Eluding türkçesi Eluding nedir

Eluding ile ilgili cümleler

English: Stop deluding yourself.
Turkish: Kendini avutmayı bırak.

English: We're deluding ourselves.
Turkish: Kendimizi yanıltıyoruz.

English: You're deluding yourself.
Turkish: Sen kendini kandırıyorsun.

English: Oh! I'm not deluding myself!
Turkish: Hay! Kendimi aldatmıyorum.

English: Ali is deluding himself.
Turkish: Ali kendini yanıltıyor.

Eluding ingilizcede ne demek, Eluding nerede nasıl kullanılır?

Deluding : Ayartmak. Aldatma. Aldatmak. Avutmak. Kandırmak. Aldatan.

Deludingly : Yanlış yönlendirerek. Kandırarak. Sahtekarca. Aldatarak. Aldatıcı bir şekilde. Yanıltarak. Ayartarak.

Self deludingly : Kendini kandırarak. Hayali bir güven hissi ile. Kendini yanlış yönlendirerek.

Ineludible : Akılda tutamaz. Kaçamaz.

Elude : Atlatmak. Kaçınmak. Yakasını kurtarmak. Yakayı sıyırmak. Kurtulmak. Sakınmak. Aklına gelmemek. Kaçmak. Anlayamamak. Kaçamak yapmak.

Deluders : Aldatan kimse. Sahtekar. Aldatıcı. Kandıran kimse.

Deluder : Aldatan kimse. Kandıran kimse. Aldatıcı. Sahtekar.

Eludes : Sakınmak. -den kurtulmak. Kurtulmak. -den sıyrılmak. Atlatmak. Anlayamamak. Kaçınmak. Sıyrılmak. Çağrıştırmamak. Aklına gelmemek.

 

Deluded himself : Kendini yanılttı. Kendini kandırdı. Kendini yanlış yönlendirdi. Kendini avuttu.

Eluder : Sıyrılan kimse. Kaçınan kimse. Sakınan kimse.

İngilizce Eluding Türkçe anlamı, Eluding eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Eluding ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Can make nothing of : Anlamamak. Hesaplayamamak.

Break oneself of a habit : Bırakmak. Alışkanlıktan vazgeçmek.

Evasion : Kaytarma. Kaçamak. Kendini bir yükümlülükten kurtarma (bir bahaneyle). Kurtulma. Yan çizme. Kendisine soru yöneltilen kişinin kaçınması ya da açık bir yanıt bulamadığı için soruyu yanıtsız bırakarak geçiştirmesi durumu. Kaçırma. Yakasını kurtarma. Kaçınma. Bahane.

Avoid : Geçiştirmek. Kaçmak. İptal etmek. Uzak durmak. Engellemek. Savuşturmak. Atlatmak. Korunmak. Yanaşmamak.

Graze : Hayvanları otlatmaya elverişli, doğal veya yapay bir bitki örtüsü bulunan, otları seyrek ve kısa boylu, biçilmeye uygun olmayan engebeli arazi. Bere. Sıyırma. Kaydırma. Otlanmak. Karşı namlu üzerinden kaydırılarak yapılan doğru dürtüş. Eskrim, veterinerlik alanlarında kullanılır. Sıyırmak. Yalamak.

Eludes : Yakayı sıyırmak. Sakınmak. Paçasını kurtarmak. Atlatmak (takip edenleri veya bir tehlikeyi).

Abstentious : Çekimser. Feragat ile tanımlanan. Çekimser olmaya eğilimi olan.

Gaolbreaking : Hapisten kaçma. Hapisten firar etme. Hapishaneden kaçma. Firar.

Slip : Geçirmek. Kaydırmak. Gizlice vermek. Kaçırmak. Çözülmek. Alışverişlerde ödenen vergi dahil paranın miktarını, malın cinsini, firma adını ve alışveriş tarihini gösteren belge. krş. fatura. Ayağı kaymak. Kaçmak. Erken doğmak (zooloji terimi). Çıkarmak.

 

Eluding synonyms : avert from, bail out, dodged, abduced, desertion, baulks, decampment, elude, be shot of, make nothing of, balks, escape, beg, grazes, avoided, avoids, evade, grazed, baulking, dodging, be saved, cast off, balking, dodge, be finished, elusion, dodges, not have a clue, be rid of, cast aside, circumvents, begged, get out of.