Crises türkçesi Crises nedir
- Dönüm noktası.
- Kriz.
- Buhran.
- Bunalım.
- Krizler.
- Buhranlar.
Crises ingilizcede ne demek, Crises nerede nasıl kullanılır?
Berlin crises : Berlin krizi.
Sea of crises : Bunalımlar denizi. Ay yüzeyindeki düzlüklerden birinin adı.
Crisis : Hastalığın dönüm noktası, hastanın iyileşeceği veya öleceğinin belli olduğu an. aniden gelişen şiddetli belirtilerle ayırt edilen nöbet, hastalık nöbeti. Buhran. İktisat, sosyoloji, veterinerlik, uluslararası ilişkiler alanlarında kullanılır. Düğüm. Bunluk. Bir oyunda gerilimin ve ilginin arttığı, işlerin karıştığı, çapraştığı yer. düğüm öğesi çatışmalardan, çevrilen dolaplardan, birtakım gizlerden elde edildiği gibi, kişilerin karakter özellikleriyle de yaratılabilir. Kriz. Sermaye ve gelir kayıplarına yol açan ve iktisadi bütünlüğün her düzeyinde etkisi olan politik, ideolojik ve iktisadi tüm değerleri bozan bir rahatsızlık. iktisadi çevrimdeki genişleme ve sürekli bir ilerleme döneminden sonra uzun ya da kısa daralma evresine geçerek yön değiştirme. Olayların alışılmış ya da beklenen sırasında görülen herhangi bir bozulma. alışkanlık ya da ölçülerin değişen koşullara uygun düşmemesi sonucu bireyin, toplumsal kümenin ya da toplumun, yeni koşullara uygun alışkanlıklar, ölçüler oluşturması zorunluluğunun ortaya çıkması. Nöbet.
Crisis center : Kriz merkezi.
Crisis management : Kriz yönetimi. Bunalım yönetimi.
Crispen : Gevretmek. Gevrekleştirmek. Gevrek gibi olmak. Gevrek ve kıtır kıtır hale getirmek. Gevremek.
Crisis of over production : Fazla miktarda mal ve hizmet üretilmesi sonucu ekonomide stokların artarak kar oranlarının düşmesi. krş eksik tüketim bunalımı. Aşırı üretim bunalımı.
Crispbread : Kuru gevrek tatlandırılmamış kraker. Kraker.
Crisp : Canlı. Gevrek. Çıtır çıtır. Kıvrılmak. Gevrekleştirmek. Buruşmak. Hışırdatmak. Kıvırcık. Dalgalandırmak. Kıtır kıtır.
Crisp toast : Kıtır tost.
İngilizce Crises Türkçe anlamı, Crises eş anlamlısı
Sözcükler, direkt olarak Crises ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.
Acme : Doruk. Hastalık krizi. Gdb. En yüksek nokta. Akme. Zirve.
Originate : Çıkarmak. Çıkmak. Vücuda getirmek. Başlatmak. Meydana gelmek. Başlamak. Esinlenmek. Neden olmak. Örnek alınmak. İcat etmek.
Uprise : Ayaklanma. Ayaklanmak. Yukarıya çekmek. Daha yukarı çıkarmak. Kabarmak. İsyan. Yükselmek. Yükseğe çıkarmak. Tırmanmak.
Depressions : Çökme. Değerini düşürme. Depresyon. Kasvet. Daralma. Bunalımlar. Bastırma. Çöküntü.
Climacteric : Hassas. Buhranlı yaş devresi. Menapoz. Menopozla ilgili. Kritik. Yaş dönümüyle ilgili. Menapozla ilgili. Yaş dönümü. Menopoz.
Heartsickness : Kederlilik. Kalpten rahatsız olma durumu. Umutsuzluk. Mutsuzluk.
Crossroad : Yan yol. Uzayıp giden şeylerin kesiştikleri veya birleştikleri yer (akarsu, yol gibi). İki yolun kesişmesi. Ara yol. Çapraz yol. Kavşak. Abd'de ana yola katılan veya onu kesen bir başka yol. Dört yol ağzı.
Invasions : Saldırı. Tecavüz. Nöbet. İhlal. Akın. Düşman istilası. İstila.
Head : Başlık. Gövde. Başına geçmek (şirket vb). Başkan. Yollanmak. Örtübaşı. Atletizm, bilgisayar, biyoloji, jimnastik, madencilik, sinema, televizyon, jeoloji alanlarında kullanılır. İnsan vücudunun ağız, duygu organları ve beyni içine alan en ön bölgesi. herhangi bir hayvanın bu bölgeye karşılık olan yapısı. sefal, kafa. 3.bakteriyofajlarda ikozahedral şekilli, dna içeren kısmı. 4.miyozinin bir parçası. fosfolipitlerin yağ asitleri içermeyen kısmı. spermlerde haploit çekirdeğin bulunduğu kısmı. Alıcı, gösterici, basım aygıtı gibi çeşitli aygıtların temel düzeneğini taşıyan bölüm. Bir üçayağın alıcı ile birleştiği yerde bulunan ve alıcının olduğu yerde çeşitli yönlere dönebilmesini sağlayan çeşitli yapıdaki araçlar.
Exigency : Mübremlik. Acil durum. Gerek. Zaruret. Mecburiyet. Ani hareket gerektiren durum. Zorunluluk. Gereksinim. İhtiyaç. Aciliyet.
Crises synonyms : come, crisis, blues, emergency, despondence, breakthroughs, emerge, despondencies, well up, become, dunkirk, rise, cusp, follow, conjuncture, climaxed, catastrophe, melancholy, climax, despondency, catastrophes, resurge, conjunctures, melancholies, fits, occasion, juncture, swell, come forth, bouts, end point, dismay, spring up.
Crises zıt anlamlı kelimeler, Crises kelime anlamı
Critical : Yerici. Bilgisayar, nükleer enerji alanlarında kullanılır. Ciddi. Tehlikeli. Bir oluşumun yerini bir başkasına bıraktığı, bir değerin yeni bir değere dönüştüğü dönüm noktasına ilişkin olan. Kusur bulan. Dönümcül. Hassas. Titiz. Değerlendirme amacıyla yapılan.
Noncritical : Tehlikeli bir noktada olmayan. Eleştirel olmayan. Ani değişim noktasında olmayan (fizik, kimya). Kritik olmayan. Ciddi olmayan.
Stay in place : Yerinde kalmak.
Crises antonyms : fall.

Bu kısımda Crises kelimesinin türkçesi nedir? ingilizcede Crises ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik olarak hemen sorabilir, daha sonra kısaca ingilizce Crises anlamı, açılımı ya da türkçe kelime anlamı hakkında bilgiler verebilir veya dilerseniz Crises ile ilgili cümleler sözler yazılar ile ingilizce türkçe çeviri sözlük anlamları paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.