Elekecik nedir, Elekecik ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Sofada ya da odalardaki kapaksız dolap biçiminde el yıkama yeri.

Elekecik anlamı, kısaca tanımı

Elek : Taneli veya un gibi toz durumunda olan şeyleri yabancı maddelerden ayıklamak veya incesini kabasından ayırmak için kullanılan, tahta bir kasnak ve tek tarafa gerilmiş, gözenekli tel, kıl, bez vb.nden oluşan araç

Kapaksız : Kapağı olmayan. Görgüsüz, terbiyesiz.

Yıkama : Yıkamak işi. Film üzerinde kalması istenmeyen kimyasal maddelerin akıtılması için arı suyla yapılmış olan temizleme. Bir eriticideki bir veya birkaç çözünür birleşeni ayırmak amacıyla, eriticiyi, toz durumuna getirilmiş bir maddenin içinden yavaş yavaş geçirme.

Odalar : Üyelerinin ortak mesleki gereksinimlerini karşılamak, mesleki etkinlikleri kolaylaştırmak ve mesleğin toplumsal çıkarlara uygun olarak gelişmesini sağlamak, üyelerinin birbirleri ve halk ile olan ilişkilerinde karşılıklı güven ortamını oluşturmak, kuruluş yasasında ve mevzuatında yer alan görevleri yerine getirmek amacıyla kamu tüzel kişiliğine sahip olarak kurulan meslek kuruluşları. Kars ili, Karakurt nahiyesine bağlı bir bölge.

Ya da : Seçeneği, çeşitliliği veya tercihi belirten bir söz.

Biçim : Biçme işi. Yazı ve simgelerin bilgisayarda kullanılmaya elverişli çerçevesi, düzeni, format. Disket vb.nin bilgisayarda kullanılabilir durumu. Yakışık alan şekil, uygun şekil. Herhangi bir şeyin benzeri. Sanat ve edebiyat eserlerinde dış görünüş, form. Şiirlerin kuruluş ve uyak düzenlerine göre olan dış görünüşü, şekil. Bir nesnenin dış çizgileri bakımından niteliği, dıştan görünüşü, şekil, eşkâl. Tarz.

 

Dolap : Genellikle tahtadan yapılmış, bölme veya çekmelerine eşya konulan kapaklı mobilya. Düzen. Su dolabı. Dönme dolap. İstanbul bedesteninde dükkân. Orta oyununda sahnede dükkân veya ev olarak kullanılan dekor.

Kapak : Her türlü kabın üstünü örtmeye veya bir deliği kapamaya yarayan nesne. Kitap, defter vb.nin en üstüne geçirilen kılıf. Biçilen ağaç kütüklerinin iki yanından çıkan, düzgün olmayan tahta. Zıvanada iki dış yan parça. Dolap, sandık vb.ni örtmeye yarayan parça.

Biçi : Erkek çocuk.

Sofa : Evlerde oda kapılarının açıldığı genişçe yer, hol.

Yeri : Yürü. Utanmaz: Yêriliğin cezasını çekti.

Ya : "Ey, hey" anlamlarında bir seslenme sözü. Bazı çekimli zamanlardan sonra gelerek anlamı pekiştiren, kuvvetlendiren bir söz: Yediydin ya. Oturmuşum ya. Şaşma, şaşkınlık bildiren bir söz. Bilinen, görülen, hatırlanıp anlatılan bir olay dolayısıyla da sorulan başka bir konu için kullanılan bir söz. Gereklik ve onay bildiren cümlelerde yargının onaylandığını bildiren bir söz. Cevap niteliğinde olan cümlenin sonuna getirildiğinde asıl yargının arkadan gelen cümle ile anlatılacağını belirten bir söz. Evet. Dilek ve geniş zaman kiplerinde yargıyı güçlendiren bir söz. Bir düşüncede sıra ile yer alan ayrı cins ögelerden biri ötekilerden üstün görüldüğünde "hele, özellikle" anlamlarında kullanılan bir söz. Bir düşüncenin karşıtı düşünülürken kullanılan bir söz.

 

El : Kolun bilekten parmak uçlarına kadar olan, tutmaya ve iş yapmaya yarayan bölümü. Ülke, yurt, il. Kez, defa. Halk, ahali. İskambil oyunlarında her bir tur. Bazı nesne ve araçların tutmaya yarayan bölümü. Yakınların dışında kalan kimse, yabancı. Oba, aşiret. Sahiplik, mülkiyet. İskambil oyunlarında oynama sırası.

Da : Doğrulama, uygun bulma, evet. [Bakınız: dahacık, dâhacık]. Daha anlamında kullanılır. Şaşma bildirir ünlem. Değil mi ya anlamında kullanılır. İşte, orada, şurada. Genellikle cümle sonlarında çeşitli anlamlarda kullanılan ünlem. Bağlama ve kuvvetlendirme edatı. Daha, henüz. Da, dahi (bk. de). Dağ. Dahi, da. Henüz. Dağı. Dağa. Daha.

Diğer dillerde Elek safihası anlamı nedir?

İngilizce'de Elek safihası ne demek ? : madreporite, steeve plate