Eating türkçesi Eating nedir

  • Yıpratıcı.
  • Yeme.
  • Yemelik.
  • Yenilmeye uygun.
  • Yiyim.
  • Yemek.

Eating ile ilgili cümleler

English: Ali always washes his hands before eating anything.
Turkish: Ali bir şey yemeden önce her zaman ellerini yıkar.

English: A doctor told me that eating eggs was bad for me.
Turkish: Bir doktor bana yumurtalar yemenin benim için kötü olduğunu söyledi.

English: A beautiful woman like you shouldn't be eating alone.
Turkish: Senin gibi güzel bir kadın yalnız başına yemek yememeli.

English: After eating three dishes of ice cream, Tom had a stomachache.
Turkish: Üç tabak dondurma yedikten sonra Tom'un karnı ağrıyordu.

English: Ali always listens to the news on the radio while he's eating breakfast.
Turkish: Ali her zaman kahvaltı yaparken radyoda haber dinler.

Eating ingilizcede ne demek, Eating nerede nasıl kullanılır?

Eating bout : Yemek yarışması. Yemek cümbüşü. Yemek eğlencesi. Çok kısa zamanda büyük miktarda yiyecek tüketilmesi.

Eating disorder : Yeme bozuklukluğu. Sağlığı tehdit edici ve düzensiz bir özellikte yeme alışkanlığına neden olan ruhsal bozukluk (zorla yeme iştahsızlık doymazlık vs gibi). Yeme bozukluğu.

Eating habits : Düzenli yeme biçimleri. Yeme alışkanlıkları.

Eating house : Aşevi. Lokanta. Restoran.

Eating niche : Yeme nişi. Yeme hücresi. Yemek yemek için kullanılan (evde vs) küçük alan. Yeme oyuğu.

 

Man eating shark : İnsan yiyen köpekbalığı.

Crab eating fox : Yengeç yiyen tilki.

Appetite comes with eating : İştah yedikçe açılır.

Eating out : Dışarıda yemek yemek.

Feather eating : Tüy yeme. Yamyamlık.

İngilizce Eating Türkçe anlamı, Eating eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Eating ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Feeding : Verme. Bakma. Doyurma. Beslenen. Rehber. Geçindirme. Tağdiye. Besleme.

Dinner : Günün esas yemeği. Ziyafet. Akşam yemeği.

Abrade : Aşındırma. Sıyırmak. Aşındırmak. Aşınmak. Bilemek.

Engorgement : Tıkınma. Oburca yiyip bitirme. Konjesyon. Angorjman. Yutkunma. Ölçüyü kaçıracak şekilde yemek yeme. Tıka basa yeme. Doyumsuz bir şekilde yutma eylemi. Engorjman. Gıda ile tıka basa dolma eylemi.

Bite : Acıtmak. Aşındırmak. Zokayı yutmak. Sızlamak. Yakmak. Kavramak. Dişlemek. Rahatsız etmek. Acımak.

Chomp : Isırmak ve çiğnemek. Hart hurt yemek. Kıtır kıtır yemek. Büyük ısırıklar almak. Sakızı şakırdatarak çiğnemek.

Chew : Derin derin düşünmek. Kurmak. Çiğneme. Çiğnemek. Düşünmek. Tütün parçası. Düşünüp taşınmak. Gevelemek. Çiğnenen tütün. Lokma.

Abrasive : Zımpara, elmas tozu gibi, sürtünme yoluyla öğüten, bileyen, temizleyen ya da parlatan özdek. Aşındıran. Taşlama malzemesi. Aşındırıcı. Zımparalama malzemesi. Sinirlendirici. Törpüleyici. Rahatsız edici. Abrasif.

Supping : Yudumlamak. Akşam yemeği yemek. Yudum yudum içmek. Kaşıkla içmek. Yudum.

Back breaking : Geri kırma. Ağır. Yorucu.

 

Eating synonyms : coprophagia, mycophagy, manduction, uptake, repletion, feasting, browsing, chowed, devour, graze, browse, dinners, tasting, coprophagy, savouring, chowing, believe, intake, chewing, scatophagy, crop, predations, abrades, savoring, corrosive, herbivorous, backbreaking, omophagia, dining, attritional, necrophagia, grazing, chows.

Eating zıt anlamlı kelimeler, Eating kelime anlamı

Insectivorous : İnsektlerle beslenen. Böcekçil. Böcek yiyen. İnsektivöröz.

Carnivorous : Etoburlarla ilgili. Et yiyerek beslenen canlı. karnivor, et obur. Etçil. Karnivor. Canlı balık avlayanlar. Etobur. Hayvansal organizmalarla beslenen, et yiyen, etle beslenen, etobur, karnivor, sarkofaj.

Omnivorous : Hepçil. Her şey yiyen. Omnivor. Hem otobur hem etobur. Hem et hem ot yiyen. Ne bulursa okuyan. Her şeyi yiyen. Her çeşit gıdayla geçinen ve her çeşit besin üzerinde yaşayabilen canlılar. Hem etobur hem otobur. Hem bitki hem hayvan yiyerek beslenen canlılar.

Eating antonyms : herbivorous.

Eating ingilizce tanımı, definition of Eating

Eating kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : The act of consuming or corroding. The act of tasking food.