Cizge nedir, Cizge ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Köylü kadınların önlüklerini bağladıkları yün ip.

Uçları at kılından püsküllü ve boncuklu yün kuşak.

Cizge anlamı, kısaca tanımı

Püsküllü : Püskülü olan, püskül takılmış olan

Boncuklu : Boncuğu olan, boncukla süslenmiş.

Püskül : Bir ucundan bazı şeylere süs olarak takılan, diğer ucu serbest saçak biçimindeki iplik demeti.

Boncuk : Cam, taş, sedef, tahta, plastik vb. maddelerden yapılan, ortası delik, çoğu yuvarlak ve renkli süs tanesi.

Önlük : Herhangi bir iş genellikle de yemek yaparken giysi kirlenmesin diye giyilen, boyundan askılı ve bele bağlanan örtü. Laboratuvar, tezgâh ve benzerleri yerlerde çalışırken giysinin kirlenmemesi için giyilen, gömlek tarzında olup etek boyu uzun olan, genellikle beyaz renkte giysi. Ortaöğretimin ilk beş yılında öğrencilerin giydiği bir örnek giysi. Küçük çocuklara yemek yedirirken üstlerini korumak için boyunlarına bağlanan örtü. Değirmene öğütülmeye götürülen tahıldan hemen kullanılmak için sırası gelmeden öğütülen azıcık un. Ekmek pişirilen saca desteklik yapan üç ayaklı sacayak. Hayvanların önünde, yem yemeleri için ayrılan yer. Öncü. Kötü kadın. El havlusu. Keçi derisinden yapılan çalışma önlüğü. (Yalvaç Isparta). Yalnız üçetek üzerine giyilen önlük. (Celiptaş Yalvaç Isparta). Siyah ya da kahverenginde yün kadın etekliği. (Gücüllü Yalvaç Isparta). Ahırdaki hayvan yemliği. (Derekuşculu Görele Giresun).

 

Bağla : Buğday ve arpanın içinde bulunan burçak, mercimek şeklinde siyah tanecikler. Bakla yaprağına benzeyen ve pişirilip yenilen bir bitki. Fasulye. Değirmen çarkını firenleyen ağaç. Su bendi tıkacı. Ufak göl. Akarsuların seviyesini yükseltmek, suları toplamak veya başka yöne çevirmek için yapılan bent. Duvarların arasına yatay olarak konulan ağaç. Çoban köpeklerinin boynuna takılan, üzerinde sivri dişler bulunan demir halka. (Adalıkuzu, Hacılar Güdül Ankara) (bakla) : (Akbaş Güdül Ankara).

Kılın : Baykuş.

Püskü : Tütsü, duman (Mucur). Bal alma sırasında arı kovanına duman püskürtmekte kullanılan aygıt. (Kemalpaşa İzmir).

Kuşak : Bele sarılan uzun ve enli kumaş. Yeryüzünde veya herhangi bir gök cisminde belli şartları sağlayan bölge. Henüz birleştirilmemiş ses ve görüntü taşıyan filmler. Bir küre yüzeyi, paralel iki düzlemle kesildiğinde iki kesitin arasında kalan bölüm. Yaklaşık yirmi beş, otuz yıllık yaş kümelerini oluşturan bireyler öbeği, göbek, nesil, batın, jenerasyon. Bir ürünün, bir aygıtın teknolojideki ve bilimdeki gelişmeye göre üretilen yeni biçimleri. Sağlamlığını artırmak için bir şeyin çevresine geçirilen ağaçtan veya metalden bağ. Televizyonda programlar için ayrılmış özel zaman dilimi. Yeryüzünün kutuplar, kutup daireleri ve dönencelerle belirlenen beş bölümünden her biri, küre kuşağı. Yaklaşık olarak aynı yıllarda doğmuş, aynı çağın şartlarını, dolayısıyla birbirine benzer sıkıntıları, kaderleri paylaşmış, benzer ödevlerle yükümlü olmuş kişilerin topluluğu.

 

Köylü : Köyde yaşayan veya köyde doğmuş olan. Köy halkı. Köydeş. Kaba, anlayışsız.

Kadın : Erişkin dişi insan, hatun, hatun kişi, zen. Analık veya ev yönetimi bakımından gereken erdemleri, becerileri olan. Bayan. Hizmetçi bayan.

Kılı : Ufak tefek, çelimsiz. Dana. Şakacı, güldürücü kişi. Çocuk oyununda bir süre için oyundan ayrılanın yerine koyduğu iz, bel.

Kadı : Tanzimata kadar her türlü davaya, Tanzimat ile Medeni Kanun arasındaki dönemde ise yalnız evlenme, boşanma, nafaka, miras davalarına bakan mahkemelerin başkanları.

Yün : Koyun tüyü. Bu tüyden yapılmış.

Ve : Türk alfabesinin yirmi yedinci harfinin adı, okunuşu. İki kelime veya iki cümle arasına girerek aralarında bir bağ olduğunu anlatan söz.

At : Atgillerden, binme, yük çekme, taşıma vb. hizmetlerde kullanılan, tek tırnaklı hayvan, beygir, düldül. Satrançta, her yönde siyahtan beyaza ve beyazdan siyaha bir hane atlayarak L biçiminde hareket eden taş. Astatin elementinin simgesi.

İp : İplik. Asarak öldürme cezası.

Diğer dillerde Civil peyniri anlamı nedir?

İngilizce'de Civil peyniri ne demek ? : civil cheese