Gemeş nedir, Gemeş ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Ön dişleri olmayan ya da küçük olan kimse: Gemeş Ali haylazın biridir.

Geniş ağızlı kişi.

[Bakınız: gevik].

İradesiz, yavaş kanlı kişi.

Dişsiz ya da yamuk, çarpık (ağız için).

Gemeş anlamı, tanımı

Geme : Fare. Bir çeşit köstebek. Kısa burunlu hayvan. Büyük dişli kişi. Düzgün, beyaz dişli kişi. Alt ya da üst çenesi uzun kişi. Ön dişleri öne doğru çıkık kişi. [Bakınız: gevik]. Boyu büyümeyen katır. Kemer. Eğri, yamuk. Haddinden fazla uzun. Koyunların üzerinde bulunan bit. Dişsiz ya da yamuk, çarpık (ağız için). Ermeni dilinden kam: kama. Küçük ağaç kirkit. (Dişkaya Eşme Uşak). Büyük fare

Gemeşmek : Gerinmek.

İradesiz : İstençsiz.

Haylaz : Hoşa gitmeyen davranışlarda bulunan (kimse), hayta. Çalışma gücü varken çalışmayan, aylaklık eden, yaramaz.

Ağızlı : Ağzı herhangi bir biçimde olan.

Çarpık : Düzgünlüğünü yitirerek eğrilmiş, doğru karşıtı. Gerektiği gibi olmayan, düzgün olmayan. Aksi, ters, huysuz bir biçimde. Kötü.

Dişsiz : Dişi olmayan.

Olmaya : Yapılmamış ola, görülmemiş ola.

Kimse : Herhangi bir kişi, kim olduğu bilinmeyen kişi.

Hayla : Şimdiye dek: Hüseyin bu vakit oldu hayla gelmedi. Hem de :-Ahmet'i gördün mü?-Evet hayla konuştuk. Gerçekten:-Bu gölde balık bulamazsın.-Hayla da öyle galiba. Nasıl: Bu iş hayla oldu. Çok. Evvel, önce: Koşuda hayladan gelene mükâfat verirler. Nasıl?.

 

Yavaş : Hızlı olmayan, ağır, çabuk karşıtı. Alçak, hafif bir biçimde. Yumuşak huylu, yumuşak başlı. Alçak, hafif. Hızlı olmayarak.

Yamuk : Bir yana doğru eğik olan. Birine karşı yanlış davranma. Sözünden dönen, yanlışlık yapan (kimse). Yalnız iki kenarı paralel olan dörtgen.

Küçük : Boyutları, benzerlerininkinden daha ufak olan, mikro, büyük karşıtı. Geri aşamada. Değersiz, önemsiz. Niceliği az olan. Makam, rütbe, derece bakımından daha aşağı olan kimse. Yaşı daha az olan. Niteliği aşağı olan, bayağı. Kısık, parlak olmayan (ses). Küçük abdest.

Kanlı : Kan bulaşmış. Kanı yoğun olan, demevi. Kan dökülmesine neden olan. Kanlanmış olan. İsteyerek kan dökmüş olan (kimse), hunriz, katil. Kan davasında taraf olan kimse. Kanı olan.

Gevik : Ucu çengelli ağaç. Geveze. Dişsiz ya da yamuk, çarpık (ağız için): Gevik Ali. Kuruntulu: Bu kız amma gevik ha. Sözünde durmayan. [Bakınız: gevgene]. Burgunun ucundan dökülen talaş. Hayvanlarda koyu kırmızı ile siyah karışığı renk: Gevik keçi. Rüşvet: Gevik yedirmeden bu işi gördüremeyeceğim. Ekinin sap ve kabuğu, boş başak. Savrulan harmandan arta kalan ezilmemiş, iyi dövülmemiş başak. [Bakınız: gegek]. Ağaç köklerinin kurumuş parçaları. Yavrusu ölen ineğin sütünü sağdırması için emzirilen başka bir buzağı. Ağızda çiğnenen şey, lokma. Gelişmemiş başak.

Çarpı : Kaba sıva, çarpma sıva. Birbiriyle çarpılan iki sayı arasına konulan işaret: "a x b" veya "a . b", "a çarpı b" diye okunur.

İrade : Bir şeyi yapıp yapmamaya karar verme gücü, istenç. Buyruk. İstenç. İstek, dilek.

 

Geniş : Eni çok olan, enli, vâsi. Çok. Kolay kolay tasalanmayan, hoşgörülü, rahat. Bol (elbise). Kapsamı büyük, dar sınırlar içinde kalmayan, yaygın, makro. Alanı büyük olan, makro, dar karşıtı.

Ya da : Seçeneği, çeşitliliği veya tercihi belirten bir söz.

Gevi : Kabağın ince dalları. Dayanıklı, kuvvetli. Damat.

Diğer dillerde Gemellus anlamı nedir?

İngilizce'de Gemellus ne demek ? : gemellus