Brine türkçesi Brine nedir

  • Peynir, et, balık, turşu, asma yaprağı vb. yiyeceklerin, bozulmaması için içinde tutuldukları tuzlu su. tuzlu su içinde tutulmuş yiyecek.
  • Okyanus.
  • Salamura.
  • Tuzlu su.
  • Turşu suyu.
  • Deniz.
  • Salamura suyu.
  • Balık, et, peynir, sebze, asma yaprağı gibi çeşitli yiyeceklerin bozulmaması ve muhafaza sürelerinin uzatılması için tuzlu suda tutulması işlemi.
  • Madencilik, veterinerlik alanlarında kullanılır.
  • Deniz suyu.

Brine ingilizcede ne demek, Brine nerede nasıl kullanılır?

Brine cooling : Tuzlu suda soğutma.

Brine pit : Tuzlu su havuzu.

Brine quenching : Tuzlu suda su verme. Tuzlu suda suverme.

Brine shrimp : Artemya. Tuzlu su karidesi. Artemya larvaları. Tuzlu karides. Artemia.

Brined : Salamura edilmiş.

Brined cheese : Salamura peynir. Beyaz peynir.

Brinell hardness test : Brinell sertlik deneyi. Brinell sertlik testi.

Brined tulum cheese : Çoğunlukla ege bölgesinde teneke kaplar içerisine salamuralı olarak hazırlanan tulum peyniri. Salamuralı tulum peyniri.

Brinell test of hardness : Brinell sertlik deneyi.

Brinell hardness : Brinell katılığı. Brinell sertliği. Test brinell sertlik deneyi. Bilye deneyi.

İngilizce Brine Türkçe anlamı, Brine eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Brine ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

 

River : Deniz veya göle akan büyük ölçekli akarsu. Nehir. Irmak. Akarsu. Akış. Çoğunlukla denize dökülen, özellikle genişliği ve taşıdığı su niceliği bakımından en büyük akarsu, nehir.

Sea : Yerkabuğunun çukur kesimlerini dolduran, bağlı olduğu anadenize göre daha az derin, karasal sahanlıkları daha yaygın ve karaların etkisine çokça açık tuzlu su alanları. Umman. Denizle ilgili. Dalga. Yer kabuğunun çukur bölümlerini kaplayan, birbiriyle bağlantılı tuzlu su kütlesi. Derya.

Dowse : Çubukla maden aramak. Su serpmek. Suya sokmak. Islatmak. Yelkeni indirmek. Sulamak. Söndürmek. Bkz.douse. Çubukla su aramak. Çubukla yeraltı suyu aramak.

Naval : Denizcilik. Bahri. Deniz harp. Denize ait. Savaş gemileriyle ilgili. Savaş gemisi. Deniz kuvvetlerine ait. Savaş gemilerine ait. Bahriyeye ait.

Deep : Koyuluk. Derinlik. Karışık. Karmaşık. Dalgın. Dip. Karanlık. Tok (ses). Derin.

Mare : Aydaki karanlık bölge. Kısrak. Kadın. Aydaki karanlık düzlük. Dişi at. Uzay, veterinerlik alanlarında kullanılır. Kötü durum. Yeryuvarlağı üzerinde su ile kaplı bölgeler; ay'daki düzlükler.

Drench : Islatmak. Batırmak. İyice ıslatmak. Sıvıya batırmak. İlaç içirmek (hayvan). Sırılsıklam etmek. Islatma. Sırılsıklam etme. Sağanak. Her tarafını ıslatmak.

 

Maritime : Deniz kıyısında olan. Denizciliğe ait. Deniz kıyısında. Denizcilikle ilgili. Denizciye özgü. Denizcilik. Denize yakın. Denizle ilgili. Denize ait.

Sop : Bandırmak. Sırılsıklam etmek. Tamamen ıslanmak. Yemeğin suyuna banmak. Tirit. Islanmak. Banmak. Suya bandırmak. Sırılsıklam olmak. Islatmak.

Brine synonyms : brines, marine, vell, seawaters, sea row, mains, blue, oceans, bluest, oceanic, salt water, brackish water, nautical, solution, corned, rivered, main, salt solution, ocean, salted, in salt, seawater, the deep, thalasso, souse, sea water, bluer, pickle, douse, soak, saltwater, pickled.

Brine zıt anlamlı kelimeler, Brine kelime anlamı

Fresh water : Kaynak suyu. Tatlı su. Tatlısu. Temiz su. Taze su. Yumuşak su.

Fresh : Serin. Giyilmemiş. Acemilik. Yüzsüz. Körpe. Serinlik. Temiz. Taze. Zinde. Işıl ışıl.

Brine ingilizce tanımı, definition of Brine

Brine kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : Also, the saline residue or strong mother liquor resulting from the evaporation of natural or artificial waters. Water saturated or strongly impregnated with salt. Hence, any strong saline solution. To steep or saturate in brine. Pickle.