Conjunctives türkçesi Conjunctives nedir

Conjunctives ingilizcede ne demek, Conjunctives nerede nasıl kullanılır?

Conjunctive mood : Şart kipi.

Conjunctive probability : Bağlaşık olasılık. Olasılık kuramında, bileşik olayı oluşturan iki ya da daha çok yalınç olaydan birinin ve ötekilerin gerçekleşmesine ilişkin olan, çarpma kuralı aracılığıyla bulunan olasılık, bk. ayrık olasılık.

Conjunctive query : Birletimli sorgu.

Conjunctive search : Birletimli arama.

Conjunctive symbiosis : Konjunktiv simbiyozis. İki organizma arasında görülen vücut birleşiminin olduğu ilişki.

Conjunctivas : Konjunktiva. Göz ile gözkapaklarını birleştiren zar. Göz sümüksel zarı. Göz kapaklarının iç yüzeyi ile skleranın bir kısmını örten ince zar. Konjonktiva. Konjonktiv. Konjunktiva.

Conjunctiva : Göz küresinin ön kısmını örten zar biçiminde ince mukoza. Gözün korneaya kadar olan ön kısmını ve göz kapaklarının iç yüzeylerini kaplayan, çok sayıda goblet hücresi içeren çok tabakalı silindirik epitelden oluşmuş, ince şeffaf mükoz bir tabaka. Konjunktiva. Konjonktiv. Göz kapaklarının iç yüzeyi ile skleranın bir kısmını örten ince zar. Göz ile gözkapaklarını birleştiren zar. Göz sümüksel zarı. Konjunktiva. Konjonktiva.

 

Conjunctivae : Göz ile gözkapaklarını birleştiren zar. Konjonktiv.

Conjunctively : Bağlayarak. Birleştirerek. Bitiştirerek.

Conjunctive tissue : Katılgandoku.

İngilizce Conjunctives Türkçe anlamı, Conjunctives eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Conjunctives ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Binder : Dosya. Ciltçi. Cilt. Lastik bant. Geçici güvence belgesi. Madencilik, ekonomi alanlarında kullanılır. Klasör. Bağ. Asıl güvence belgesi düzenleninceye kadar geçerli olmak ve güvencenin yapıldığını göstermek üzere verilen belge.

Compound : Birkaç elementden yapılmış madde. Kimyasal tepkimeler sonucu iki ya da daha çok öğeden oluşan ve bunlardan bağımsız fiziksel, kimyasal nitelikler gösteren özdek. Belirli öğeciksel yapıda, hep eş türde özdeciklerden oluşan kimyasal özdek. Çeşitli öğelerin belirli oranlarda birleşmesiyle oluşmuş (özdek). Bileşik. Bir bileşimi oluşturan öğelerden her biri ya da bileştirme sürecinin ürünü. Bilgisayar, biyoloji, fizik, kimya alanlarında kullanılır.

Conflate : Birleşik (iki yazı vb). Bir noktada bağlamak. Bir araya gelen. Birleşmiş. Birleşik (iki metnin bir taneye). Bir araya getirmek.

Bonders : Bağlantı taşı. Örgü taşı. Bağlayıcı malzeme. Bonolarla uğraşan kimse. Birleştirici. İki şeyi birleştiren madde. Tahvillerle çalışan kimse. Birleştirici madde.

Connecting : Bağlama. Bağlantı. Başlama. Aktarmalı. Çalıştırma. Birleştirici. Bağlantı kuruluyor.

Associated : İlgili. Birleşmiş. Bağlantılı. İlişkili. Ortak. Ortak olan.

 

Binding : Kitap kapağı. Cilt. Kenar şeridi. Taneciklerin, aralarındaki fiziksel ya da kimyasal kuvvetlerle bir arada durması olayı. Çerçeve. Ciltleme işi. İlişkilendirme. Bir ülkenin yaptığı anlaşma ile, başka ülke ya da ülkelerin mallarına uygulanacak bildirmelik yönünden tanıdığı ayrıcalık. Bağlam.

Attachers : Tutturan. İliştiren. Haczeden. Ekleyen. Bağlayan şey veya kimse. Bitiştiren.

Connected : Yakın. Bağlantılı. Aktarmalı. -e ait. Bağlanmış. Alakadar. Akraba.

Embodiers : Şekilleştiren. Tek vücut olarak bir araya getiren. Biçimlendiren. Belirten. Cisimleştiren. Cisimleştiren kimse. Somutlaştıran. Bir bütün halinde toplayan. İnsan şekline sokan.

Conjunctives synonyms : bulbar conjunctiva, function word, subordinate conjunction, palpebra conjunctiva, pinguecula, closed class word, conjunctival layer of eyelids, tunica conjunctiva palpebrarum, tunica conjunctiva bulbi, conjunctival layer of bulb, subordinating conjunction, coordinating conjunction, mucous membrane, bondings, coalesced, copulatory, continuative, combined, allied, bonding, adjoined, conjoining, composite, bounding, conjunct, conjunctive, conjuncts, confederated, abutting, palpebra, assoc, lid, conflates.

Conjunctives zıt anlamlı kelimeler, Conjunctives kelime anlamı

Disjunctive : Bölen. Ayıran.

Separate : Tecrit etmek. Bireysel. Ayrı. Müstakil. Ayrışmak. Yollarını ayırmak. Ayrıştırmak. Çıkmak. Genellikle süreli yayınlardaki yazıların ya da birden çok yazarı olan kitapların her bir yazara ait bölümünün yapıttan ayrı olarak basımı.