Call for türkçesi Call for nedir

Call for ile ilgili cümleler

English: Did anybody call for security?
Turkish: Birisi güvenliği çağırdı mı?

English: Drastic times call for drastic measures.
Turkish: Sert zamanlar sert önlemler gerektirir.

English: He will call for me about six.
Turkish: O, yaklaşık altıda beni arayacak.

English: He couldn't move and had to call for help.
Turkish: O hareket edemiyordu ve yardım çağırmak zorunda kaldı.

English: Ali heard Mary call for help.
Turkish: Ali Mary'nin yardım istediğini duydu.

Call for ingilizcede ne demek, Call for nerede nasıl kullanılır?

Call : Bilgisayar, hukuk alanlarında kullanılır. İddia etmek. Dava açmak. Adlandırmak. Lakap takmak. Davet etmek. Bağırmak. Çağırmak. Söylemek. Aramak (telefon).

For : Zarfında. Süresince. -e uygun. -e. Uğruna. İçin. Adına. Nedeniyle. -e karşı. Diye.

Call for duty : Göreve çağırmak.

Call for early elections : Erken seçim çağrısı. Seçimlerin planlanandan önce yapılması talebi.

Call for fonds : Ödeme çağrısı. Çoğunlukla anamal arttırımı işlerinde paydaşlara ödeme isteminde bulunulması.

Call for help : Yardım çağırmak. Yardım çağrısı yapmak. İmdat istemek. Yardım istemek. Yardım talebinde bulunmak.

 

Call for inspection : İnceleme için çağırmak.

İngilizce Call for Türkçe anlamı, Call for eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Call for ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Ply : Eğmek. Çalışmak. Yapmak. Durmadan vermek. İş yapmak. Bunaltmak. Düzenli sefer yapmak. Kat. İki veya daha çok nokta arasında düzenli seferler yapmak. Kullanmak.

Behove : Yakışık almak. Yaraşmak. İcap etmek. Yakışmak. Düşmek (iş).

Ask for : Talep etmek. Dilemek. Rica etmek. Aramak.

Beckoned : Baş işareti yapmak. Parmak işaretiyle çağırma. İşaretle çağırmak. El işaretiyle çağırmak. El etmek. İşaret etmek. Baş işaretiyle çağırmak.

Adjuring : Rica etmek. Yalvara yakara istemek. Yalvarmak. Yeminle istemek.

Aspire to : Amaç edinmek. Arzu etmek. Amaçlamak.

Seesawed : Tereddüd etmek. Tahterevalliye binmek. Kararsız olmak. Aşağı yukarı oynatılmış. İnip çıkmak. İleri geri hareket etmiş. Kah öyle kah böyle olmak.

Call away : Saptırmak.

Conduce : Götürmek. Yol açmak. Neden olmak. Katkıda bulunmak. Yardım etmek.

Shuttles : Servis aracı. İki yer arasında sürekli sefer yapan yolcu aracı. Mekik dokumak. Dokuma tezgahı. İleri geri işlemek. Birkaç yer arasında getirip götürmek. Birkaç yer arasında gidip gelmek. Karşılıklı sefer. (dokumacılıkta) mekik.

Call for synonyms : ask for it, adjure, collects, be indicated, necessitate, beckoning, claim, beggared, call, adjured, conduces, have need of, adjures, begged, navigate, be supposed to, be spoiling for, shuttling, entail, dictate, beg, seesawing, stood, demand, be required, stands, seesaw, cry out, requiring, call in, behoove, must, dictates.