Durak nedir, Durak ne demek
- Tren, tramvay, otobüs, minibüs vb. genel taşıtların durmak zorunda olduğu veya durabileceği yer.
- Kısa bir süre konaklanacak, durulacak yer.
- Cümle sonundaki nokta

- Çok sayıda taksinin bir arada çalıştığı ve bağlı olduğu işletme.
- Hece ölçüsüyle yazılmış şiirlerde ölçü kalıpları içindeki durma yerleri.
- Konuşmada, anlamın gerektirdiği biçimde kelimeler arasındaki ses kesintisi.
- Bir ölçü uzunluğunda susma.
"Durak" ile ilgili cümle
- "İlk durakta otobüsten atlayarak geriye döndüm." - S. F. Abasıyanık
- "Sonraki durağımız sebzeci Mecit'in dükkânıydı." - A. Kulin
Yerel Türkçe anlamı:
Derli toplu, giydiğini yakıştıran (kimse).
Dereotu
Dirlik, düzenlik, güvenlik.
Okunan kitabın okunmasına ara verildiği yere konulan kâğıt parçası.
Güney.
Durulacak, oturup dinlenilecek yer.
Avın önünü kesme.
Taştan yapılmış süzgeç.
Bilişim alanındaki terim anlamı:
Bir bilişim ağında, aralarında veri iletişimi yapılabilen uçlarla donatılmış konumlardan her biri.
Dil bilgisi olarak anlamı:
Konuşmada, anlamın gerektirdiği şekilde, sözcükler arasındaki ses kesintisi: Peki /sonra ne oldu?.; Ne dersiniz / gidelim mi?; E / ne yapalım? Kader, / elden ne gelir?, ve benzeri
Gösteri Sanat terimi olarak anlamı:
Bir konuşma ya da tümce içinde susuşu getiren nokta.
Gramer anlamı:
Konuşma sırasında bir düşünceden bir düşünceye, bir konudan başka bir konuya geçerken yapılmış olan dereceli duraklama. Duraklama, yazıda satır başı, konuşmada ton derecelenmesi ile belli edilir. ||
Kelimeler arasındaki anlamın gerekli kıldığı ses kesintisi: A! ne söyleyecektim? / unuttum işte. Bu gidişle / sen daha çok yıllar beklersin. Ee! / bu iş tamamlandı ya / artık / gönlünün dilediği yere gidebilirsin. Dur yolcu / Bilmeden gelip bastığın bu toprak / Bir Devrin battığı yerdir; / Eğil de kulak ver bu sessiz yığın / Bir vatan kalbimin attığı yerdir (N.H. Onan, Dur Yolcu, Ant., s. 922). Nedendir de / kömür gözlüm nedendir, / Şu geceler / benim uyumadığım, / Yaman derler / ayrılığın derdini / Ayrılık derdine doyamadığım (Karacaoğlan) ve benzeri bk. ahenk durağı.
Edebi terim anlamı:
(Tekke edebiyatı terimi) bk. ilâhi.
Kulakta ahenkli bir izlenim sağlamak için bir dizenin orta yerine doğru belli bir yerde bulunan ses aralığı, ki çoğu arka arkaya gelen iki anlam öbeğini de ayırmağa yarar. Dizenin ortasındaki durağa ORTA DURAK (Coupe médiane), sonundakine SONDALIK DURAK (Coupe finale) denir. Bu son durak arkadan gelen dizeye göre ele alınacak olursa ÖN DURAK (Coupe initiale) adını alır.
Zanaat Ticaret alanındaki sözlük anlamı:
Avlanma sırasında, kafesteki kekliğin altına saklandığı taş yığını. (Yakaköy *Gelendost -Isparta)
Diğer sözlük anlamları:
Yurt, eyleşilen mahal, makar
Durak isminin anlamı, Durak ne demek:
Erkek ismi olarak; Tren, tramvay, otobüs gibi genel taşıtların durmak zorunda olduğu yer. Hece ölçüsüyle yazılmış koşullarda ölçü kalıpları içindeki durma yeri.
Bilimsel terim anlamı:
[Bakınız: Durgu]
Dizelerde, sesin ölçü birimlerine göre aralanabildiği yer.
(h.y.) Hece ölçüsünün bölümleri 4+4+3= 11 ya da 6+5=11 ; 4+4 = 8 ya da 5+3= 8 gibi. Her durakta sözcük bitmiş olur, böyle olmazsa o dizede durak yoktur.
Tekerlemelerde okunan koşalara ve ilâhilere verilen ad.
