Güzergah nedir, Güzergah ne demek

Güzergah; Dil bilgisi yönünden Türkçe'de isim olarak kullanılır.

  • Yolüstü uğranılacak, geçilecek yer
  • Yol boyu.
  • Çok geçilen yer, geçek.

Güzergah ile ilgili Cümleler

    Güzer ile ilgili Cümleler

    • Ben bir otobüs güzergahı haritası istiyorum.
    • Bir otobüs güzergahı haritası alabilir miyim?
  • Bir otobüs güzergahı haritası alabilir miyim?
  • “Dönüş yolumuz, Ayazağa, Kâğıthane güzergâhı idi.”
  • Ben bir otobüs güzergahı haritası istiyorum.
  • “Görüyorsun ki hat güzergâhına verdiğimiz şifrelerin hepsine menfi cevap geldi.”

Güzergah tanımı, anlamı

Güze : Su kaynağı. Testi. Güzel. [Bakınız: Göze]

Güzer : Büyük delikli kalbur.

Yol boyu : Kara yolunda kenar. Yolculuk süresi.

Yolüstü : Yolun hemen kenarı.

Uğran : Su yatağı.

Geçek : Çok geçilen yer, işlek yol. Küçük tahta köprü.

Uğra : Yufka açılırken hamurun tahtaya yapışmaması için serpilen kalın un.

Geçi : Keçi. Makas. Oynatılan orta kadını. Kız. Avam, halk. Haddeleme işleminde, haddelenen parçaların haddelerden bir kez geçişi.

Geçe : Herhangi bir saat başını geçerek, geçerken. Karşılıklı iki yandan her biri, yaka. Taraf, yön. Eski türkçe keç-e: Karşı taraf; öte (Erzincan Merkez). Taraf. Taraf, yan.

Yol : Karada, havada, suda bir yerden bir yere gitmek için aşılan uzaklık, tarik. Bir amaca ulaşmak için başvurulması gereken çare, yöntem. Kumaşta bulunan çizgi. Kez, defa. Karada insanların ve hayvanların geçmesi için açılan veya kendi kendine oluşmuş, yürümeye uygun yer. İçinden veya üstünden bir sıvının geçtiği, aktığı yer. Hile, tuzak. Düğünde, oğlanevinin kızevine verdiği para, mal veya armağan. Davranış, tutum, gidiş veya davranış biçimi. Uyulan ilke, sistem, usul, tarz, tarik. Yolculuk. Genellikle yerleşim alanlarını birbirine bağlamak için düzeltilerek açılmış ulaşım şeridi. Gaye, uğur, maksat. Gidiş çabukluğu, hız.

 

Yer : Bir şeyin, bir kimsenin kapladığı veya kaplayabileceği boşluk, mahal, mekân. Yerküre. Gezinilen, ayakla basılan taban. Önem. Ekime elverişli toprak parçası, arazi. Görev, makam. Durum, konum, vaziyet. Ülke. Durum, konum. İz. Üzerine yapı kurulmaya elverişli arazi, arsa. Otel, motel vb.nde kalınacak oda. Bulunulan, yaşanılan, oturulan bölge. Bir olayın geçtiği veya geçeceği bölüm, alan, mahal.

Çok : Sayı, nicelik, değer, güç, derece vb. bakımından büyük ve aşırı olan, az karşıtı. Aşırı bir biçimde.

Diğer dillerde Güzellendirme sanı anlamı nedir?

Osmanlıca Güzellendirme sanı : vasf-ı tahsinî