Ensue türkçesi Ensue nedir

  • Doğmak.
  • Sonucu olmak.
  • (sonuç olarak) ortaya çıkmak.
  • Sonradan gelmek.
  • Takip etmek.
  • Netice olarak husule gelmek.
  • İzlemek.
  • Ardından gelmek.
  • Birbirini takip etmek.
  • Sonuç olarak ortaya çıkmak.
  • Meydana gelmek.

Ensue ile ilgili cümleler

English: The train was derailed, and panic ensued.
Turkish: Tren raydan çıktı, ve panik oldu.

Ensue ingilizcede ne demek, Ensue nerede nasıl kullanılır?

Ensued : Ardından gelmek. Meydana gelmiş. Çıkmış. Sonradan gelmek. Birbirini takip etmiş. Ardından gelmiş. Sonucu olmak. Doğmak. Sonucu olmuş.

Ensues : Sonradan gelmek. İzlemek. Sonuç olarak ortaya çıkmak. Meydana gelmek. Takip etmek. (sonuç olarak) ortaya çıkmak. Doğmak. Birbirini takip etmek. Netice olarak husule gelmek. Ardından gelmek.

Ensuant : Tabi. Takip eden. Bağlı. Neticesi olan.

Ensuing : Ardından gelen. Sonraki. Ertesi. Sonradan gelen. Gelecek. Birbirini takip etmek. Sonradan meydana gelen. Peşpeşe.

Ensuing war : Takip eden savaş. Ardından gelen savaş.

Ensure oneself against : - olması halinde (tehlike, vb.) kendini güvenceye almak. - durumunda (tehlike, vb.) kendini korumak. Kendini -'a (tehlike, felaket, vb.) karşı korumak.

Ensure harmony : Bağdaştırmak.

Ensurers : Sigorta eden. Temin eden. Garanti eden. Sağlayan. Emniyete alan.

Ensuous : Duyumsal.

Ensure safety : Emniyeti sağlamak.

 

İngilizce Ensue Türkçe anlamı, Ensue eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Ensue ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Come to pass : Vuku bulmak. Olmak. Gerçekleşmek. Cereyan etmek.

Accompanies : Yanında olmak. Aynı anda yapmak. Refakat etmek. Birlikte olmak. Arkadaşlık etmek. İle beraber yapmak. Eşlik etmek. Beraberinde (bir şeyi) getirmek. Beraberinde gitmek.

Chase : Koşuşturmak. Devingen filmlerde, özellikle serüven, kovboy, güldürü filmlerinde sık sık başvurulan, bir kimsenin yakalanması için izlenmesine dayanan yol. Av. Hakketmek. Kovalama. Yiv. Takip. Avlanma bölgesi. Oluk açmak.

Resulting : Mütevellit. Sonuçta oluşan. Neticelenme. Sonuçlanma.

Turn up : Bakmak (kitap). Keşfetmek. Açmak. Kaldırmak. Yukarı tutmak. Kusturmak. Çıkagelmek. Sıvamak. Vazgeçmek. Dönmek.

Come on : Yaklaşmak. Elini çabuk tutmak. Gafil avlamak. Saldırmak. Görünmek. Karşılaşmak. Başlamak. Gelsene. Çıkmak.

Dogging : Uluorta seks. Birini yakından (genellikle ısrarla) takip etme. Toplum içinde yapılan seks. Yakasını kurtaramamak.

Arisen : Kalkmak. Yükselmek. Kaynaklanmak. Meydana gelmiş. Ayağa kalkmak. Ortaya çıkmak. Meydana çıkan.

Arose : Zuhur etmek. Ortaya çıkmak. Husule gelmek. Kaynaklanmak. Doğrulmak. Oluşmak. Ayağa kalkmak. Kalkmak.

Result : Bilgisayar, hukuk alanlarında kullanılır. Bulgu sonucu. İleri gelmek. Çıkmak. Elde edilen bulgunun ortaya çıkardığı yenilik, düşüncenin dış dünyaya çıkardığı teknik etki. Sonuçlanmak. İle sonuçlanmak. Önemli sonuç.

Ensue synonyms : come, arises, followeth, chase after, betides, turn out, followed, be due, accompany, results, begins, arise from, follows, ensues, arise, eyeing, eye, ensued, begun, chased, betide, chase up, betiding, follow, come off, be in line with, arrive, flow from, follow up, prove, began, represent, come into the world.

 

Ensue ingilizce tanımı, definition of Ensue

Ensue kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : The year ensuing was a cold one. To follow as a consequence or in chronological succession. To pursue. To follow and overtake. To result. To follow or come afterward. To follow. As, an ensuing conclusion or effect.