Dinelmek nedir, Dinelmek ne demek
"Dinelmek" ile ilgili cümle
- "Önce ayaklarıyla, kollarıyla bir diz çöküp bir dinelerek ölçü aldılar." - L. Tekin
Yerel Türkçe anlamı:
Dinlenmek
Dinel, ayakta durmak
Ayakta durmak, beklemek
Karşı gelmek, kafa tutmak, dayatmak, dikleşmek
İşe giderken ya da iş yaparken onunla bununla meşgul olarak sallanan, boş vakit geçiren (kimse) 2.bk. diglenmek.
Dikilmek, durup beklemek, ayakta durmak
Ayakta durmak, dik durmak.
Dikelmek, ayakta durmak (Kuşu)
Dinelmek, ayakta durmak
Ayakta durmak
Dikelmek, ayakta durmak
Diğer sözlük anlamları:
Ayakta durmak, ayağa kalkmak
Dinelmek anlamı, tanımı:
Ayak : Bacakların bilekten aşağıda bulunan ve yere basan bölümü. Basamak. Yarım arşın veya 30,5 santimetre uzunluğundaki ölçü birimi, kadem, fit, fut. Bir doğrunun başka bir doğruyu veya bir düzlemi kestiği nokta. Futun küpü alınarak hesaplanan değer. Yürüyüşün ağırlık veya çabukluk derecesi. Bacak. Birtakım şeylerin yerden yüksekçe durmasını sağlayan dayak, destek veya bunlardan her biri. Kömür ocaklarında kömürün çıkarıldığı galeri. Mayalardan önce, makama uygun olarak çalınan veya söylenen beste. Vücudun belden aşağı bölümü. Altılı ganyanda yer alan her bir koşu. Karakucak ve yağlı güreşte pehlivanların ayrıldıkları beş dereceden biri. Göl ayağı. Halk edebiyatında uyak. Halk edebiyatında koşuklarda kısa yedekli dizeler.
Durmak : Kalmak. Belli bir durumda, bir görevde bulunmak. Birisinin malı olarak bulunmak veya o malla ilişkisi olmak. Ara vermek. Dinmek, kesilmek. Varlığını sürdürmek. Yaşamak. Bir yerde olmak veya bulunmak. İşlemez olmak, çalışmamak. Bir konuyla çok ilgilenmek, üstüne düşmek. Hareketsiz durumda olmak. Var olmak. Bir yerde bir süre oyalanmak, eğlenmek, eğleşmek, tevakkuf etmek. Beklemek, dikilmek. Kök veya gövdeleri sonuna -a (-e) zarf-fiil eki almış fiillere gelerek süreklilik bildiren birleşik fiiller oluşturur: Çalışadurmak, bakadurmak, getiredurmak, yiyedurmak gibi.
Kalkmak : Derlenip götürülmek. Başka yere gitmek, taşınmak. Uçmak, havalanmak. Gitmek üzere yerinden ayrılmak. Kabarmak, ayrılmak. Girişmek, başlamak, davranmak, yeltenmek. Yok olmak, artık bulunmamak. Yerinden ayrılıp yol almaya başlamak. Uyanarak yataktan ayrılmak. Uygulanmaz olmak. Ayakta beklemek. Oturma durumundan dik duruma gelmek, doğrulmak. Varlığı, hayatı son bulmak. Hasta iyileşerek gezecek duruma gelmek. Geçerli olmamak, geçerliğini yitirmek, geçmez olmak. Bir durumdan başka bir duruma geçmek. Yukarı doğru yükselmek. Taşıtlar yola çıkmak. Güncelliğini yitirmek. Hayvan iki art ayağı üzerinde dik durum almak.
Koymak : Katmak, eklemek. Uyulması gereken kuralları belirlemek, ortaya çıkarmak. Etkilemek, dokunmak. Bir şeyi bir yere bırakmak, belli bir yere yerleştirmek. Bırakmak. İmza, tarih, adres yazmak. Bir kimseyi işe yerleştirmek, birine iş sağlamak. Bir şey veya kimse için kullanmayı belirlemek, ayırmak. Bırakmak, terk etmek.
