Countered türkçesi Countered nedir

  • Karşılık vermek.
  • Sayaç.
  • Karşı çıkmak.
  • Sayıcı.
  • Karşı gelmek.
  • Karşı koymak.
  • Karşı atak yapmak.
  • Tezgah.
  • Karşılıkta bulunmak.
  • Kontra yumruk atmak.

Countered ile ilgili cümleler

English: Ali claims to have encountered supernatural creatures in that wood.
Turkish: Ali o ormanda doğaüstü yaratıklarla karşılaştığını iddia ediyor.

English: He encountered unexpected obstacles.
Turkish: O beklenmedik engellerle karşılaştı.

English: In the sixteenth century Turkish and Spanish pirates often encountered in Mediterranean Sea.
Turkish: 16. yüzyılda Akdeniz'de Türk ve İspanyol korsanlar birbirleriyle sık sık mücadele ettiler

English: He encountered a friend on the road.
Turkish: Yolda bir arkadaşıyla karşılaştı.

English: Never in his life had he encountered such a dilemma.
Turkish: Hayatında hiç böyle bir ikilem ile karşılaşmamıştı.

Countered ingilizcede ne demek, Countered nerede nasıl kullanılır?

Encountered : Tesadüf etmiş. Yüz yüze gelmek. Karşılaşmak. Çarpışmak. Rastlamak. Dövüşe tutuşmuş. Karşı karşıya gelmiş. Kötü bir şeyle karşılaşmış. Münakaşa etmiş. Mücadele vermiş.

Counterespionage : Casusluğu ortaya çıkarma. Karşı casusluk. Mukabil casusluk. Casusluğa karşı koyma. Casuslukla mücadele.

 

Counterexample : Bir ifadenin yanlış olduğunu kanıtlamak için kullanılan örnek. Karşı örnek. Bir teoriyi veya iddiayı çürüten örnek.

Encounterer : Karşıki. Zıt. Karşıt. Beklenmedik bir şekilde başka bir kimseyle karşılaşan kimse. Muhasım. Karşı karşıya gelen. Karşılaşan. Hasım. Düşman. Karşı çıkan.

Encounterers : Beklenmedik bir şekilde başka bir kimseyle karşılaşan kimse. Karşıki. Karşı çıkan. Zıt. Hasım. Karşılaşan. Muhasım. Karşıt. Karşı. Karşı karşıya gelen.

Counter decoder : Sayaçlı kodçözücü.

Counter check : Zimmet fişi. Borç belgesi. Bankadaki sayışımından para çeken kişi için düzenlenerek kendisine imza ettirilen belge. Yatırım alındısı. Sonradan kontrol. Bankaya yapılan yatırım karşılığında verilen alındı. Tekrar kontrol. Tevdiat makbuzu.

Counter clockwise : Saat akrebi yönü. Sola dönüş. Saat yönünün tersi yönde. Saat yönünün tersi. Saatin tersi yönde. Nün tersi.

Counter currency : Sahte para.

Counter balanced : Denk.

İngilizce Countered Türkçe anlamı, Countered eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Countered ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Confronts : Yüz yüze getirmek. Üstüne gitmek. Karşısına çıkmak. Zıt düşmek. Kötülemek. Karşılaştırmak. Yüz yüze gelmek. Yüzleştirmek. Karşı durmak.

Reception desk : Resepsiyon deski. Resepsiyon.

Counteracts : Gidermek. Etkisini yok etmek. Etkisizleştirmek. Karşı savaşmak. Etkisiz hale getirmek. Mukabele etmek. Önlemek. Etkisini gidermek.

Numerating : Rakamları okumak. Numara vermek. Numaralamak.

Answer back : Terbiyesizce cevap vermek. Cevabı yapıştırmak. Çemkirmek. Küstahça cevap vermek.

 

Bridles : Üçlük. Gem. Başkaldırmak. Gem vurmak. Dizgin. Yular takmak. Ata başlık takmak. Gemileri iskele, rıhtım veya şamandıraya bağlamaya yarayan kalın halat. trol ağlarında maçaları kapılara, kapıları da kanatlara bağlayan üç burgata uzunluğundaki sentetik veya bitkisel halat. Başını hafifçe kaldırarak öfkesini veya beğenmediğini belli etmek.

Confronting : Yüzleşen. Zıtlaşma. Karşılaştırmak. Yüz yüze getirmek. Çelişen. Yüzleştirmek.

Antagonize : Aleyhine çevirmek. Kışkırtmak. Kızdırmak. Düşman etmek.

Contests : İtiraz etmek. Yarışmak. Çekişmek. Rekabet etmek.

Current meter : Akıölçer. Akım ölçer. Elektrik sayacı. Amperölçer. Akımölçer. Muline. Akıntı ölçer. Akmtıölçer.

Countered synonyms : countertop, notions counter, meat counter, checkout counter, recorders, confront, pitches, bridle, meter, countering, collusion, shipbuilding yard, counters, be faced with, bridling, confronted, antagonizes, counteracted, riposting, antagonises, conspiracy, come back, numerated, answered, antagonise, beards, contesting, challenge, antagonising, argue against, argued, riposte, come out against.

Countered zıt anlamlı kelimeler, Countered kelime anlamı

Tidy : Şık. Tertipli. Derleyip toplamak. Toparlamak. Düzenli. Ivır zıvır kutusu. Çöp sepeti. Temiz. Çok. Tertip.

Peripheral : Çevreye ait. Canlıların içinde yaşadıkları ortam ve bu ortamlardaki çeşitli faktörlerin bütünü, ambiyens. herhangi bir yapının merkezinden uzakta olan, kenarda olan. Çevre. Dış kenara ait. Önemsiz. Bilgisayar, veterinerlik alanlarında kullanılır. İkincil. Yanbirim. Çevrebirimi. Kenardaki.