Fasal nedir, Fasal ne demek
Yerel Türkçe'deki anlamı:
Tahıl, sebze, meyve ve yün gibi şeylerin döküntüsü.
Suyun dibine çöken tortu.
Köylerde izinsiz olarak ekilen tütün.
Usul, kural.
Fasıl.
Teknik terim anlamı:
Toprak dam yaparken kullanılan içi dolu, yumuşak kamış. (Yenikent Aksaray Niğde).
Fasal anlamı, kısaca tanımı
Yenikent : Az çok kendine yeterli bir çevrede, yerleştirilmesi öngörülen nüfusa, konut, iş olanağı, işyeri ve ve bunlara ilişkin kolaylıkları sağlamak amacıyla düzenlenen yeni ve büyük çapta tasarlı yerleşim yeri. Ağrı şehri, Tutak ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir bölge. Aksaray şehri, Yeşilova bucağına bağlı bir yer. Ankara ili, Yenikent bucağına bağlı bir yerleşim bölgesi. Eskişehir kenti, Seyitgazi ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim birimi. İzmir ili, Zeytindağ bucağına bağlı bir yer. Konya ili, Obruk bucağına bağlı bir yerleşim bölgesi. Kütahya şehrinde, Gediz belediyesi, merkez bucağına bağlı bir yer. Ordu şehri, Fatsa ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir yer. Ordu şehrinde, Tekkiraz bucağına bağlı bir yerleşim bölgesi. Sinop şehri, Gerze ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir yerleşim bölgesi. Sivas ilinde, İmranlı ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir bölge.
Aksaray : Türkiye'nin İç Anadolu Bölgesi'nde yer alan illerinden biri.
İzinsiz : Ceza olarak hafta sonu veya tatil günü çıkmasına izin verilmeyen (asker veya yatılı öğrenci). İzin almadan. Bu cezanın adı.
Yumuşak : Dokunulduğunda veya üzerine basıldığında çukurlaşan, eski biçimini kaybeden, katı karşıtı. Kolay çiğnenen, kolay kesilen. Kaba, hırçın, sert olmayan, kolay yola gelen, uysal. Ilıman (iklim), sert karşıtı. Dokunulduğunda hoş bir duygu uyandıran. Okşayıcı, tatlı, hoş. Ciğerlerden gelen havanın ses yolundaki sivrilmiş ve gerilmiş kapalı bir engele çarpmasıyla oluşan (ünsüz), titreşimli, sürekli, ötümlü, tonlu, sedalı. Kolaylıkla işlenebilen. Sessiz, hafif. Kolaylıkla bükülen, buruşmayan, sert karşıtı.
Döküntü : Dökülmüş, saçılmış şeyler. Değersiz, bayağı, ayaktakımından olan kimse. Kâğıtçılıkta üretimin herhangi bir safhasında ıskartaya çıkan, genellikle tekrar hamur durumuna getirilen, yaş ve kuru biçimleri olan kâğıt veya karton artığı. Bazı hastalıklarda görülen çıban, leke, uçuk, kızarıklık vb. belirti. Deniz yüzüne yakın, üzerinde dalgaların çatladığı kaya kümesi. Parçalanan taşların yamaç aşağı kayması, yuvarlanması, etekte birikmesiyle oluşan yer. İşe yaramayan, değersiz, kötü, berbat. Bir topluluktan geri kalmış kimseler. Bozuntu.
Toprak : Yer kabuğunun, toz durumuna gelmiş türlü kütle kırıntılarıyla, çürümüş organik cisimlerden oluşan ve canlılara yaşama ortamı sağlayan yüzey bölümü. Memleketli. Kara. Yer kabuğunun bu bölümünden yapılmış. Arazi, tarla. Ülke.
Tortu : Çökelti. Kalıntı. Bir şeyin bayağı, işe yaramaz duruma gelmiş olanı. Bir topluluğun soysuzlaşmış üyeleri.
Tahıl : Buğday, arpa, mısır, yulaf, çavdar, pirinç vb. hasat edilen ürünler ile tohumlarının genel adı, hububat.
Yumuş : İş, hizmet buyruğu: Bu çocuk hiç yumuş tutmuyor, ne yapacağız?. Toplantı, topluluk. İş, hizmet buyruğu. Vazife, hizmet, buyrulan iş, söz. Görev, vazife (Çayağzı). Ödünç alınan şey. İş, hizmet, ödev, vazife. İş, güç, çalışma.
Yenik : Yenmiş, aşınmış. Savaş ya da yarışmada yenilmiş, mağlup. Bir hayvanın veya böceğin bir şeyi yiyerek o şeyde bıraktığı iz.
Şeyle : Şöyle.
Sebze : Genellikle pişirilerek yenen bitkiler veya bunların taneleri, göveri, göverti, sebzevat, zerzevat.
Topra : Torba.
Tütün : Patlıcangillerden, birleşiminde nikotin bulunan, otsu bir bitki (Nicotiana tabacum). Duman. Bu bitkinin kurutulup kıyılarak sigara biçiminde veya pipoyla içilen yaprağı.
Niğde : Türkiye'nin İç Anadolu Bölgesi'nde yer alan illerinden biri.
Kamış : Buğdaygillerden, sulak, nemli yerlerde yetişen, boğumlu, sert gövdesi olan bitkiler (Phragmites australis). Sıvı içecekleri bardak veya şişeden kolayca içmek için kullanılan ince, plastik boru, pipet. Bu bitkiden yapılmış. Erkeklik organı.
Kural : Bir sanata, bir bilime, bir düşünce ve davranış sistemine temel olan, yön veren ilke, nizam. Davranışlarımıza yön veren, uyulması gereken ilke.
Meyve : Bitkilerde çiçeğin döllenmesinden sonra yumurtalığın gelişmesiyle oluşan tohumları taşıyan, genellikle yenebilen organ, yemiş. Ürün, sonuç, kâr.
Fasıl : Bölüm, kısım, devre. Osmanlı ve Arap tiyatrosunda oyunun perde bölümü. Dönem, devre. Belli bir sürede yapılmış olan iş, karşılaşılan durum veya olay. Bütçede ayrı ayrı gösterilen bölümler. Orta oyununa başlamadan önce saz takımının çaldığı köçek havası ve curcuna. Peşrev, nakış, şarkı, saz semaisi vb. parçaların belli bir sıraya göre çalınıp söylenmesi.
Diğer dillerde Fas tekerleği anlamı nedir?
İngilizce'de Fas tekerleği ne demek ? : maroccan cart whecl


Bu kısımda Fasal nedir? Fasal ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik bir biçimde hemen sorabilir, daha sonra kısaca Fasal tanımı, açılımı, kelime anlamı hakkında ansiklopedik bilgi verebilir veya dilerseniz Fasal hakkında sözler yazılar ile ingilizce veya almanca sözlük anlamı paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.