Offending türkçesi Offending nedir

  • Rencide edici.
  • Kırıcı.
  • İncitici.
  • Sorun yaratan.
  • Karşı koyan.
  • İç acıtıcı.
  • Hoşa gitmeyen.
  • Can sıkıcı.

Offending ile ilgili cümleler

English: I am afraid of offending you.
Turkish: Seni incitmekten korkuyorum.

English: In 1980 the Ontario Censor Board banned the film "The Tin Drum," adapted from the Günter Grass novel, but the media found this silly, and so the Canadian Broadcasting Corporation (CBC) showed the offending scene that night from coast to coast on the national news.
Turkish: Ontario Sansür Kurulu 1980'de Günter Grass'tan uyarlanmış "Teneke Trampet" filmini yasakladı ama medya bu yasağı saçma buldu ve hatta Canadian Broadcasting Corporation (CBC) sorun yaratan görüntüleri o gece ülke çapında ulusal haberlerde gösterdi.

Offending ingilizcede ne demek, Offending nerede nasıl kullanılır?

Unoffending : Dokunmaz. Zararsız.

Offend against : Çiğnemek (kanunu). Aykırı olmak. İhlal etmek. Günah işlemek. Aykırı davranmak.

Offend deeply : İçine işlemek.

Offend the ear : Kulağı tırmalayan. Rahatsız edici. Dinlemesi hoşa gitmeyen.

Offend the eye : Görüntüsü hoşa itmeyen. Göze batmak. Göz zevkini bozan. Göze hoş görünmeyen. Çirkin.

Offender : Suçlu. Suç işlemiş kimse. Fail. Suç işleyen. Kabahatli. Mücrimin.

Be offended : Alınmak. Darılmak. Kırılmak. Üzerine alınmak. Kırgın olmak. Rencide olmak. Ağrınmak. Küsmek. Gücenmek. İncinmek.

 

Easily offended : Alıngan.

Being offended : Küsme.

Feel offended : Gücenmek. Hatırı kalmak. Zoruna gitmek.

İngilizce Offending Türkçe anlamı, Offending eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Offending ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Burster : Fırlayan kimse. Kağıt ayırıcı. Taşkına. Ateşleyici. Patlatıcı. Kağıt düzenleyici. Gözyaşları fışkıran kimse. Paralama hakkı.

Hurtful : Acıklı. Yaralayıcı. Ağır. Zararlı. Acıtıcı. Acı veren.

Undesirables : İstenmeyen. Nahoş. İstenmeyen kimse. Hoş karşılanmayan. İstenilmeyen. İstenilmeyen kişi. Sakıncalı.

Crushing : Ezici. Ufalama. Ezme. Sıkışma. Kırma. Kırma (işlem). Eziş. Kırılma.

Annoying : İzaç. Göze batan. Taciz edici. Başağrıtıcı. Sıkıntılı. Baş ağrıtıcı. Sinir bozucu. Sinirlendirici. Musallat.

Indelicate : Nezaketsiz. İnceliksiz. Kalas gibi. Terbiyesiz. Nazik olmayan. Uygunsuz. Kaba. Uygun olmayan.

Troublemaker : Sorun çıkaran kimse. Ortalık karıştırıcı. Mesele çıkaran kimse. Ortalığı karıştıran. Başbelası. Çıbanbaşı. Fitneci. Sorun çıkaran. Baş belası.

Offensive : Pis. Saldırıyla ilgili. Taaruza ait. İğrenç. Sürekli saldırı. Spor ofansif. Kötü. Tiksindirici. Hakaret eden. Hücum.

Refractory : Tedavisi güç. Isıya dayanıklı. Refrakter. İnatçı. Kafa tutan. Dik başlı. Dayanıklı. Sıcağa dayanıklı. Aksi.

Ungratifying : Memnuniyet verici olmayan. Değer bilmeyen. Müteşekkir olmayan.

Offending synonyms : resistant, trouble maker, violative, damnific, harshest, counteractive, unlikable, bothersome, aggravating, displeasing, chippies, troubler, cosaque, nail biting, breakers, deprecative, nastiest, defier, insulting, dreary, sinning, blah, peace offering, depressive, depressives, disobliging, harsher, harsh, disagreeable, impolite, gripier, cracker, gripiest.

 

Offending zıt anlamlı kelimeler, Offending kelime anlamı

Unoffending : Zararsız. Dokunmaz.