Floods türkçesi Floods nedir

  • Taşkın.
  • Seller.
  • (argo) paçaları bileklerin üzerinde son bulan pantalon (ayrıca :gelgit suları diye anılan).
  • Baskın.

Floods ile ilgili cümleler

English: Are there floods in Germany?
Turkish: Almanya'da sel oluyor mu?

English: Man fears disasters such as floods and fires.
Turkish: İnsan su baskınları ve yangınlar gibi felaketlerden korkar.

English: That river floods every year.
Turkish: O nehir her yıl taşar.

English: Every spring the river floods here.
Turkish: Her İlkbaharda nehir burada taşar.

English: Earthquakes and floods are natural disasters.
Turkish: Depremler ve seller doğal felaketlerdir.

Floods ingilizcede ne demek, Floods nerede nasıl kullanılır?

Flood and ebb : Kabarma-alçama. Büyük denizlerde suların yükselmesi ve altı saat sonra olağan düzeyden aşağı inmesi olayı.

Flood control : Taşkın kontrolü. Sel kontrolü. Sel kontrolu. Feyezan kontrolü. Taşkın denetimi.

Flood dam : Taşkın seddi.

Flood damage : Sel zararı. Sel tahribatı. Sel hasarı. Taşkın zararı.

Flood disaster : Sel afeti. Sel felaketi. Taşkın felaketi.

Flood of tears : Gözyaşı seli. Sel gibi akan göz yaşı. Gözyaşlarının aniden çok miktarda akması.

Flood level : Taşma düzeyi. Taşkın düzeyi.

Flood gate : Boşaltma vanası. Taşkın kapağı.

 

Flood in : Yığılmak. Sel basmak. Akın akın gelmek. Güruh halinde gelmek. Sel gibi akmak. Sel gibi gelmek.

Flood of emotions : Duygu veya sevgi seli.

İngilizce Floods Türkçe anlamı, Floods eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Floods ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Dance floor : Göstericilerin üzerinde dans ettikleri yüzey. Dans pisti.

Parquet floor : Parke döşeme.

Forayed : Atılım (riskli). Akın etmek. Basmak. Akın. Yağma etmek. Yağma. Girme. Çapulculuk. Yağmalamak.

Frenzied : Delice. Öfkeli. Şiddetli. Çılgınca. Çılgın. Coşkun.

Hegemonic : Liderlik ve otorite uygulayan. Hegemonyacı. Üstün. Yöneten. Hegemonik.

Flooring : Döşeme kaplaması. Katlar. Döşemelik. Düzlük kaplaması. Yer kaplaması. Kaplama. Zemin kaplama. Zeminler. Döşeme. Zemin.

Foray : Yağma etmek. Akın etmek. Çapulculuk. Yağma. Girme. Akın. Atılım (riskli). Yağmalamak. Basmak.

Foraying : Akın etmek. Yağma. Girme. Akın. Yağmalamak. Basmak. Çapulculuk. Atılım (riskli). Yağma etmek.

Body fluid : Öz su. Biyolojik dokulardan, su eklenerek veya eklenmeksizin, sıkma veya filtrasyonla elde edilebilen sulu kısım. özellikle şurup biçiminde hazırlanan preparatlara katılan, parçalanma ezilme ve sıkma işlemleriyle hazırlanmış, renkli ve güzel kokulu çeşitli meyve veya bitkilerin suları. Suyuk. Vücut sıvısı. Gövde sıvısı. Dokularda, hücrelerin dışında bulunan sıvı. Biyoloji, veterinerlik alanlarında kullanılır.

Ambushment : Tuzak. Pusuya düşürme. Pusuya yatma. Pusu.

Floods synonyms : bell deck, horizontal surface, cord blood, truck bed, bodily fluid, menstrual blood, liquid body substance, descents, cataracts, dominant, whole blood, forays, delirious, excessive, menorrhea, gore, heaviest, blood serum, humor, blood type, parquet, floorboard, blood group, ebullient, venous blood, blood clot, grume, gushing, arterial blood, boisterous, bloodstream, descent, hallway.

 

Floods zıt anlamlı kelimeler, Floods kelime anlamı

Fauna : Hayvan topluluğu. Belirli bir coğrafi alanda bulunan hayvan türlerinin tümü. Bir bölgede yaşayan çeşitli türde hayvanların tümü. Fauna. Bir bölgenin özgün kendine has hayvan yaşamı. Biyoloji, coğrafya, veterinerlik alanlarında kullanılır. Bölge hayvanlarının tümü. Direy. Hayvanların yaşadığı bölge. Doğay.

Empty : Dökmek. İçini çıkarmak. Önemsiz. İçini boşaltmak. Boşaltmak. Abuk sabuk. Boş. Anlamsız. Yoksun.