Gölgelenme nedir, Gölgelenme ne demek

Gölgelenme; Dil Bilimi alanında kullanılan bir sözcüktür. Dil bilgisi yönünden Türkçe'de isim olarak kullanılır.

  • Gölgelenmek işi

Teknik terim anlamı:

Kelt dilinde, kelimelerin başındaki seslerin genizlenmesi (GENİZLİ GÖLGELENME, E. nasalis) veya ötümsüz bir abanık yerine bir ötümlü gelmesi (DÜŞÜRÜMLÜ GÖLGELENME, E. destituens).

Gölgelenme anlamı, kısaca tanımı

Gölge : Saydam olmayan bir cisim tarafından ışığın engellenmesiyle ışıklı yerde oluşan karanlık. Ne olduğu anlaşılamayan karaltı, silüet. Güneş ışınlarından korunacak yer. Resimde bir şekli cisimlendirmek için, onun ışık almaması gereken yerlerine vurulan az çok koyu renk. Birinin yanından hiç ayrılmayan kimse. Yetkisi olmadığı hâlde etkili olan. Röfle. Koruma, kayırma himaye

Yan gölgelenme artifaktı : Ultrasonografide safra ve idrar torbası gibi içi sıvı dolu yapıların yan taraflarında görülen ve aşağıya doğru uzayabilen koyu gölgelenme, Tanjant fenomeni.

Gölgelenmek : Gölgeli duruma girmek. Buğulanmak. Değerinin bilinmesi engellenmek.

Genizlenme : Bir sesin genzel bir vasıf alması veya bir sese genzel olan başka bir sesin katılması.

Düşürüm : Düşürme işi. Mallarda yapılmış olan genel ucuzluk.

Ötümsüz : Sert.

Abanık : "Samit" kelimesinden çevirme olan "sessiz" teriminin dilbilim bakımından yanlış olduğu bilinmektedir. Esasen sesli ve sessiz kelimeleri voisé ve invoisé terimlerinin tam karşılığıdır. (bk. Sesli ve Sessiz). Bu sesler, yani samitler, söylenirken ses aygıdmda herhangi bir kısmın başka bir kısma abanarak yolu daraltması veya kapamasıyla meydana geldikleri için fizyolojik olay gözönünde tutulup bunlara "abanık" denilmiştir. Bu bakımdan abanıklar DARALTILI (Constricitive) ve KAPANTILI (Occlusive) diye iki sınıfa ayrılır (bk. Daraltılı ve Kapantılı). Abanıklar boğumlanma noktalarına göre de ayrı bir sınıflamaya uğrarlar: AĞIZDIŞI (Eixtrabuccale), AĞIZİÇİ (Intra - buccale) ve AĞIZARDI (Post - buccale) ; (Bu kelimelere bakınız). Bundan başka dilin boğumlamayı sağlıyan kısmı bakımından bir sınıflama daha yapılıyor. bk. Dilönü, Dilortası ve Dilardı abanığı.

 

Ötümlü : Yumuşak.

Yerine : Bir şeyin veya bir kimsenin yerini almak üzere. Başkasının adına. Alegori.

Kelime : Anlamlı ses veya ses birliği, söz, sözcük.

Kelim : Eğri boynuzlu koç, keçi.

Gelme : Gelmek işi. Gelmiş olan. Bir ışının, kaynağından çıkarak bir ayna yüzüne veya saydam bir cismin yüzeyine erişmesi. Yetişme.

Başın : Başta, önce, en başta3 ilkin.

Geniz : Ağız ve burun boşluğunun arka bölümü.

Ötüm : Ötme zamanı : Horoz ötümünde geldi.

Kelt : Sulu, otlu yer, dere içi.

Keli : Taş ve toprak yığarak yapılan bağ, bahçe ve tarlaların sınırı. Dağ ve tepelerin eteği. Dağ ve tepenin en yüksek noktası. Taşlı, verimsiz tarla. Aşı yapmak için alınan filiz. Yurt. Tarla sınırı. Sebze karığının kenarı (Çayağzı). Çok yüksek olmayan tepe.

Yeri : Yürü. Utanmaz: Yêriliğin cezasını çekti.

Diğer dillerde Gölgelenme anlamı nedir?

Fransızca'da Gölgelenme nedir ? : eclipse