İngilizce'de Durak ne demek? Durak ingilizcesi nedir?:
station, pause
Almanca'da Durak ne demek?:
rast
Fransızca'da Durak ne demek?:
station
Osmanlıca Durak ne demek? Durak Osmanlıca'da ne anlama gelir?:
tevakkuf, makta, makam
Gezilecek görülecek bir yer, şehir olarak tanımı:
Adıyaman ilinde, Akpınar nahiyesine bağlı bir yerleşim birimi. Balıkesir kenti, Durak bucağına bağlı bir yer. Şanlıurfa şehri, Halfeti ilçesi, merkez bucağına bağlı bir yer. Bursa şehrinde, Keles ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir bölge. Adana kenti, Karaisalı ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim birimi. Konya ilinde, Gencek bucağına bağlı bir yerleşim yeri.
Durak hakkında bilgiler
Durak, toplu taşıma araçlarının yolcu bindirmek ve indirmek için kullandıkları önceden belirlenmiş noktalardır.
Durak tanımı, anlamı:
Nokta : Hiçbir boyutu olmayan işaret. Nöbetçi, gözcü, bekçi. Sınır, derece, radde. Cümlenin bittiğini anlatmak için sonuna konulan, küçük benek biçimindeki noktalama işareti (.). Konu, konu ile ilgili önemli bölüm. Bazı harflerin üzerine konulan ufak işaret. Yer. Nöbetçi bulunan yer. Orta nokta. Çok küçük boyutlarda işaret, benek.
Dolmuş durağı : Dolmuşların yolcu indirip bindirdiği yer.
Emniyet durağı : Su altına dalan kişilerin vurgun yememesi için su yüzüne çıkış mesafesinde sağlık yönünden güvenli bölge.
Duraklama : İlerlemekte olan bir birliğin, vakitsiz, yersiz ve düzensiz olarak yürüyüşünü durdurması. Duraklamak işi.
Duraklamak : Bir süre ses çıkarmamak, bir şey söylememek, duraksamak, tereddüt etmek. Hareket durumundayken kısa bir süre için durmak veya arada bir durmak.
Duraklatmak : Bir şeyin duraklamasını sağlamak.
Duraklayış : Duraklama işi.
Duraklı : Durağı olan. Hep aynı yerde kalan, hep aynı yerde tekrarlanan.
Duraklı dalga : Bütün noktaları aynı anda, zıt ve aynı fazlı titreşimler yapan dalga, kararlı dalga.
Duraklık : Durak olma durumu. Durgunluk.
Duraksama : Duraksamak işi, tereddüt.
Duraksamak : Ne yapmak veya ne demek gerektiğini kestiremeyerek duraklamak, tereddüt etmek.
Duraksamalı : Duraksayan, tereddütlü.
Duraksamasız : Duraksaması olmayan, tereddütsüz.
Duraksız : Otobüs mola vermeden, duraklarda durmadan (gitmek). Hareketli, oynak. Herhangi bir durağa bağlı olarak çalışmayan (taksi).
Dur durak yok : Durup dinlenmeden sürekli çalışmayı anlatan bir söz.
Dursuz duraksız : Durmadan, durmaksızın.
Uyku durak yok : "dinlenme imkânı yok" anlamında kullanılan bir söz.
Tren : Demir yolunda yolcu ve yük taşımakta kullanılan, bir veya birkaç lokomotif tarafından çekilen vagonlar dizisi, katar, şimendifer.
Tramvay : Şehirlerde yol üzerinde döşenmiş özel raylarda hareket eden yolcu taşıtı.
Otobüs : Yolcu taşıyan, motorlu büyük taşıt.
Minibüs : 10-12 kişilik oturma kapasitesi olan küçük otobüs.
Genel : Bir şeye veya bir kimseye özgü olmayıp onun bütün benzerlerini içine alan, umumi. Bir genelleme sonucunda elde edilen. Yetkisi ve sorumluluğu çok olan. Ayrıntıları göz önüne alınmayarak bütünü bakımından ele alınan. Herkesin yararlanabileceği (yer, nesne).
Taşıt : Otomobil, tren, gemi, uçak gibi taşıma araçlarının ortak adı, nakil aracı, nakil vasıtası, vasıta.
