Gerit nedir, Gerit ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Damların üzerine konulan su geçirmez killi toprak.

Gerit anlamı, kısaca tanımı

Geri : Arka, bir şeyin sonra gelen bölümü, art, alt taraf, ileri karşıtı. "Geri dön, geri git!" anlamında bir söz. Araba üzerine gerilerek kenarları arabanın korkuluğuna tutturulan ve içine saman veya tahıl doldurulan büyük kıl çuval. Aptal, anlayışsız. Eksik gösteren (saat). Hayvanda boşaltım organının dışı. Bir şeyin sona kalan bölümü. Son, sonuç. