Cross each other türkçesi Cross each other nedir

Cross each other ile ilgili cümleler

English: These two lines cut across each other at right angles.
Turkish: Bu iki çizgi birbirini dik açıyla kesmektedir.

Cross each other ingilizcede ne demek, Cross each other nerede nasıl kullanılır?

Cross : Karşıt. Çarmıh. Eski romalılarda suçluyu öldürmek için kullanılan bir araç. hıristiyanlığın simgesi olan, birbirini dik kesen iki doğrunun oluşturduğu biçim, put. Karşıya geçmek. Hilekar. Geçişmek. Geçirmek. İkili te. Kızgın. Borudan iki yana kol almakta kullanılan bağlantı parçası.

Each : Beher. Tanesi. Herbir. Adam başına. Her. Her bir. Tanesine. Her birine. Her (bir). Herbirisi.

Other : Bundan başka. Öbür. Başkası. Diğeri. Gayri. Başka. Başka biçimde. Geçen. Öbürü. Başka türlü.

Each other : Birbiri. Yekdiğerini. Birbirine. Birbirine göre. Birbirlerini. Birbirini.

Argued with each other : Dövüştüler. Birbirileriyle kavga etiler. Birbirileriyle tartıştılar.

Know each other : Birbirini tanımak.

Forgave each other : Makyaj yapmış. Birbirine üzgünüm demiş. Birbirini bağışlamış. Uydurmuş.

Bump into each other : (yolda veya rastlantı eseri) birbirlerine rastlamak veya karşılaşmak.

Kiss each other : Öpüşmek.

Damaging each other : Birbirini inciten. Birbirine zarar veren. Birbirinin değerini düşüren.

 

İngilizce Cross each other Türkçe anlamı, Cross each other eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Cross each other ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Come upon : Rast gelmek. Rastlamak. Hücum etmek. Basmak. Saldırmak. Üstüne gelmek. Gafil avlamak.

Chance on : Tesadüf etmek. Rastlaşmak. Rastgelmek. Tesadüfen karşılaşmak. Şans eseri bulmak. Tesadüfen bulmak. Yolu düşmek. Rastlantı sonucu bulmak. Rastlamak.

Come up : Yaygın olmak. Mahkemeye çıkmak. Ele alınmak. Yaklaşmak. Londra'ya gelmek. Yükselmek. Çıkagelmek. Tutulmak. Gündeme gelmek.

Alight upon : Rastlamak. Çarpmak. Üzerine konmak.

Come by : Edinmek. Yolu düşmek. Kaza sonucu bulmak. Kazanmak. Uğramak. Önünden geçmek. Ziyaret etmek. Elde etmek. Kazara ya da tesadüfen edinmek.

Bump into : Çarpışmak. Rastlantı sonucu karşılaşmak. Arabayla (ağaca vb) çarpmak. Bindirmek. Tesadüf etmek. Çarpmak. Rastlamak. Hızla çarpmak. Toslamak.

Crosses : Haç işareti yapmak. Engellemek. Üst üste atmak. Bozmak. Melezlemek. Geçmek. Çaprazlaştırmak. Darılmak. Çapraz çizgiler çizmek.

Drop a cross : Raslayıvermek.

Discover : Farkına varmak. Keşfetmek. Rastlamak. Anlamak. Ortaya çıkarmak. Meydana çıkarmak. Göstermek. Bulmak. Farketmek.

Confront with : Yüzleştirmek. -e gidip anlatmak. -e gidip söylemek. Karşılaştırmak.

Cross each other synonyms : come across, come on, come up against, chance upon, come across with.