Debizilemek nedir, Debizilemek ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Devamlı olarak dövmek, itmek, kötülemek, hırpalamak: Ahmet Ağagil gelinlerini debizileyivermişler.

Debizilemek tanımı, anlamı

Debiz : Nemli toprak. [Bakınız: darbız]. Hakaret, tekdir: Hasan efendi hizmetçisini her gün debizler. Edepsiz: Bu hayvan debiz bir şey

Debi : Bir akarsuyun herhangi bir kesiminden saniyede geçen suyun hacmi, akım.

Hırpalamak : Örselemek. Dövmek. İtip kakmak, azarlamak veya yıpratmak.

Kötülemek : Biri veya bir şey için olumsuz, aşağılayıcı, hoş olmayan sözler söylemek. Nesnelerin niteliği bozulmak, kalitesi bozulmak. İnsanın sağlığı bozulmak.

Hırpalama : Hırpalamak işi.

Kötüleme : Kötülemek işi.

Devamlı : Sürekli, bitmeyen, kesintiye uğramayan. Okuluna düzenli bir biçimde devam eden. Sürekli, bitmeyen, kesintiye uğramayan bir biçimde.

Dövmek : Tokat, yumruk, tekme vurarak canını acıtmak. Çarpmak, sertçe dokunmak. Çamaşır, halı vb.ni tokaç, sopa gibi şeylerle vurarak temizlemek. Topa tutmak. Bir şeyi toz durumuna getirmek için ezmek. Davul vb. çalmak, vurmak. Ateşte ısıtılarak yumuşatılmış bir madeni, vurarak istenilen biçime getirmek. Ezmek. Çırpmak.

İtmek : Bir şeyi güç uygulayarak ileri götürmek. Bir cisim, belli bir yakınlıktaki başka bir cismi kendisinden uzaklaşmaya zorlamak, çekmek karşıtı. Bulunduğu yerden aşağı düşürmek. Sürüklemek, sevk etmek. Kapı, pencere vb.ni güç uygulayarak açmak veya kapamak.

 

Ahmet : [Bakınız: ehmet]. Övülmeye layık, övülmüş.

Hırpa : Cılız, çelimsiz, sıska.

Devam : Sürme, sürüp gitme, kesilmeme, bitmeme. Ek, parça. Bir yere belli bir amaçla, gereken zamanlarda gitme. "Kesme, sürdür" anlamında kullanılan bir söz.

Dövme : Dövmek işi. Dövülerek kabuğu çıkarılmış buğday, yarma. Dövülerek yapılan. Kızgın durumdayken dövülerek biçim verilmiş (metal eşya). Vücut derisi üzerine iğne vb. sivri bir araçla çizilmek ve içine renk veren maddeler konulmak yoluyla yapılmış olan yazı veya resim.

Gelin : Evlenmek için hazırlanmış, süslenmiş kız veya yeni evlenmiş kadın. Aileye evlenme yoluyla girmiş olan kadın.

Geli : Gel. Ardıç ağacının meyvesi. Düğün çağırıcısı.

Hırp : Sertleşmiş kar. Karın yumuşak, yapışkan durumu. Basılmadan sertleşmiş üzerinde gezilebilir kar.

Olar : Onlar. Onlar (III. çokluk şahıs zamiri).

İtme : İtmek işi.

Deva : İlaç, çare.

Diğer dillerde De moivre laplace erey savı anlamı nedir?

İngilizce'de De moivre laplace erey savı ne demek ? : de moivre-laplace ümit theorem