Flavor türkçesi Flavor nedir

  • Lezzet vermek.
  • Tad.
  • Lezzet katmak.
  • Hava.
  • Koku.
  • Bir yiyeceğe tat vermek için (bir şey) katmak.
  • Tat vermek.
  • Tatlandırmak.
  • Tat.
  • Bkz.flavour.
  • Tat veren şey.
  • Çeşni.
  • Çeşni vermek.
  • Lezzetlendirmek.
  • Tat duyusu.
  • Lezzet.

Flavor ile ilgili cümleler

English: My favorite flavor is chocolate.
Turkish: Benim en sevdiğim tat çikolatadır.

English: This drink clearly has the same flavor as tea.
Turkish: Bu içecek açıkça çay ile aynı tadı içeriyor.

English: The only flavor ice cream that Tom eats is vanilla.
Turkish: Tom'un yediği tek çeşnili dondurma vanilyadır.

English: This drink's flavor is obviously that of tea.
Turkish: Bu içecek açıkça çayla aynı tada sahip.

English: This dish has a strong flavor of garlic.
Turkish: Bu yemek güçlü bir sarımsak lezzetine sahip.

Flavor ingilizcede ne demek, Flavor nerede nasıl kullanılır?

Flavor matters : Lezzet maddeleri. Yemin lezzetliliğini veya tüketimini artırmak amacıyla bazen yemlere katılan, melas, anason tohumu, kırmızı biber, zencefil, şeker, yosun, keçiboynuzu meyvesi gibi maddeler.

Flavor of : Andırmak. Tadını vermek.

Change flavor : Lezzet değiştirmek.

Give flavor : Lezzet katmak.

Has neither savor nor flavor : Ne tadı ne tuzu var. Herhangi bir şeye karşı tadı yok.

Flavoring : Tatlandırıcı şey. Tat veren şey. Lezzet katıcı. Yemeğe tat veren şey. Tatlandırıcı. Aroma artırıcı. Çeşni. Gıdaya hoş koku kazandırmak veya var olanı güçlendirmek amacıyla eklenen doğal veya sentetik katkı maddeleri. Lezzetlendirici.

 

Flavors : Tat veren şey. Tat. Lezzet. Koku. (dışarıdan alınmış) sigara. Hava. Çeşni. Tad.

Flavorings : Lezzet maddeleri. Tat veren şey.

Flavorless : Tatsız. Lezzetsiz.

Flavorful : Lezzet dolu. Çeşnili. Tadı güzel olan. Leziz. Lezzetli. Tatlı.

İngilizce Flavor Türkçe anlamı, Flavor eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Flavor ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Atmospheric : Atmosfere ilişkin. Havaya ilişkin. Ortam ile ilgili. Ortam. Atmosferle ilgili. Cevvi. Atmosferik.

Aurae : Sıcak basması. Atmosfer. Ruh. Buhar. Gizemli ortam.

Aeros : Havacılık. Uçak veya uçan bir şeye ait. Uçakla ilgili. Havacılıkla ilgili. Havayla ilgili. Aero. Uçak. Gaz.

Tang : Tangırdamak. Tıngırtı. Keskin tat. Keskin bir tat. Madeni ses. Su yosunu. Pırazvana. Suyosunu. Berazban. Ağızda kalan tad.

Savoured : Hoşlanmak. Zevkine varmak. Tadını almak. Tadını çıkarmak. Kokusu olmak. Tadına varmak. Zevk almak. Kokusunu almak.

Exhalation : Soluk. Soluk verme. Buhar. Nefes. Soluma. Nefes verme. Oh çekme. Ciğerlerde kirlenen havayı ağız ya da burun yolu ile dışarı verme.

Spirit : İspirto. Canlandırmak. Koruyucu ruh. Önder. Can. İçilmemesi amacıyla içine uygun katkılar eklenmiş etil alkolün halk dilindeki adı. Cesaretlendirmek. Eğitim, kimya alanlarında kullanılır. Örnek insan. Neşelendirmek.

Fragrances : Rayiha. Güzel koku. Güzel ve hoş koku. Güzel kokulu. Mis. Amber. Itır.

 

Feel : Anlamak. Yoklamak. Acımak. Hissetmek. His. Görünmek. Kendini...hissetmek. Sezinlemek. Dokunma hissi. Sezgi.

Flavor synonyms : gustatory perception, gustatory sensation, taste sensation, flavour, odor, lemon, give flavour, aethers, gustation, aether, flavorings, medley, auras, aero, condiment, savour, spice, aerial, sense of taste, enjoyments, flavors, aroma, seasonings, airs, edulcorate, sweetens, pleasure, smack, savoriness, taste, fragrance, aromaticness, ambiences.

Flavor ingilizce tanımı, definition of Flavor

Flavor kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : To add something (as salt or a spice) to, to give character or zest. Odor. As, the flavor of a rose. Fragrances. That quality of anything which affects the smell. To give flavor to.