Demirlemek nedir, Demirlemek ne demek
- Kapı ve pencerenin kol demirini takmak, kapatmak.
- Gemi demir atmak.
- Demire vurmak

"Demirlemek" ile ilgili cümle
- "Pencereleri demirledikten sonra içim rahatladı."
- "Onların her gelişinde uzakta demirleyen gemilerine alıştık." - A. Kutlu
- "Hayran Baba'yı bir serseriyle birlikte demirlemişlerdi." - F. R. Atay
Yerel Türkçe anlamı:
Derinin, yüzü kazınmak, bıçak çekmek.
Çift sürerken sapan demiri öküzün ayağına batmak: Bugün kazaya kaldık, sarı öküzü demirledik.
Demirlemek anlamı, kısaca tanımı:
Demir : Bu elementten yapılmış. Güçlü, kuvvetli, sert. Bu elementten yapılmış parça. Ayakkabı topuğuna veya ayakkabı burnuna aşınmayı önlemek için çakılan, özel olarak yapılmış madenden parça. Atom numarası 26, atom ağırlığı 55,847, yoğunluğu 7,8 olan, 1510 °C'de eriyen, mavimtırak esmer renkte, özellikle çelik, döküm ve alaşımlar durumunda sanayide kullanılmaya en elverişli element (simgesi Fe). Çıpa.
Kapı : Gidere yol açan gereksinim. Gelir, geçim, kısmet sağlayan yer, kaynak veya imkân. Ev gezmesi için gidilen yer. Osmanlı Devleti'nde resmî görev yeri. Devlet dairesi. Tavla oyununda iki pul üst üste getirilerek karşı oyuncunun o haneyi kullanmasına engel olunan yer. Sadece bir konuda yoğunlaşmış bilgilerin yer aldığı Genel Ağ sayfası, portal. Bu açıklıktaki açılıp kapanan kanat. Bir yere girip çıkarken geçilen ve açılıp kapanma düzeni olan duvar veya bölme açıklığı.
Pencere : Yapıları veya tren, vapur vb. ulaşım araçlarını aydınlatmak, havalandırmak amacıyla yapılan, çerçeve, cam, panjur, perde gibi eklentilerle daha kullanışlı bir duruma getirilen açıklık.
Takmak : Önemsemek, önem vermek, tınmak. Bir şeyi başka bir yere uygun bir biçimde tutturmak, iliştirmek, geçirmek. Düğün vb. törenlerde takı armağan etmek. Borç bırakmak. Kuşanmak. Sınavını başaramamak. Kendisiyle birlikte götürmek, yanına almak veya arkasından izletmek. Ad, lakap koymak. Biriyle olumsuz olarak uğraşmak.
Kapatmak : Bir kadınla nikâhsız yaşamak. Kapamak. Bitirmek, unutturmak, söz edilmesini engellemek. Bir malı değerinden aşağı bir karşılıkla elde etmek. Herhangi bir yerin bütün masraflarını üstlenip başkalarını içeri almadan isteği doğrultusunda eğlenmek. Yayımını yasak etmek, yayımına son vermek.
Gemi : Su üstünde yüzen, insan ve yük taşımaya yarayan büyük taşıt, sefine.
Atmak : Terk etmek. Bir şeyi yere doğru bırakmak. Rastgele bir kenara koymak. Göndermek, yollamak. Götürmek. Top, tüfek vb. silahları patlatmak. Yay ve tokmakla ditmek, kabartmak. Bir yerden başka bir yere taşımak. Çatlamak. Kullanılması gelenek hâline gelmiş bir şeyi kullanmaktan vazgeçmek. Değerini eksiltmek. Yırtılmak. Uzatmak. Yazılı veya banda alınmış bir metinden bazı bölümleri çıkarmak. Kalp, nabız vurmak, çarpmak. İstenilmeyen bir şeyi kendi malı olmaktan çıkarmak. Geri bırakmak, ertelemek. Kurşun, gülle, ok vb. şeyleri hedefe fırlatmak. Söylemek. Bir kimsenin ilişiğini kesmek. Koymak. Yapışık olduğu yerden ayrılmak. Yapılmış kötü bir işi birine yüklemek. Kovmak, dışarıya çıkarmak, ilgisini kesip uzaklaştırmak. Bilmeden, kestirerek söylemek. İçki içmek. Sille, tokat vurmak. Patlayıcı maddelerle havaya uçurup yıkmak. Çıkarmak, dışarıya vermek. Örtmek. Yalan veya abartmalı söz söylemek. Bir cismi bir yöne doğru fırlatmak. Sıkıntı dolayısıyla giyilen bir şeyi çıkarmak.
Vurmak : Çarpma işlemini yapmak. Herhangi bir biçimde haksız yoldan para almak, soymak. Hızla çarpmak. Piyango vb. çıkmak, isabet etmek. Manevi olarak yaralamak. Bağlama, ilişkilendirmek. Dokunmak, hasta etmek. Uygulamak, basmak, koymak. Tavla oyununda pulu kırmak. Desteklemek, dayamak. İçki içmek. Duyulmak, hissedilmek. Elini veya elinde tuttuğu bir şeyi bir yere hızla çarpmak. Olumsuz yönde etkilemek. Olduğundan başka biçimde görünmek. Bir şeyi başka bir şey üzerine koymak. Üzerinde görünmek, üzerine düşmek, yansımak, aksetmek. Hızla değmek, çarpmak. Çıkmak. Kadeh tokuşturmak. Takmak, koymak, bağlamak. Sürmek. Batıcı veya kesici cisimleri saplamak, kakmak. Ses çıkarmak, ses vermek, çalmak. Etkisi bir yere kadar uzanmak. Silahla yaralamak, öldürmek. Sırtına, omzuna yerleştirmek. Kalp, vuru durumunda olmak, çarpmak. Amaçladığı şeye rast getirmek. Ses çıkarmak için bir şeyi başka bir şey üzerine hızlıca çarpmak. Soğuk, dolu vb. ürünlere zarar vermek.
Demire vurmak : Demir zincirle bağlamak.
Diğer dillerde Demirlemek anlamı nedir?
İngilizce'de Demirlemek ne demek? : v. anchor, moor; put over
Fransızca'da Demirlemek : ancrer
Almanca'da Demirlemek : v. Anker: den Anker auswerfen, verriegeln
Rusça'da Demirlemek : v. запирать засовом, якорь: бросать якорь

Bu kısımda Demirlemek nedir? Demirlemek ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik bir biçimde hemen sorabilir, daha sonra kısaca Demirlemek tanımı, açılımı, kelime anlamı hakkında ansiklopedik bilgi verebilir veya dilerseniz Demirlemek hakkında sözler yazılar ile ingilizce veya almanca sözlük anlamı paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.