Bracelet türkçesi Bracelet nedir
Bracelet ile ilgili cümleler
English: Ali gave Mary a bracelet for her birthday.
Turkish: Ali Mary'ye doğum günü için bir bilezik verdi.
English: Ali noticed Mary's bracelet on her desk and wondered why she wasn't wearing it.
Turkish: Ali masada Mary'nin bileziğini fark etti ve onu niçin takmadığını merak etti.
English: I had no idea this bracelet was stolen.
Turkish: Bu bileziğin çalındığına dair herhangi bir fikrim yoktu.
English: Ali noticed the bracelet on Mary's arm.
Turkish: Ali Mary'nin kolundak bileziği fark etti.
English: A bracelet is a good gift for my sister.
Turkish: Bir bilezik, kız kardeşim için iyi bir hediyedir.
Bracelet ingilizcede ne demek, Bracelet nerede nasıl kullanılır?
Ankle bracelet : Ayak bileği kelepçesi. Pranga. Ayak bileğindeki kelepçe.
Watch bracelet : Saat kordonu.
Bracelets : Kelepçe. Bilezik.
Brace and bit : El matkabı.
Brace bit : Matkap. Delgi.
In a brace of shakes : Göz açıp kapayıncaya kadar.
Brace oneself : Kendini hazırlamak.
Brace weight : Pano arkadaki desteğini sağlamlaştırmaya yarayan demir ağırlık. Destek ağırlığı.
Brace drill : Matkap kolu.
Angle brace : Çapraz destek. Göğüsleme. Çapraz takviye.
İngilizce Bracelet Türkçe anlamı, Bracelet eş anlamlısı
Sözcükler, direkt olarak Bracelet ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.
Jewellery : Kuyumculuk. Cevahir. Mücevherat. Ziynet eşyaları. Kuyum. Bijuteri. Ziynet eşyası. Takı. Mücevher.
Cuffs : Kelepçe (resmi olmayan terim). Kolluk.
Bushing : Yatak. Burç. İç-dış dişli redüksiyon nipel. Rakor. Muf. Kovan. Metal ilave veya ek (mekanik, elektronik). Kılavuz. Buşing.
Band : Frekans bandı. Şerit. Kuşak. Birleşmek. Çemberlemek. Kolan. Grup. Kemer. Moleküllerin dönme erke düzeyleri arasındaki geçişlerin oluşturduğu görünge çizgilerinin bütünü. Ses frekansı aralığı.
Watchstrap : Saat kayışı.
Manacles : Kelepçelemek. Kelepçe takmak. Kelepçeye vurmak.
Collet : Yuva. Halka. Yüzük. Germe kovanı. Maden yüzük. Tasma. Torna aynası. Mücevherin oturtulduğu yuva. Yüksük.
Manacling : Kelepçeye vurmak. Kelepçe takmak. Kelepçelemek.
Bush : Burç (mühendislik terimi). Çepel. Çalılık arazi. Purinçina. Zıvana. Çalıyla örtmek. Kaplamak. Çalıya benzer şey. Çalı.
Ankle bracelet : Ayak bileğindeki kelepçe. Pranga. Ayak bileği kelepçesi.
Bracelet synonyms : armilla, watch bracelet, manacle, wristlet, husk, jewelry, wristband, metal ring, bracelets, segment, cleat, watchband, clips, sleeve, spacer, cuff, handlock, ferrule, darbies, clamps, clasp, collets, bangles, handcuff, handcuffs, clamp, wristlets, anklet, cleating, bangle.
Bracelet ingilizce tanımı, definition of Bracelet
Bracelet kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : An ornamental band or ring, for the wrist or the arm. In modern times, an ornament encircling the wrist, worn by women or girls.

Bu kısımda Bracelet kelimesinin türkçesi nedir? ingilizcede Bracelet ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik olarak hemen sorabilir, daha sonra kısaca ingilizce Bracelet anlamı, açılımı ya da türkçe kelime anlamı hakkında bilgiler verebilir veya dilerseniz Bracelet ile ilgili cümleler sözler yazılar ile ingilizce türkçe çeviri sözlük anlamları paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.