Eskil nedir, Eskil ne demek

Eskil; Dil bilgisi yönünden Türkçe'de özel olarak kullanılır.

  • Aksaray iline bağlı ilçelerden biri

Bilimsel terim anlamı:

Eski çağ denilen tarih dönemleriyle, Yunan-Latin tarih ve uygarlıklarıyla ilgili.

Fransızca'da Eskil ne demek?:

antique

Eskil hakkında bilgiler

Eskil, Aksaray iline bağlı bir ilçedir.

Eski kaynaklarda daha ziyade Eski il olarak geçen Eskil'in ilk kurulduğu yer bugün Gavuröreni olarak bilinen ve İlçenin daha kuzeyinde, Tuz Gölünün yakınında bulunan mevkiidir. Anadolu Selçuklu Hakimiyeti ile birlikte Sultan II. Kılıçarslan tarafından Eskil ve çevresine Türk boyları yerleştirilerek bölge Türkleştirilmiştir. Selçuklular zamanında Eskil'in Karaman Vilayetine bağlı Esb-Keşan Kazalar grubuna merkezlik yaptığı İstanbul Başvekalet arşivi İl Yazıcı defterinde belirtilmektedir. Geniş yerleşim yerlerine sahip Eskil'de tarihi kalıntılara rastlanılmaktadır. Böğet Köyü, Ortakuyu, Köşk, Hüyüklü, Mutlu, Çulfa, Sağsak ve Tosun Yaylalarında höyükler mevcut olup, mimari eser kalıntılarına rastlanılmaktadır.

Ortakuyu yaylasında Bizanslılardan kalma Tiyatro kalıntıları bugünde mevcuttur. Bağdat yolu olarak bilinen tarihi yolun taş döşeli kısımlarına Bayramdüğün mevkisinde de rastlanılmaktadır

 

Eskil Merkezinde Selçuklular zamanından kalma Ulu Camii mevcuttur.

Eskil ile ilgili Cümleler

  • Türklerde camın geçmişi, çok eskilere dayanır.
  • Eskileri hatırlamak bana umut veriyor.
  • İnsanların yeni fikirlerden neden korktuklarını anlayamıyorum. Ben eskilerinden korkarım.
  • Burada eskiler dışında yeniler hatalarında hemen günahına giriliyor. Onları engelliyorlar bile.
  • Şimdiki karpuzlarda eskilerin tadı yok.
  • "Tanrıların sevdiği insan genç ölür", demiş eskiler.

Eskil anlamı, kısaca tanımı:

Aksaray : Türkiye'nin İç Anadolu Bölgesi'nde yer alan illerinden biri.

İlçe : Yönetim bakımından yurt bölümlemesinde ilden sonra gelen bölüm, kaymakamlık, kaza.

Eskileşme : Eskileşmek işi.

Eskileşmek : Eskimek.

Eskilik : Eski olma durumu, antikite.

Kaynak : Araştırma ve incelemede yararlanılan belge, referans. Bir suyun çıktığı yer, kaynarca, pınar, memba, göz. Herhangi bir bilim dalında yazılmış olan yazı veya eserlerin bütünü, literatür. Bir şeyin çıktığı yer, menşe. İki metal veya yapay parçayı ısıl yolla birleştirme yöntemi, kaynaştırıp yapıştırma işi. Sırayı beklemeden başkalarının hakkını alarak mevcut sıranın ön taraflarına girme işi. Herhangi bir enerjinin oluşup çevreye yayıldığı yer. Gelir, kazanç, sağlık vb.ni sağlayıcı öge.

Ziyade : Çok, daha çok, daha fazla.

Kurul : Bir işi yapmak, yönetmek veya bir kurum ve kuruluşu temsil etmek için görevlendirilmiş kişilerden oluşmuş topluluk, heyet, konsey, asamble.

Bilinen : Değeri belli olan (nicelik), bilindik, malum.

Kuzey : Yıldız. Bulunduğu noktaya göre kuzeyde kalan yer. Sağını doğuya, solunu batıya veren kimsenin tam karşısına düşen yön, dört ana yönden biri, şimal, güney karşıtı.

 

Yakın : Aralarında sıkı ilgi bulunan. Az bir ara ile ayrılmış olan (zaman veya yer), uzak karşıtı. Uzak olmadan. Benzeyen, andıran, yaklaşan. Küçük, önemsiz değişikliklerle birbirinden ayrılan. Uzak olmayan yer. Erişmesi, olması zaman bakımından yaklaşmış olan. Aralarında sıkı ilişki olan arkadaş, dost veya akraba.

Mevki : Bazı ulaşım araçlarında yolculara veya tiyatro, sinema vb. yerlerde seyircilere sağlanan konfora ve bilet ücretlerine göre düzenlenmiş yer. Makam. Durum. Yer, mahal.

Bağlı : Bir kimseye, bir düşünceye, bir hatıraya saygı, aşk vb. duygularla bağlanan, sadık, tutkun. Gerçekleşmesi bir şartı gerektiren, vabeste. Bir bağ ile tutturulmuş olan. Kapatılmış olan, kapalı. Bir kuruluşun yetkisi altında bulunan. Halk inanışına göre, büyü etkisiyle cinsel güçten yoksun edilmiş (erkek). Sınırlanmış, sınırlı.

Biri : Bir tanesi. Bilinmeyen bir kimse.

Eskil uygarlık : Geleneksel toplumlara ilişkin halkbilim kalıntılarıyla bunların oluşumlarını inceleyen bilim dalı. bk. uygarlık. krş. kültür, halkbilim.

Eskilemek : Propilozmos ya da eski denilen hastalığa tutulmak.

Eskilmek : Eskileşmek.