Erguvanbaş barbus nedir, Erguvanbaş barbus ne demek
Teknik terim anlamı:
Doğal olarak Seylanda dağ ormanlarındaki derelerde, daha çok akıntının az olduğu kısımlarda yaşayan, boyları 5 cm olabilen, vücudu sarımsı gri renkte ve üzerinde 45 tane siyah veya koyu, enine bant bulunan akvaryum balığı, siyah yakut.
Erguvanbaş barbus kısaca anlamı, tanımı
Erguvan : Baklagillerden, eflatunla kırmızı arası renkte çiçek açan, güzel bir süs ağacı, deliboynuz (Cercis siliquastrum)
Siyah yakut : Erguvanbaş barbus.
Üzerinde : Üstünde. ile ilgili, üzerine.
Akvaryum : Tatlı veya tuzlu su hayvanlarının ve su bitkilerinin yapay bir ortamda beslendiği ve yetiştirildiği cam su kabı.
Sarımsı : Rengi sarıyı andıran, sarıya benzeyen, sarımtırak.
Dereler : Samsun şehri, Boğazkaya bucağına bağlı bir yerleşim birimi. Samsun ilinde, merkez ilçesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim bölgesi. Şırnak şehri, merkez ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim birimi.
Seylan : Ordu ili, Ünye belediyesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim bölgesi. Akma, akış.
Akıntı : Akma işi. Sıvı yapıştırıcıların ağaç yüzeylerine gereğinden çok sürülmesi ile oluşan durum. Hastalık sebebiyle vücudun herhangi bir yerinden sulu madde akması. Havanın veya suyun herhangi bir yöne doğru yer değiştirmesi, akım, cereyan. Eğiklik, eğim, meyil. Çam türü ağaçlarda bulunan reçinenin eriyerek akması olayı.
Sarım : Sarma işi. Bir şeyi bir kez saracak miktar. Elektromıknatıslarda makara biçiminde sarılan iletken telin her bir halkası.
Balığ : Balık.
Siyah : Kara, ak, beyaz karşıtı. Bu renkte olan. Baskıda başka harflerden daha kalın görünen harf türü.
Üzeri : Bir şeyin yukarı, göğe doğru olan yanı. Bazı tamlamalarda zaman bildiren bir söz. Vücut, beden. Artan, geriye kalan bölüm. Bir şeyin dış yüzü, yüzey.
Orman : Ağaçlarla örtülü geniş alan. Bu ağaçların bütünü.
Yakut : Pembe veya erguvan tonları ile karışık koyu kırmızı renkte, saydam bir korindon türü olan değerli taş. Bu taştan yapılmış veya bu taşla süslenmiş. Kuzeydoğu Sibirya'da yaşayan bir Türk topluluğu veya bu topluluktan olan kimse, Saha.
Boyla : Değirmen çarkını döndüren suyun çıktığı delik. [Bakınız: boyra]. Değirmen oluğu.
Kısım : Parçalara ayrılmış bir şeyin her bölümü, bölük, kesim. Bir cinsten veya meslekten olanların tümü. Kol.
Doğal : Doğada olan, doğada bulunan. Olağan, alışılmış, her zamanki gibi olan, beklenildiği gibi. Yapmacık olmayan. Kendiliğinden olan, insan eliyle yapılmamış, yapay karşıtı. Doğada rastlandığı gibi, doğaya uygun olan, doğa güçlerine, kurallarına uyan, tabii, natürel. Katıksız, saf. Sağduyuya, mantığa, olağan düzene uygun olan.
Olar : Onlar. Onlar (III. çokluk şahıs zamiri).
Veya : Ayrı olmakla birlikte aynı değerde tutulan iki şeyi anlatan kelimelerden ikincisinin önüne getirilen söz, yahut. Olacağı sanılan, seçime bırakılan şeyler ikiden çok olduğunda kullanılan bir söz.
Yaku : Çeşitli otlardan, nesnelerden yapılarak, ağrıyan, hasta organ üstüne konulan bir em. Yakı.
Diğer dillerde Ergotoksikozis anlamı nedir?
İngilizce'de Ergotoksikozis ne demek ? : ergotoxicosis

Bu kısımda Erguvanbaş barbus nedir? Erguvanbaş barbus ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik bir biçimde hemen sorabilir, daha sonra kısaca Erguvanbaş barbus tanımı, açılımı, kelime anlamı hakkında ansiklopedik bilgi verebilir veya dilerseniz Erguvanbaş barbus hakkında sözler yazılar ile ingilizce veya almanca sözlük anlamı paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.