Bozantı tanımı, açılımı, kelime anlamı hakkında ansiklopedik bilgi verebilir veya dilerseniz Bozantı hakkında sözler yazılar ile ingilizce veya almanca sözlük anlamı paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.