Deductive türkçesi Deductive nedir

  • Tümdengelim.
  • Anlaşılabilir.
  • Çıkarımsal.
  • Çıkarsamaya ait.
  • Çıkarsama ile ilgili.
  • Tümdengelimli.
  • Sonuç çıkarılabilir.
  • Didaktif.

Deductive ingilizcede ne demek, Deductive nerede nasıl kullanılır?

Deductive logic : Tümdengelimli mantık. Tümdengelimci mantık.

Deductive method : İktisat, sosyoloji alanlarında kullanılır. Yalnızca tömdengelim yordamları ile iş gören bilimsel uslamlama yöntemi. Tümdengelim yöntemi. Tümdengelimci yöntem. Bir iktisadi olguyu genelden özele doğru inceleme yöntemi. Tümdengelimli yöntem. Tümden gelim yöntemi. Çıkarım yöntemi.

Deductive reasoning : Tümdengelimli muhakeme. Gerçeklerin düzenli olarak analiz edilmesiyle sonuca varan mantıklı düşünme. Tümdengelimli usa vurma. Tümdengelimli usavurma. Tümdengelimli akıl yürütme.

Deductive sciences : Tümdengelimci bilimler. Bk. önkanıtlı bilimler.

Deductive statistics : Tümdengelimci sayımbilim. Bk. betimleyici sayımbilim.

Deducting : Düşme. İndirme. Hesaptan indirmek. Çıkarmak. Düşmek.

Deductibility : Çıkarılabilme. Düşülebilirlik. Çıkarılabilir veya kaldırılabilir olma.

Hypothetico deductive method : Bazı önermelerin varsayımlar olarak ortaya atılması, bunların eldeki geçerli bilgilere dayanılarak doğrulanmaya çalışılması ve varılan sonucun olgularla karşılaştırılması yolu. Varsayımlı-tümdengelimli yöntem.

 

Deduction : İndirme. Azaltma. Çıkarım. Kesenek. Tümdengelim. Çıkarma. Kesinti. Türetim. Genelden özele, tümelden tikele giderek ya da önsayıtlardan vargılar ve çıkarımlar türeterek bilgi üretme yöntemi.

Deductive theory : Tümdengelimli yöntem.

İngilizce Deductive Türkçe anlamı, Deductive eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Deductive ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Easy to understand : Kavranabilir. Anlaması kolay. Kavraması kolay. Kolayca anlaşılır. Çetrefilsiz.

Inferential : Sonuç olarak çıkarılabilir. Dolaylı olarak anlaşılan. Dolayısıyla anlaşılan. Anlaşılan. İstidlali.

Scrutable : Muayene veya araştırma yolu ile anlaşılabilen. Anlaşılır. Makul. Kavranabilir.

Graspable : Kavranabilir. Kapılabilir. Makul.

Deduction : Çıkarma. İndirme. Genelden özele, tümelden tikele giderek ya da önsayıtlardan vargılar ve çıkarımlar türeterek bilgi üretme yöntemi. Sonuç çıkarma. Çıkarılan miktar. Türetim. İndirim. Kesinti. Bir ya da bir kaç öncülden mantık yasalarına dayanılarak bir sonucun zorunlu olarak çıkacağının gösterilmesi ve bu sonucun doğruluğunun tanıtlanması amacıyla genelden özele vararak düşünme yolu. mantıkçılara göre öncüllerin doğru olması durumunda sonucun da zorunlukla doğru olduğu çıkarım biçimi.

Intelligent : Yetenekli. Akıllı. Kafalı. Yaman. Kültürlü. İzan sahibi. Anlayışlı. Anlaklı. Usta.

Deductions : İndirim. Kesinti. Sonuç. Sonuç çıkarma. Çıkarma. Çıkarılan miktar. Sonuçlar.

Understandable : Anlaşılır. Kavranılır. Kavranabilir. Anlaşılması mümkün.

 

Construable : Tercüme edilebilir. Yorumlanabilir. Kavranabilir.

A priori : Olaydan önce. Bir denemeye girişmeden us yolu ile ileri sürülen yargı. Muhtemel. Apriori. Deneyden önce. Bilimsel düşünüşe aykırı olarak, deneyden önce ve ondan bağımsız olarak elde edildiği ve başlangıçtan beri bilinçte var olduğu savlanan bilginin bu niteliği. Öncüllerden sonuç olunan. Eğitim, fizik, kimya, sosyoloji alanlarında kullanılır. Önsel. Fizik, kimya olaylarını denemsel yollarla değil, ana ilke ve yasalardan, kesin matematiksel tümdengelimlerle bulmaya ilişkin.

Deductive synonyms : discoverable, comprehendible, analytic, fathomable, comprehensible, deducible, apprehensible, intelligible, illative, analytical, apriority.

Deductive zıt anlamlı kelimeler, Deductive kelime anlamı

Synthetic : Bir bireşimi oluşturan öğelerden her biri ya da bireşim sürecinin ürünü. Doğal kaynaklardan doğrudan sağlanmamış, daha yalın yapılı bileşiklerden kimi tepkimelerle türetilmiş olan (özdek). Bireşimsel. Sentetik deterjanlar. Çekimli (dilbilgisi terimi). Yapay. Suni. Sentetik. Bireşimli.

A posteriori : Nedenini etkileyen. Doğmasına neden olan. Sonsal. Sonuçtan yola çıkarak sebebi bulma. Bilinen sebeplerden kaynaklanan. Artçıl. Hadiseden sonra. Emrivaki. Endüksiyon kullanılan. Tümevarımsal.

Inductive : Endüktif. Tümevarımsal. İlkel.

Deductive ingilizce tanımı, definition of Deductive

Deductive kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : Of or pertaining to deduction. Capable of being deduced from premises. Deducible.