Fillister türkçesi Fillister nedir

  • Oluk rendesi.
  • Pencere çerçevesinde içine camın yerleştirildiği oluk veya yiv.
  • Söve lambası.
  • Yiv.
  • Oluk.
  • Oyuk.

Fillister ingilizcede ne demek, Fillister nerede nasıl kullanılır?

Fillister head screw : Yassı silindirik başlı vida. Yıldız başlı vida.

Fillies : Yavru kısrak. Kısrak yavru. Fıkır fıkır kız. Kısrak (yavru). Kısrak. Dişi tay.

Fillin : Doldur.

Filling : İlk dolum. Dolma. Doldurma. Dolgu (diş). Sığ bir göl ya da körfezin, dışgüçlerin taşıdığı özdeklerle dolup kara durumuna gelmesi. Dolum. Dolgu. Doyurucu. Diş dolgusu. İlk doldurma.

Filling capacity : Dolum kapasitesi. Konserve kutusunun doldurulan hacminin kutu su kapasitesine yüzde oranı. Doldurma kapasitesi. Kutu doldurma oranı.

Filling in for : Yenisi ile değiştirme. - için vekalet etme. - 'ın yerine geçme. Yer değiştirme. - için yerine geçme.

Filliping : Fiske. Fiske vurmak. Teşvik etmek. Hafif darbe. Harekete geçirmek.

Filliped : Harekete geçirmek. Fiske vurmak. Hafif darbe. Teşvik etmek. Fiske.

Fillings : Dolgu. Doldurma. Dolma.

Filling out : Doldurmak (formu). Kilo almak. Büyümek. Şişirmek. Büyütmek. Yazılı formu tamamlamak. Doldurmak. Toplamak. Doldurmak (form vb). Şişmek.

İngilizce Fillister Türkçe anlamı, Fillister eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Fillister ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

 

Chute : Kanal. Kayılan yer. Çamaşır atılan baca. Çağlayan. Çöp atılan baca. Kızak. Paraşüt. Üst kattan alt kata inen.

Gully : Kanal. Çukur. Sel yarıntısı. Sellenme yarıntısı. Suyolu. Su oluğu. Arık. Dere.

Cavities : Kovuk. Çukur. Çürük. Delik. Boşluk.

Concaves : İçbükey yüzey. Obruk. İçbükey. Çukur. Konkav. İçe bombeli. Konkav. Iraksak.

Caverns : İn. Geniş yeraltı açıklığı. Boşluk. Patolojik doku boşluğu. Büyük mağara. Mağara. Büyük ve derin mağara. Kavern. Kayalık yamaçlardaki veya kaya diplerindeki kovuklar.

Drainpipe : Akak. Atık su borusu. Pis su borusu. Akaç. İniş borusu. Yağmur suyu iniş borusu (binalarda). Pissu borusu. Pis su akıtma borusu. Yağmur oluğu.

Alcove : Niş (duvarda bulunan). Girinti. Cumba. Yüklük. Çardak. Yataklık. Hücre. Kameriye. Kayalar arasında nehir çukuru.

Cannelure : Bir merminin silindiri etrafındaki yiv veya çentik. Oluk açma. Oluk veya çentik. Yiv açma.

Cavitations : Kabarcık. Boşlama. Boşluk oluşumu. Oyma. Çukurlaşma. Kavitasyon. Kovuklanma. Boşluk.

Canallers : Kanal. İki kıyı arasındaki dar ve derin deniz. İçinden damar geçen yol. İçinden sinir geçen yol. Suyolu. Yapay suyolu. Ocak oluğu. İçinden sıvı geçen yol. Ark.

Fillister synonyms : plough plane, canaling, duct, gullies, cavern, canaller, drainpipes, flutes, fluting plane, conduit, chase, channel, grooves, chamfer, chutes, canal, grooving, caverning, corrugation, concave, rabbet, rabbets, flute, conduits, alcoves, canaliculus, groove, chases, couloir, rabbet plane, antrum, cavitation, coulisse.

Fillister ingilizce tanımı, definition of Fillister

Fillister kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : The rabbet on the outer edge of a sash bar to hold the glass and the putty.