Deref türkçesi Deref nedir
Deref ingilizcede ne demek, Deref nerede nasıl kullanılır?
Derealization : Gerçekle ilgisiz duygular algılamak. Çevreye yabancılaşma.
Derecho : Dereko.
Deregistration : Sicil iptali. Sicil iptali kayıt iptali. Ticaret sicilinden silme. Ticaret sicilinden çıkarma.
Deregulate : Hükümet kontrolünden çıkarmak. Devlet denetimini kaldırmak. Devlet denetimini azaltmak. Denetimi kaldırmak ya da azaltmak. Kısıtlayıcı şartları kaldırmak. Kısıtlamaları kaldırmak.
Deregulated : Hükümet kontrolünden çıkarmak. Devlet denetimini kaldırmak.
Dereliction : Mülkiyetin terki. İhmal. İhmalkarlık. Sahipsizlik. Terk. Suyun çekilmesiyle kazanılan toprak. Terk edilmişlik. İnkar. İhmalcilik.
Deregulates : Hükümet kontrolünden çıkarmak. Kısıtlayıcı şartları kaldırmak. Devlet denetimini kaldırmak. Devlet denetimini azaltmak. Denetimi kaldırmak ya da azaltmak. Kısıtlamaları kaldırmak.
Dereism : Dereizm. İçe yöneliklik. Düş kurma. Otizm. Gerçeklikten kopma. Hayal kurma. İçe kapanıklık.
Deregulations : Liberalleştirme. Kuralsızlaştırma. Devlet kontrollerinin tedricen kaldırılması. Serbestleşme. Düzenlemenin ortadan kaldırılması. Serbestleştirme. Düzenlemelerin azaltılması.
Deregulation : Devlet denetimini kaldırma. Belirli bir iş alanı ya da kesimde piyasa sapmasına yol açan düzenlemelerin kısmen ya da tamamen kaldırılması durumu. krş. piyasa başarısızlığı. Hükümet kontrolünden çıkarma. Düzenlemenin ortadan kaldırılması. Serbestleşme. Liberalleştirme. Devlet kontrollerinin tedricen kaldırılması. Bir şeyi devlet denetiminden çıkarma süreci. Kuralsızlaştırma.
İngilizce Deref Türkçe anlamı, Deref eş anlamlısı
Sözcükler, direkt olarak Deref ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.
Contenting : Esas. Memnun kılmak. Hoşnut etmek. Lehte oy kullananlar. Memnun etmek. Öz. Olumlu oy miktarı. Tatmin etmek. Mutlu etmek.
Implicit : İma edilen. Dolaylı olarak belirten. Tam. İtirazsız. Kapalı. Örtük. Kesin. İçkin.
Substance : Substans. Güçlülük. Önem. Cisim. Özdek. Fizik, kimya, veterinerlik alanlarında kullanılır. Özlülük. Madde. Uzayda yer doldurup kimyasal bir yapısı olan varlık.
Ingredients : İçerik öğeleri. Malzemeler. İçindeki malzemeler. İçindekiler. İçerik maddeleri. Harç. Malzeme.
Contents : İçeriği. İçindekilerin listesi. İçindekiler. Kapsam. Muhteva.
Context : Bir cümlede, bir konuşmada veya bir metin içinde yer alan herhangi bir kelimenin anlamının daha iyi belirlenebilmesi ve başka anlamlarından ayırt edilebilmesi için, kendisini çevreleyen ve karşılıklı ilişkide bulunduğu öteki öge veya ögelerle oluşturduğu bütün. söz gelişi baş kelimesi dün başım çok ağrıyordu ibaresinde «insan başı» anlamına geldiği halde, kumaşın iki başındaki eğrilik ibaresinde «kumaşın uçları», havuz başı, ocak başı, mangal başı sözlerinde «bir şeyin yakını, çevresi», başı çekmek deyiminde «bir işe önayak olmak, öncülük etmek»; her işin başı sağlıktır cümlesinde «esas, temel»; söz başı, ay başı, yıl başı kelime gruplarında «başlangıç», bu çocukla baş edemiyorum cümlesinde ise «hakim olamama, disiplin altına alamama» anlamlarını vermektedir. baş kelimesinin sıralanan örneklerdeki bu birbirinden farklı anlamları, ancak, o cümleler içinde kendisini çevreleyen ve karşılıklı ilişkilerde bulunduğu diğer ögelerle oluşturduğu bütün, yani bağlam sayesinde belirlenebilmektedir. Şartlar. Genel durum. Bağlam. Bir olay ya da anlatımın anlamını belirten ve içerimlerini saptamaya yarayan olgusal, kavramsal ya da dizgesel çerçeve. Ortam. Kaynak. Sözün gelişi. Bir sözcüğün, tümce içinde birlikte geçtiği ve anlamının belirmesi için incelenmesi gerekebilen tümce kesimleri. bir bilgisayar dizgesindeki görevlerin işletilebilmeleri için işletim dizgesinin sağladığı ortam.
Meanings : Kasıt. Amaç. Anlam. Anlamlar. Mana.
Contains : Eşit olmak. İçerir. Zaptetmek. Frenlemek. Tutmak. İçeriği. İçeren. Kapsamak. İçermek.
Meaning : Amaç. Kasıt. Maksat. Gaye. Değer. Bir simge, kavram ya da bir ölçümün belli bir dizgeye göre taşıdığı içlem ya da içerim. Manalı. Anlam. Yorum.
Ingredient : Bileşim maddesi. Katkı maddesi. Bir karışımı veya bileşiği oluşturan maddelerden her biri. Etken. Malzeme. Cüz. Bileşen. Bir şeyin terkibine giren madde. Muhteva. Madde (karışımdaki).
Deref synonyms : contexts, substances, guts, matter, content.

Bu kısımda Deref kelimesinin türkçesi nedir? ingilizcede Deref ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik olarak hemen sorabilir, daha sonra kısaca ingilizce Deref anlamı, açılımı ya da türkçe kelime anlamı hakkında bilgiler verebilir veya dilerseniz Deref ile ilgili cümleler sözler yazılar ile ingilizce türkçe çeviri sözlük anlamları paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.