Geçmiş zaman görünümü nedir, Geçmiş zaman görünümü ne demek

Geçmiş zaman görünümü; bir dil bilgisi terimidir.

  • Belirsiz geçmiş zaman eki almış fiille yardımcı fiilin veya başka bir fiilin birlikte kullanılmasından ortaya çıkan ve olayın tamamlanmış olduğu kavramını veren görünüm: Gelmiş olmak, gitmiş olmak, vermiş bulunmak gibi

Dil bilgisi olarak anlamı:

Belirsiz geçmiş zaman ortacıyle, yardımcı eylemin veya başka bir eylemin birlikte kullanılmasından meydana gelen ve olayın tamamlanmış olduğu kavramını veren görünüm: Gelmiş olmak, gitmiş olmak, yapmış olmak, vermiş bulunmak ve benzeri

İngilizce'de Geçmiş zaman görünümü ne demek? Geçmiş zaman görünümü ingilizcesi nedir?:

perfective aspect

Geçmiş zaman görünümü tanımı, anlamı:

Geçmiş : Geçme işini yapmış. Arkada kalan hayat. Zaman bakımından geride kalmış, esbak. Bugüne göre geride kalmış olan zaman, mazi. Çürümeye yüz tutmuş. Birinin ölmüş ana, baba ve yakınları.

Zaman : Bu sürenin belirli bir parçası, vakit. Dönem, devir. Olayların oluş ve akış sırasını belirleyen, düzenli ve dönemli gök olaylarını birim olarak kullanan sanal bir kavram. Belirlenmiş olan an. Bir işe ayrılmış veya bir iş için alışılmış saatler, vakit. Bir işin, bir oluşun içinde geçtiği, geçeceği veya geçmekte olduğu süre, vakit. Çağ, mevsim. Fiillerin belirttikleri geçmiş zaman, şimdiki zaman, gelecek zaman, geniş zaman kavramı. Yer kabuğunun geçirdiği gelişimde belirlenen ve fosillere göre dörde ayrılan geniş evrelerden her biri.

 

Görünüm : Bir şeyin dıştan bakıldığında görünen biçimi, görünme durumu, görünüş, manzara, zevahir, vizyon.

Belirsiz : Belirli olmayan, belgisiz, gayrimuayyen, vuzuhsuz. Bilinmeyen, meçhul. Niteliği hakkında tam bir bilgi edinilemeyen, müphem.

Fiil : Olumlu veya olumsuz olarak çekimli durumda zaman kavramı taşıyan veya zaman kavramı ile birlikte kişi kavramı veren kelime, eylem. İş, davranış.

Yardımcı : Yardımı olan (şey). Yardım eden veya gerektiğinde yardım edecek olan kimse vb., muavin, muin, yaver, asistan.

Birlik : Konunun bir ana düşünce çevresinde toplanması. Tek, bir olma durumu, vahdaniyet. Bir arada olma durumu, vahdet. Bağlılık, benzerlik, bağlantı, vahdet. Bölünmezliği içeren yalın bütün. Belli bir topluluğun yararlarını korumak için kurulmuş dernek. Bölük, tabur, alay vb. bir bütün sayılan topluluk. En büyük değerdeki nota, dört dörtlük. Bir taneden oluşmuş, bir tane alabilen.

Kullanılma : Kullanılmak işi.

Ortay : Bir düzlem şeklin aynı yöndeki paralel bütün kirişlerini eşit parçalara bölen (çizgi). Bir uzayı, bir yüzeyi eşit iki parçaya bölen (düzlem, çizgi).

Olay : Önemli tarihsel olgu, fenomen. Ortaya çıkan, oluşan durum, ilgi çeken veya çekebilecek nitelikte olan her türlü iş, hadise, vaka.