Craters türkçesi Craters nedir

  • Krater.
  • Oyuk.
  • Oyuntu.
  • Kupa (takımyıldızı).
  • Volkan krater.
  • Yanardağ ağzı.
  • Bombanın açtığı çukur.

Craters ingilizcede ne demek, Craters nerede nasıl kullanılır?

Crater lake : Yanardağ ağzı gölü. Kimi sönmüş yanardağların ağızları içinde oluşan çember biçimli göl. Krater gölü.

Crater lakes : Yanardağ ağzı gölü. Krater gölleri. Sönmüş eski yanardağların krater çukurlarında suların birikmesiyle oluşan derin ve çanak biçimli göller. Krater gölü.

Arc crater : Ark krateri.

Big crater : Negev'de dimona ile yerucham arasında yer alan vadi şeklindeki bir krater. Büyük krater.

Bomb crater : Bomba çukuru.

Cratering : Patlama oluşması. Çukur oluşması. Krater oluşuşması. Kesici uç oyuklaşması.

Crater : Dağ tepelerinde oluşmuş büyük çukur. Yanardağ ağzı. Bir takımyıldızın adı. Çukur. Coğrafya, uzay, jeoloji alanlarında kullanılır. Yanardağ konisinin üstünde ya da yanlarında, bacanın son bulduğu çember biçimindeki çıkış. Krater. Sürekli akımla çalışan ışık yayı lambasında pozitif kömürün ucunda olan çukurluk. Kupa (takımyıldızı). Dağağzı.

Hypocrateriform : İnce ve uzun olan korolla tüpünün aniden genişleyip açılarak korolla loblarının düz ve yatay bir şekil almaları. Hipokrateriform.

 

Crateriform : Krateriform.

Shell crater : Mermi çukuru.

İngilizce Craters Türkçe anlamı, Craters eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Craters ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Give : Gitmek. Esneklik. Bulaştırmak. Doğruluğunu kabullenmek. İtiraf etmek. Armağan etmek. Bel vermek. Ödemek. Uçlanmak. Esnemek.

Caverning : Büyük ve derin mağara. Kavern. Boşluk. Kayalık yamaçlardaki veya kaya diplerindeki kovuklar. İn. Geniş yeraltı açıklığı. Mağara. Büyük mağara.

Fill : Dolusu. Dolduracak miktar. Yapmak. Dolmak. Doyumluk. Şişirmek. Doldurmak. Kapamak. Doyma.

Cracked : Üşütük. Çatlak (yeryüzü vb). Keçileri kaçırmış. Kafadan kontak. Çatlak. Çatlamış. Pütür pütür. Kırık. Hasta. Kaçık.

Treat : Ismarlama. Kullanılır duruma getirmek. Zevk. Bahsetmek. Otamak. Muamele etmek. Yeniden düzenlemek. Otalamak. İkram.

Crater : Kupa. Bir takımyıldızın adı. Çukur. Yanardağın tepesinde, yamacında ya da eteğinde arka arkaya patlamalar ve püskürmelerle oluşmuş, huni biçiminde, çapı 1000 m.'den az,derinliği birkaç yüz metreyi bulan delik. Sürekli akımla çalışan ışık yayı lambasında pozitif kömürün ucunda olan çukurluk.

Board : Yolcu almak. Tecimevi, iş yerlerinin kapılarına asılan ve yapılan iş çeşidi ile bu işe ilişkin özel ve tüzel kişi iyeliğini kapsayan göstergeç. Meclis. Gemiye binmek. Pano. Yiyecek sağlamak. Sofra. Kart. İlan tahtası. Tahta.

Gratify : Sevindirmek. Hoşnut etmek. Kendini kaptırmak. Tatmin etmek. Memnuniyet vermek. Gidermek. Mutlu etmek. Taltif etmek. Memnun etmek.

Dish : Piliç. Atlatmak. Güzel kız. Tabak. Sunmak. Ortasını çukurlatmak. Oymak. Bombeleştirmek. Mahvetmek. Servis yapmak.

 

Serve up : Sayıp dökmek. Servis yapmak. Yemeği sofraya koymak. Sofraya koymak. Sunmak.

Craters synonyms : indulge, around the bend, ply, barmy, fix up, loopy, balmy, nuts, cavitation, concaves, nutty, cavitations, alcoves, loco, dish up, feed, caverns, alcove, sustain, shower, dish out, canaling, bats, antrum, haywire, accommodate, batty, round the bend, canallers, kooky, power, fulfill, concave.

Craters zıt anlamlı kelimeler, Craters kelime anlamı

Take : Çevirim eylemi. (fotoğraf) çekmek. Pay. Tutma. Hasat. Ele almak. Çevirmek. Kavramak. (sınava) girmek. Almak.

Sane : Akıllı. İyi düşünebilen. Makul. Mantıklı. İnsaflı. Akıllıca. Aklı başında. Akla yatkın.