Fending türkçesi Fending nedir

Fending ile ilgili cümleler

English: I am afraid of offending you.
Turkish: Seni incitmekten korkuyorum.

English: I'm not defending him!
Turkish: Onu savunmuyorum.

English: I'm not defending Tom.
Turkish: Tom'u savunmuyorum.

English: Ali was defending himself.
Turkish: Ali kendini savunuyordu.

English: I was defending myself.
Turkish: Kendimi savunuyordum.

Fending ingilizcede ne demek, Fending nerede nasıl kullanılır?

Defending : Savunma. Koruma. Savunan.

Forfending : Önlemek. Yasaklamak. Engellemek. Savunmak. Atlatmak. Uzaklaştırmak. Engel olmak. Korumak. Muhafaza etmek. Savuşturmak.

Offending : Hoşa gitmeyen. İncitici. Rencide edici. Karşı koyan. Kırıcı. Can sıkıcı. İç acıtıcı. Sorun yaratan.

Unoffending : Dokunmaz. Zararsız.

Effendi : Aristokrasi sınıfına ait olan erkek (ortadoğu ülkelerinde). Saygı belirten eski bir türkçe unvan. Efendi.

Fend for oneself : Kendine bakmak. Başının çaresine bakmak. Kendini geçindirmek. Başının çaresine bakabilmek. Kendine dikkat etmek. Geçimini sağlamak.

Fender : Tampon. Usturmaça. Koruyucu düzen. Önleç. Çarpışmada aracın olumsuz etkilenmesini önlemek için ön ve arka uç noktalarına bulunan yatay, metal parça. Şöminenin önüne konulan alçak parmaklık. Siper. Paravana. Ocak siperi. Çamurluk.

 

Fended : Karşı koymak. Kendini korumak. Uzaklaştırmak. Atlatmak. Kendini -den korumak.

Fender pile : Tampon kazık. Selyaran kazığı.

Fender lamp : Çamurluk lambası.

İngilizce Fending Türkçe anlamı, Fending eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Fending ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Despair : Ümitsizliğe düşmek. Umudunu yitirmek. Umutsuzluğa düşmek. Umudunu kesmek. Çaresizlik. Umutsuzluk. Ümidini yitirmek. Ümitsizlik. Ümidini yitirme. Umudu kesmek.

Expectation : Deneysel verilerden ve hesaplardan belirli bir sonucu bekleme. İntizar. Beklenilme. Umut. Ekonomi, fizik alanlarında kullanılır. Mirasa konma beklentisi. Ümit. Beklenti. Olasılık. Umma.

Falsifying : Tahrif etmek. Sahtesini yapmak. Aslı olmadığını ispatlamak. Değiştirmek. Kalpazanlık yapmak. Oynama yapmak. Gerçeği çarpıtma.

Humour : Hoşuna gitmek. Huyuna gitmek. Gönlünü yapmak. Eğlendirmek. Mizaç. Gülünçlük. Huy. Mizah. Kaprisine boyun eğmek. Suyuna gitmek.

Counter : Sayıcı. Aykırı. Muhalefet etmek. Karşı çıkmak. Marka. Gelen tanecikleri tek tek sayan araç. Karşılıkta bulunmak. Bilgisayar, bilişim, fizik, kimya, eskrim alanlarında kullanılır. Fiş. Karşılamak.

Redetermination : Tekrar saptama.

Sadness : Gam. Mahzunluk. Efkar. Hüzün. Gemm. Üzgünlük. Üzüntü. Keder. Neşesizlik. Teessüf.

Locating : Yerleştirme. Yerleştirmek. Yerleşmek. Yerini saptamak. Oturmak. Bulma.

Affection : Eğilim. Muhabbet. Hastalık. Şefkat. Yakınlık. Anlık süreçlerinin dışında kalan ve insanın toplumsal kümesi içindeki davranışı üzerinde istençli denetimini ortadan kaldıran kısa süreli duygusal tepkiler (kızgınlık, korku vb.) gösterme durumu. Düşkünlük. Sevgi. Duygulanım.

 

Counteract : Etkisiz hale getirmek. Etkisizleştirmek. Gidermek. Karşı savaşmak. Etkisini yok etmek. Mukabele etmek. Karşılık vermek. Önlemek. Etkisini gidermek.

Fending synonyms : refutal, affectionateness, pleasance, philia, designation, antagonised, humor, bypass, be dead against, determination, faintness, shame, warmness, distract, validation, passion, proof, soul, state, dishing, dodge, contest, antagonise, agitation, localization, astonishment, pridefulness, deports, affect, bypasses, soulfulness, banishes, contests.

Fending zıt anlamlı kelimeler, Fending kelime anlamı

Gratitude : İyilikbilirlik. Şükür. Değerbilirlik. Şükran. Gönül borcu. Minnettarlık. Kadirşinaslık. Memnuniyet. Minnet.

Pain : Acı. Sancı. Üzmek. Baş belası. Eziyet etmek. Ağrı. Sızı. Acıtmak. Kalbini kırmak. Canını yakmak.

Liking : Sevgi. Alaka. Sevme. Beğeni. Sempati. İlgi. Düşkünlük. Meyil. Hoşlanma. Beğenme.

Fending antonyms : agitation, ingratitude, concern, gravity, sadness, despair, calmness, hope, humility, pleasure, dislike, pride, levity, happiness, fear.