Dıkıs nedir, Dıkıs ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Çok sıkıştırılmış, bastırılmış, dolu, sıkı: Bu çuvalı ne kadar dıkıs basmışlar.

Sıkışık, dar: Yerimiz çok dıkıs.

Havasız basık yer.

İyi pişmemiş, kabarmamış ekmek.

Suyu az gelerek iyi pişmemiş yemek, susuz ve katı olduğundan boğazda kalan yiyecek: Pilav aşı ne kadar dıkız olmuş.

Sarı, yapışkan bir toprak.

Çok nemli toprak, sulu olmayan çamur, çamurlu tarla.

Dıkıs kısaca anlamı, tanımı

Dıkı : Biraz, bir parça, azıcık. Azıcık

Yapışkan : Yapışma özelliği olan. Yapıştırıcı. Gitmek bilmeyen.

Çamurlu : Çamur bulaşmış, üstünde veya içinde çamur bulunan.

Sıkışık : Sıkışmış bir durumda olan.

Havasız : Havası olmayan, hava almayan. Göz alıcı, çekici olmayan. Havası iyi ya da yeterli olmayan.

Kabarma : Kabarmak işi. Ay ve Güneş'in çekim etkisiyle, büyük denizlerde suların yükselmesi, met. Duygulanma. Kendini üstün görme, büyüklük taslama.

Bastırı : Bir ışımın bir birleşenini eleme.

Yiyecek : Yenmeye elverişli olan her şey. Yenebilen.

Olmaya : Yapılmamış ola, görülmemiş ola.

Bastır : Merdiven, el merdiveni, merdiven basamağı, iskele.

Toprak : Yer kabuğunun, toz durumuna gelmiş türlü kütle kırıntılarıyla, çürümüş organik cisimlerden oluşan ve canlılara yaşama ortamı sağlayan yüzey bölümü. Memleketli. Kara. Yer kabuğunun bu bölümünden yapılmış. Arazi, tarla. Ülke.

 

Gelere : Tezgahta dokunacak bezin ipliğini çözmeye yarayan bir aygıt.

Sıkış : Toplu, tıkız, şişman.

Pişme : Pişmek işi.

Olmuş : Olgunlaşmış, ergin.

Nemli : Nemi olan, az ıslak, rutubetli, kuru karşıtı. Yaşlı (göz).

Topra : Torba.

Geler : Atın kuyruğunun sarkık durumu. Kertenkeleye benzeyen bir çeşit bayvan. Kayalardan oyularak yapılan oda.

Tarla : Tarıma elverişli olan, sınırlı ve belirli toprak parçası. Deniz hayvanlarının çok olduğu yer.

Yemek : Yemek yeme, karın doyurma işi. Kandırmak. Isırmak. Gücünü kırmak, perişan etmek, mahvetmek. Ağızda çiğneyerek yutmak. Harcamak, tüketmek, bitirmek. Aşındırmak, kemirmek, oymak, delmek. Harcanmak, kullanılmak, sarf edilmek. Birine alacağını vermemek, ödememek. Batmak, çizmek, kaşındırmak, dalamak. Yenmek için pişirilip hazırlanmış yiyecek, aş, taam, ekmek. Günün belli saatlerinde yenilen besin. Yasal yoldan cezalandırılmak. Konuklara yiyecek verilerek yapılmış olan ağırlama. Hoşa gitmeyen kötü bir duruma uğramak, tutulmak. Başkasının parasını harcamak. Hakkı olmayan ve kendisine yasak edilmiş bulunan bir şeyi kabul etmek. Sürekli üzmek, tedirgin etmek.

Diğer dillerde Dıc anlamı nedir?

İngilizce'de Dıc ne demek ? : disseminated intravascular coagulation