Filling out türkçesi Filling out nedir

Filling out ile ilgili cümleler

English: Ali is filling out a job application form.
Turkish: Ali bir iş başvuru formu dolduruyor.

English: Ali is filling out the forms now.
Turkish: Ali şimdi forrmları dolduruyor.

English: I need help filling out this application form.
Turkish: Bu başvuru formunu doldururken yardıma ihtiyacım var.

English: Ali is filling out an application form.
Turkish: Ali bir başvuru formu dolduruyor.

English: Ali is filling out a ballot.
Turkish: Ali bir oy pusulası dolduruyor.

Filling out ingilizcede ne demek, Filling out nerede nasıl kullanılır?

Filling : Diş dolgusu. Dolma. Dolgu. Doldurma. İlk doldurma. Sığ bir göl ya da körfezin, dışgüçlerin taşıdığı özdeklerle dolup kara durumuna gelmesi. Dolgu (diş). Dolum. İlk dolum.

Out : Bayılmak. Dışarı atmak. Çıkış. Dışarı. Kovmak. Dışarı çıkarmak. Dışarıda. Kendini belli etmek. Ortaya çıkmak. Meydana çıkmak.

Filling capacity : Dolum kapasitesi. Konserve kutusunun doldurulan hacminin kutu su kapasitesine yüzde oranı. Kutu doldurma oranı. Doldurma kapasitesi.

Filling cells : Doldurulan hücreler. Hücreler dolduruluyor.

 

Filling in for : Yenisi ile değiştirme. - 'ın yerine geçme. - için vekalet etme. Yer değiştirme. - için yerine geçme.

Filling material : Dolgu gereci. Dolgu maddesi.

İngilizce Filling out Türkçe anlamı, Filling out eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Filling out ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Bulks : Cüsse. Kütle. Hacim. Ekseriyet. Geniş vücut. Yük. Önemli olmak. Çoğunluk.

Aggrandise : Daha büyük yapmak. Ayrıntı eklemek (ayrıca aggrandize). Çoğaltmak. Artırmak. Genişletmek. Yüceltmek. Yapmacık bir şekilde birinin itibarını pekiştirmek veya abartmak. Uzatmak. Abartmak.

Put on weight : Şişmanlamak. Toplanmak. Almak.

Accrue : Artmak. Tahakkuk etmek. Eklenmek. Birikmek. Gelmek. Ziyadeleşmek. Gerçekleşmek. Çoğalmak. Payına düşmek.

Agglomerates : Yığmak. Yığılmak. Toplama. Yığışma. Toplanmak. Bir araya getirmek. Yığma. Bir araya toplamak.

Aggrandize : Abartmak. Yüceltmek. Çoğaltmak. Artırmak.

Blow up : Kopmak (fırtına). Kopmak (fırtına vb). Patlatmak. Havaya uçmak. Patlak vermek. Parlamak. Tahrip etmek. Tepesi atmak. Öfkelenmek.

Amasses : Yığmak. Top olmak. Bir araya gelmek. Bir araya getirmek. Biriktirmek.

Accumulating : Yığmak. Biriktirmek. Toplanmak. Biriktirme. Biriktirerek. Birikmiş. Birikmek. Biriken.

Bloating : Genelde yemekten sonra batında oluşan şişkinlik. Şişme. Abdominal distansiyon. Tütsülemek (balık). Kabartmak. Genleştirme. Damarlanma (yüzey). Genişleme.

Filling out synonyms : come it too strong, congesting, aggrandizes, clogs, bring up, bag, ballooned, choke up, accretes, build up, crowd, cover in, blows, add up, amplifying, blossomed, be a father to, bloat, accrues, crowds, amplifies, clog, agglomerated, accreted, bellying, add together, aggregated, belly, amass, bilges, adding up, become adult, augments.