Ebelek sebelek nedir, Ebelek sebelek ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Yürürken sık sık düşüp kalkan, düşe kalka yürüyen (insan ya da hayvan).

Saçma sapan, abuk sabuk, anlamsız, ipe sapa gelmez söz ya da eylem.

Ebelek sebelek anlamı, kısaca tanımı

Sebe : Çaba

Saçma sapan : Abuk sabuk.

Düşe kalka : Güçlükle. Biriyle yakın ilişki kurarak.

Abuk sabuk : Akla, mantığa uymayan, düşünülmeden söylenen (söz), saçma sapan, abuk subuk, abidik gubidik. Akla, mantığa uymayan, saçma sapan bir biçimde, abuk subuk, abidik gubidik.

Anlamsız : Anlamı olmayan, önemli bir şey anlatmayan, manasız, beyhude, boş, içsiz, yersiz, gıcırı bükme, ipsiz sapsız.

Sık sık : Az aralıklarla. Arası çok geçmeden, az aralıkla, sık olarak, sıkça.

Hayvan : Duygu ve hareket yeteneği olan, içgüdüleriyle hareket eden canlı yaratık. At, eşek, katır gibi türlü hizmetlerde kullanılan yaratık. Kızılan bir kimseye söylenen bir söz. Akılsız, duygusuz, kaba, hoyrat (kimse).

Kalkan : Ok, kılıç vb.nden korunmak için savaşçıların kullandığı korunmalık. Toplum olaylarında güvenlik görevlilerinin çeşitli saldırı araçlarından kendilerini ve başkalarını korumak için kullandıkları, özel olarak yapılmış korumalık. Koruyucu. Yan yüzergillerden, büyük, yassı, derisi düğme veya çivi denilen birtakım sivri kemiklerle örtülü, beyaz etli balık, kalkan balığı (Scophtalmus maximus).

 

Hayva : Ayva. Tenekeyi lehimlemek için kullanılan bakır ya da demir araç. [Bakınız: hayva demiri].

Sabuk : Tuzu az yemek. Altı ince, hafif ve yumuşak çizme. Kalıp.

Ya da : Seçeneği, çeşitliliği veya tercihi belirten bir söz.

Sapan : İki ucu ip, ortası örme veya meşin olan bir taş atma aracı. Makarayı bir yere bağlamak için tablaların çevresine geçirilen halat veya demir kuşaklar. Genellikle çocukların kuş vurmak için kullandıkları, iki ucuna lastik ve lastiklerin arasına da geniş bir meşin parçası bağlı bulunan çataldan oluşan araç. Kaldırılacak bir şeyin üzerine geçirmek için halattan yapılmış olan çember.

Eylem : Eyleme işi, fiil, hareket, aksiyon. Fiil. Bir durumu değiştirme veya daha ileriye götürme yönünde etkide bulunma çabası.

Anlam : Bir kelimeden, bir sözden, bir davranış veya olgudan anlaşılan şey, bunların hatırlattığı düşünce veya nesne, mana, meal, fehva, deme, mazmun, medlul, valör. Bir önermenin, bir tasarının, bir düşüncenin veya eserin anlatmak istediği şey.

İnsan : Toplum hâlinde bir kültür çevresinde yaşayan, düşünme ve konuşma yeteneği olan, evreni bütün olarak kavrayabilen, bulguları sonucunda değiştirebilen ve biçimlendirebilen canlı. Huy ve ahlak yönünden üstün nitelikli (kimse). Âdemoğlu, âdem evladı.

Gelme : Gelmek işi. Gelmiş olan. Bir ışının, kaynağından çıkarak bir ayna yüzüne veya saydam bir cismin yüzeyine erişmesi. Yetişme.

Saçma : Saçmak işi. Yersiz, akla aykırı, tutarsız söz. Böyle söz söyleyen veya iş yapan. Bir tür balık ağı, serpme ağ. Akla uygun olmayan, pestenkerani, absürt. Avda kullanılan fişeklerin içine konulan, türlü boylardaki küçük ve yuvarlak kurşun tanesi. Yersiz bulunan.

 

Eyle : Öyle. O şekilde, bk. ele, öle, ôyle. öyle.

Sabu : Aklı ermeyen küçük çocuk.

Abuk : Saçma (söz, kişi, davranış). Sersem, kötü adam. Umut, güven: Sözüne abuk oldum da burada bekledim. Avurdu şişirip parmakla vurarak ses çıkarmak.

Diğer dillerde Ebe kurbağa anlamı nedir?

İngilizce'de Ebe kurbağa ne demek ? : obstetrical toad