First place türkçesi First place nedir

  • Birinci.
  • Birincilik derecesi.
  • En yüksek mevki.
  • Birincilik.
  • En yüksek makam veya pozisyon.

First place ile ilgili cümleler

English: In the first place we must find a way out of this.
Turkish: Her şeyden önce, bu durumdan bir çıkış yolu bulmalıyız.

English: He decided not to buy the house, because in the first place it was too expensive, and in the second place it was too far from his office.
Turkish: Ev almamaya karar verdi, birincisi çok pahalıydı, ikincisi ofisine uzaktı.

English: In the first place it's necessary for you to get up early.
Turkish: Öncelikle erken kalkman gerekiyor.

English: In the first place we have to decide on the name.
Turkish: İlk olarak isim üzerinde karar vermek zorundayız.

English: "You'll get your clothes dirty." "No worries. They weren't very clean in the first place."
Turkish: "Kıayafetlerini kirleteceksin." "Endişe yok. En başta onlar temiz değildi."

First place ingilizcede ne demek, First place nerede nasıl kullanılır?

First : Önde gelen. Başta. Başlangıç. İlk olarak. En büyük. Başta gelen. Birinci. Mükemmel. Önce. Öncelikle.

Place : Yerleşim yeri. Ev. Hane. Statü. Kim olduğunu çıkarmak. İş. Basamak. Oturtmak. Sıra. Mekan.

Finish in first place : Bir yarış veya müsabakanın sonuna ilk önce ulaşmak. Yarış veya müsabakayı tamamlayan ilk insan olmak. Bir yarış veya müsabakayı kazanmak. Birinci sırada bitirmek. Birinci gelmek.

 

In the first place : İlk önce. Daha en başta. En önce. Her şeyden önce. Evvel emirde. Evvela. İlkin. Evvelemirde. İlk önce en önce.

First degree liquidity assets : Birinci dereceden likit varlıklar. Para ve çekle veya kredi kartlarıyla kullanılabilen hesaplar, seyahat çekleri gibi anında paraya çevrilebilir ödeme kabiliyeti yüksek ödeme araçları. krş. likiditesi yüksek varlıklar.

First degree liquidity assets coefficient : Para ve çekle veya kredi kartlarıyla kullanılabilen hesaplar, seyahat çekleri gibi anında paraya çevrilebilir ödeme kabiliyeti yüksek taşınır değerler toplamının kısa vadeli yükümlülüklere oranı. Birinci derecede likidite katsayısı.

İngilizce First place Türkçe anlamı, First place eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak First place ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

First : İlk olarak. Başlangıç. En büyük. İlkönce. Önce. İlk. Başta gelen. Mükemmel. Başta.

Primeness : İlklik. Asallık.

Primary : En önemli. Öncelikli. Primer. İlk, en yalın, en önemli olay , biçim ya da küme. örn. karmaşık tepkimeler dizgesindeki en önemli ya da en hızlı tepkime. Birincil. Birinci derecede. Bilgisayar, biyoloji, uzay, kimya alanlarında kullanılır. Başlıca. İlk.

Uppermost : Başlıca. En üste. En yukarda. İlk sırada olan. En yukarıda. En baştaki. Üst. Egemen. En üst.

Championship : Üstünlük. Bir topluluğun, bir bölgenin, belirli bir süre için en iyi yarışmacısını ya da takımını seçmek amacıyla düzenlelenen yarışmaların tümü. Birincilik yarışmaları. Şampiyonluk. Şampiyona.

 

Premiers : Yeni bir tiyatro oyununun ilk temsili. Baştaki. Kıdemli. Prömiyer. Baş. Sınıf veya önem bakımından ilk sırada. Başbakan. Asıl. İlk.

Firsts : Önde gelen. En büyük. Mükemmel. Birinci gelen şey. Önce. Başta gelen. Başlangıç. İlk.

Inceptive : Baştaki. Başlama. Bağlayan. Başlayan.

Winner : Birinci gelen. Güney dakota eyaletinde şehir. Galip. Kazanan. Ganyan. Büyük başarı.

Winners : Büyük başarı. Kazanan. Galip. Kazananlar.

First place synonyms : championships, premier, first rank, pride of place.