Put on weight türkçesi Put on weight nedir

Put on weight ile ilgili cümleler

English: I've put on weight recently.
Turkish: Son zamanlarda kilo aldım.

English: Do you think Tom has put on weight?
Turkish: Tom'un kilo aldığını düşünüyor musun?

English: Do you think I've put on weight?
Turkish: Kilo aldığımı düşünüyor musun?

English: She has put on weight recently.
Turkish: O, son zamanlarda kilo aldı.

English: Ali didn't want to put on weight.
Turkish: Ali kilo almak istemiyordu.

Put on weight ingilizcede ne demek, Put on weight nerede nasıl kullanılır?

Put : Para koyma. Koymak. Hamle. Neşretmek. Söylemek. Menetmek. Atfetmek. Sormak. Yatırma. Söndürmek.

On : Giyilmiş. Olmakta olan. Yanmak. Devrede. Açık. Hazır. Üstünde. Esnasında. Çakırkeyif. De.

Weight : Sıklet. Bir cisme yer'in ya da başka bir gökcisminin uyguladığı çekim kuvveti. Yükletmek. Halter. İtibar. Ağırlık. Sıkıntı. Ağırlık yapmak. Çatıyı gergin tutmada kullanılan ağırlık. sahnede bir şeyi gergin tutmak için kullanılan ağırlık gereci. tiyatro konuşmasında ünsüz harflerin ortaya çıkmasıyla organların tembelliğinden doğan durum. Ağırlıklandırmak.

Put on : Atfetmek. Sahneye koymak. Eklemek. Yapmak (makyaj). Giyinmek. Takmak. Üzerine yüklemek. Sayı yapmak. Numarası yapmak. Çalıştırmak.

 

Put on a mask : Maske takmak.

Put on the market : Piyasaya sunmak. Piyasaya çıkarmak. Satışa sunma. Satışa çıkartmak. Satışa çıkarmak. Satışa sunmak. Piyasaya sürmek.

Put on a scene : Kıyameti koparmak. Olay çıkarmak.

Put oneself out : Elinden geleni yapmak. Tüm yolları denemek. Zahmete girmek.

Put on hold : Çınkayı kapatmayıp beklemek.

Put onto : Hakkında bilgi vermek.

İngilizce Put on weight Türkçe anlamı, Put on weight eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Put on weight ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Amasses : Yığmak. Top olmak. Bir araya getirmek. Bir araya gelmek. Biriktirmek.

Fattens : Semirtmek. Yağlanmak. Tombullaşmak. Semirmek. Şişmanlatmak. Façasını almak. Besiye çekmek. Kilo aldırmak. Gübrelemek.

Assemble : Düzenlemek. Çevirmek (bilgisayar). Takmak. Bir araya koymak. Toplantı yapmak. Birleşmek. Birleştirmek. Monte etmek. Toplaşmak.

Batten : Semirtmek. Üst lamba dizisi. Semirmek. Sağlama almak. Çubuk askı. Uzun tahta. Tıkınmak. Tirizlerle sağlamlaştırmak. Sahne yukarısından makaralarla indirilip çıkartılabilen genellikle iki parmak çapında çelik çubuk. bk. askı.

Acceptant : Alıcı. Kabul. Kabul eden. Kabul etme.

Buys : Satın alma gücü olmak. Pahasına elde etmek. Yutmak. Kiralamak. İnanmak. Satın almak. Rüşvetle elde etmek.

Attach to : Dahil etmek. Bir e-posta mesajına eklenti yapmak. Katmak.

Assembles : Parçaları birleştirmek. Montaj yapmak. Takmak. Bir araya koymak. Toplaşmak. Birleştirmek. Çevirmek. Monte etmek.

Aggregated : Ulaşmak (toplamı). Etmek (toplamı). Kümelenmiş. Birleştirmek.

 

Put on weight synonyms : get fatter, borrows, abstract, build, capture, fatten, accumulates, gain in weight, plumpest, be gathered, add together, borrow, become fleshy, agglomerating, fill out, bunch, agglomerated, accumulate, acquires, accept, accumulating, accepts, agglomerate, builds, band together, assume, admit, add up, plumps, battens, assumes, plumped, acquire.