Düren nedir, Düren ne demek

Düren; Jeoloji alanında kullanılan bir kelimedir.

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Taze ekinlerin ve asmaların yapraklarını sarartıp, kurutan bir hastalık.

Sebzelere, çiçeklere, ağaçların yapraklarına ve taze sürgünlerine dadanarak onları yiyen ve kıvrılarak kurumalarına sebep olan yeşil, siyah bir böcek, bit, kurtçuk.

Tahta bakraç.

Jeoloji'deki terim anlamı:

Eksinit ve başka çeşit çürüntüleri kapsayan, gözle gözlenebilen kömür tipi.

Düren anlamı, tanımı

Düre : Ekinleri tazeyken yiyen bir çeşit kurt, böcek

Düren hastalığı : Triklor asetik asitle ekstraksiyona tabi tutulan soya fasulyesi küspesiyle beslenen sığırlarda görülen, anemi, lökopeni ve mukozalarda kanamalarla belirgin hastalık.

Yanık düren : Son çocuk, tekne kazıntısı.

Yannık düren : Son çocuk, tekne kazıntısı.

Hastalık : Organizmada birtakım değişikliklerin ortaya çıkmasıyla sağlığın bozulması durumu, rahatsızlık, çor, dert, sayrılık, illet, maraz, maraza, esenlik karşıtı. Aşırı düşkünlük, tutku. Ruh sağlığının bozulması durumu. Bitkilerin yapılarında görülen bozukluk.

Kurtçuk : Bazı hayvanların, özellikle böceklerin yumurtadan çıktıktan sonra, krizalit veya ergin karakterlerini kazanmadan önceki evresi, sürfe, larva.

Hastalı : Hastalıklı.

 

Kurutan : Gaz ortamdaki nemi çekerek gazı kurutan, P2O5, H2SO4 gibi kimyasal özdek. hlk. Burun kanatlarında bulunan Cartilago alaris adlı kıkırdağın büyümesi, kemik dokuya metaplazisi ve bu nedenlerle burun deliğinin tıkanması sonucu ortaya çıkan rahatsızlık.

Sarartı : Sarı olma durumu.

Çürüntü : Pişerken kesilmiş süt. Çürük şeylerin döküntüsü. Kömürlerin dokusunu yapan homojen, mikroskopik bileşenler. Çörçöp, süprüntü, döküntü.

Yaprak : Bitkilerde solunum, karbon özümlenmesi, terleme vb. olayların oluştuğu, çoğu klorofilli, yeşil ve türlü biçimdeki bölümler. Börek, baklava vb. şeylerde yufka. Eni 50, boyu 75 santimetre olan bayrak ölçüsü. Kat kat ayrılabilen şeylerde kat. Birkaç parça eklenerek yapılmış olan şeylerde her parça. Sarma yapılmış olan asma yaprağı. Kitap, defter vb. şeylerde ön ve arka yüzü oluşturan kâğıtlardan her biri, varak.

Sürgün : Ceza olarak belli bir yerin dışında veya belli bir yerde oturtulan kimse. Filiz. İshal. Bir kimsenin sürüldüğü yer. Sürülme işi, nefiy.

Dadana : Hizmetçi.

Kurtçu : Kurtboğan, atılgan köpek.

Bakraç : Çoğunlukla bakırdan yapılmış olan küçük kova. Bu kovanın alabildiği miktarda olan.

Kuruma : Kurumak işi. Boyanın çözücüsünün buharlaşması veya bağlayıcısının kimyasal tepkime gibi çeşitli yollarla sert bir film oluşması.

Sürgü : Kapının kapanması için arkasına yatay olarak yerleştirilen demir veya ağaç kol, tırkaz, sürme. Sürülmüş tarlayı bastırmak ve düzeltmek için kullanılan, taştan veya ağaç kütüğünden tarım aracı, tapan. Sıvayı bastırıp düzeltmek için kullanılan büyük mala. Çoğu kez bölümlere ayrılmış bir çubuk üzerinde veya bir cetvelin, bir kumpasın ortasına açılmış bir oluk içinde kayabilen sivri uç veya küçük lama. Hastanın büyük ve küçük abdestini yapabilmesi için altına sürülen kap.

 

Siyah : Kara, ak, beyaz karşıtı. Bu renkte olan. Baskıda başka harflerden daha kalın görünen harf türü.

Sebep : Bir şeyin olmasına veya belli bir hâlde bulunmasına yol açan şey.

Yeşil : Sarı ile mavinin karışmasından ortaya çıkan, bitki yapraklarının çoğunda görülen renk. Olmamış, ham (meyve). Kurumamış, taze (sebze), kuru karşıtı. Bu renkte olan.

Diğer dillerde Düren anlamı nedir?

İngilizce'de Düren ne demek ? : duren