Durmak : Dinmek, kesilmek. İşlemez olmak, çalışmamak. Ara vermek. Bir yerde olmak veya bulunmak. Varlığını sürdürmek. Belli bir durumda, bir görevde bulunmak. Beklemek, dikilmek. Kök veya gövdeleri sonuna -a (-e) zarf-fiil eki almış fiillere gelerek süreklilik bildiren birleşik fiiller oluşturur: Çalışadurmak, bakadurmak, getiredurmak, yiyedurmak gibi. Var olmak. Yaşamak. Hareketsiz durumda olmak. Birisinin malı olarak bulunmak veya o malla ilişkisi olmak. Bir konuyla çok ilgilenmek, üstüne düşmek. Bir yerde bir süre oyalanmak, eğlenmek, eğleşmek, tevakkuf etmek. Kalmak.
Toplu : Bir arada, bütün, kombine. Topunu, tamamını, bütününü içine alan. Vücutça dolgun. Hepsi bir arada bulunan, toplanmış. Düzenlenmiş, dağınık olmayan. Topu olan.
Bir : Değer, önem bakımlarından birbirinden farksız, birbirine eşit, birbirine benzer. Sadece. Herhangi bir varlığı belirsiz olarak gösteren (sayı). Aynı, benzer. Eş, aynı, bir boyda. Sayıların ilki. Ortaklaşa olan, birleşik, müşterek. Bir kez. Bu sayıyı gösteren 1 ve I rakamlarının adı. Ancak, yalnız. Bu sayı kadar olan. Beraber. Tek.
Ölçü : Aşırı olmama, ılımlı, uygun olma durumu. Bir ezginin eşit bölümlere ayrılışı. Bu değerlendirmede kullanılan birim, ölçme birimi. Ölçme sonucu bulunan rakam. Bir niceliği, o nicelik için kabul edilmiş birimlerden birine göre oranlayarak değerlendirme, mizan. Değer, itibar. Belirlenmiş boyut. Ölçüt. Bir şiirdeki dizelerin hece ve durak bakımından denk oluşu, vezin.
Susma : Susmak işi. Türk nakışlarında bir iğne türü.
Cümle : Dizge, sistem. Bir yargı bildirmek için tek başına çekimli bir fiil veya çekimli bir fiille kullanılan kelimeler dizisi, tümce. Bütün, hep. Herkes.
Durak ardı : Cephe gerisi.
Durak eylemek : Durmak, kalmak, karar etmek, eğlenmek
Durak otu : Dereotu. Dere otu, razyane
Durak önü : Cephe ilerisi.
Durak tutmak : Yerleşmek, ikamet etmek
Durak yöntemi : Tiyatro yapıtının, sürekli gelişimi sağlayan bölümlerle değil de, kendi basma tamamlanmış birimlerle ve duraklarla kurulduğu yöntem, ilk kez ortaçağ'ın dinsel oyunlarında izlenen bu yönteme çağımızda dışavurumcu oyunlarda, belgesel tiyatroda ve epik tiyatro yapıtlarında rastlanır. Bir tiyatro yapıtını perdelerle değil de, duraklarla (tablolarla) kurma yöntemi. İlk kez Orta Çağda dinsel oyunlarda görülmüştür. Ekspresyonist ve anlatımcı (Epik) tiyatro yapıtlarında bu yöntem izlenir.
Durak zamanı : Bir oyunun gerekli yerlerinde susma süresi.
Durakalma : Durakalmak işi.
Durakalmak : Ne yapacağını bilemez bir biçimde durup kalmak.
Durakbaşı : Mardin ili, Akarsu bucağına bağlı bir bölge. Samsun kenti, Çarşamba belediyesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim bölgesi.
Durak ile ilgili Cümleler
- Onlar neredeyse hiç duraklamadı.
- Bu hangi durak?
- Bu hızlı bir tren. Çok durakta durmaz.
- O şaşkınlıkla durakladı.
- Burası hangi durak?
- Bir sonraki durakta inmek istiyorum.
- Ali düşüncelerini toplamak için bir an durakladı.
Diğer dillerde Durak anlamı nedir?
İngilizce'de Durak ne demek? : [Durak] n. stop, stopping place, station, full stop, full point, caesura, rest, stand
Fransızca'da Durak : halte [la], pause [la], cesse [la], césure [la]
Almanca'da Durak : n. Halteplatz, Haltestelle, Standort, Station
Rusça'da Durak : n. остановка (F), стоянка (F), перерыв (M), пауза (F)

Bu kısımda Durak nedir? Durak ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik bir biçimde hemen sorabilir, daha sonra kısaca Durak tanımı, açılımı, kelime anlamı hakkında ansiklopedik bilgi verebilir veya dilerseniz Durak hakkında sözler yazılar ile ingilizce veya almanca sözlük anlamı paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.