Bring an accusation against somebody türkçesi Bring an accusation against somebody nedir

Bring an accusation against somebody ingilizcede ne demek, Bring an accusation against somebody nerede nasıl kullanılır?

Bring : Neden olmak. Doğurmak. Sebebiyet vermek. Kandırmak. Kazandırmak. İkna etmek. Razı etmek. Belirtmek. Ayıltmak. Getirmek.

An : Sesli harf ile başlayan kelimelerin başında kullanılan belirsiz tanımlık. Bir. Bir (ünlülerden önce). Anabatik rüzgar. (herhangi) bir.

Accusation : İddianame. Sav belgesi. İtham. Suçlama. Dava. İtham etme.

Against : -e zıt yönde. Kontra. Aleyhinde. Mukabilinde. Aykırı. -e aykırı. Karşısında. -e doğru. Dayalı. -e değecek şekilde.

Somebody : Birisi. Biri. Önemli birisi. Bir kimse. Kimse. Önemli kimse. Bazısı. Şahsiyet. Kimisi.

Bring an accusation against : İthamda bulunmak.

Take out a summons against somebody : Mahkemeye vermek.

Stack the cards against somebody : Kartları aleyhine dizmek.

Have a grudge against somebody : Kin gütmek.

Weigh against somebody : Aleyhinde konuşmak. Karşı olmak.

İngilizce Bring an accusation against somebody Türkçe anlamı, Bring an accusation against somebody eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Bring an accusation against somebody ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Censure : Kınama. Cezalandırmak. Tektir etmek. Eleştirmek. Sertçe eleştirmek. Azar. Kınamak. Tenkit etmek. Tekdir.

 

Blames : Ayıplamak. Sorumlu tutmak. Kınamak.

Charge : Yük. İtham etmek. Saldırmak. Resmi dairelerde görülen hizmet karşılığı olarak iş sahibinden alınan para. Görevlendirmek. Ödetmek. Sorumlu tutmak. Yükümlülük. Şarj etmek. Şarj.

Cast blame on : - için sorumlu tutmak.

Censured : Tenkit etmek. Eleştirmek. Kınamak. Cezalandırmak. Kınama. Tekdir. Azar. Tektir etmek. Sertçe eleştirmek.

Censures : Eleştirmek. Sertçe eleştirmek. Tektir etmek. Azar. Cezalandırmak. Kınama. Tenkit etmek. Tekdir. Kınamak.

Blame : Bir suç veya başarısızlığın sorumluluğu. Kınama. Suçlama. Sorumlu tutmak. Suçu birinin üstüne atmak. Kınamak. Sorumluluk. Ayıplamak. Suç.

Arraign : Mahkemeye vermek. Mahkemeye çağırmak (sanığı). Kusur bulmak.

Accuse of : Suçlama altında olmak. Suçlandırılmak. Zan altına sokulmak.

Arraigned : Kusur bulmak. Mahkemeye vermek.

Bring an accusation against somebody synonyms : arraigning, accuse, censuring, arraigns, accuses.