Tutmak : Hizmetine almak veya kiralamak. Uygun gelmek, çelişmez olmak. Ele geçirmek, yakalamak. Kapatmak, sarmak. Başlamak. Yanında bulundurmak, alıkoymak. Para toplamı ...-e varmak, değeri olmak. Biriktirmek, tasarruf etmek. Elde bulundurmak, ele almak. Alacağa veya vereceğe saymak. Hürriyetinden yoksun bırakıp bir yere kapamak, tevkif etmek. Hedef olarak almak. İşgal etmek. Gereğini yapmak, yerine getirmek. Askerlikte, bankacılıkta durdurmak, blokaj. Herhangi bir durumda kalmasını sağlamak. İş görebilmek. İzlemek. Bırakmamak. Sürmek, zaman almak. Ulaşmak, varmak. Bir yerde kalmasını sağlamak. Sunmak. Bir sanat eseri geniş ilgi görmek. Bir şey düşünmek. Varsaymak, farz etmek. Takım oyunlarında karşı takımdaki bir oyuncuyu yakından izlemek, markaja almak. Bir işe herhangi bir anlayışla girişmek. Uğramak. Otobüs, vapur, uçak vb. hasta etmek. Sarmak, bürümek. Bir şeyi kullanması için uzatmak. Herhangi bir durumda bulundurmak. Kırağı, çiğ veya kar bir yüzeyde görünür durumda olmak, kalmak. Yaklaştırmak. Denetimi ve yetkisi altına almak. Kaplamak. Desteklemek, birinden yana çıkmak. Bağlamak. Beddua, dua, ah vb. etkisini göstermek, gerçekleşmek, yerine gelmek, varmak. Avlamak. Asılmak, kuvvetlice sarılmak. Yapışarak veya sokularak çıkmaz olmak. Benimsemek, beğenmek. Beklenen sonucu vermek. Kullanmak. Bir kimsenin yerini almak.
Ayakta : Telaşlı, heyecanlı bir biçimde. Ayağa kalkmış durumda.
Dik : Sert, kalın, tok (ses). Ters, aksi (söz). Birbirine dikey olan doğrulardan oluşmuş. Sert (bakış). Yatık durmayan, sert. Yatay bir düzleme göre yer çekimi doğrultusunda bulunan, eğik olmayan. Kaba, yersiz (davranış).
Karşı : Bir şeyin, bir yerin, bir kimsenin, esas tutulan yüzünün ilerisi. Karşıt, zıt, muhalif. Yüzünü bir şeye doğru çevirerek. Yol, deniz, ırmak vb.nin öbür kıyısı veya yanı. Karşılık olarak, mukabil. -e doğru. Ön, kat, huzur. Bulunan yere göre önde, ileride olan. İçin, hakkında.
Kafa : Çocuk oyunlarında kullanılan zıpzıp taşının veya cevizin büyük boyu. Kavrama ve anlama yeteneği, zekâ, zihin, bellek. Mekanik bir bütünün parçası. Hayvanlarda genellikle ağız, göz, burun, kulak vb. organların bulunduğu vücudun en ön bölümü. Görüş ve inançların etkisi altında beliren düşünme ve yargılama yolu, zihniyet. İnsan başı, ser.
Diğer dillerde Dinelmek anlamı nedir?
İngilizce'de Dinelmek ne demek? : (nesne almayan fiil), halk ağzında


Bu kısımda Dinelmek nedir? Dinelmek ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik bir biçimde hemen sorabilir, daha sonra kısaca Dinelmek tanımı, açılımı, kelime anlamı hakkında ansiklopedik bilgi verebilir veya dilerseniz Dinelmek hakkında sözler yazılar ile ingilizce veya almanca sözlük anlamı paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.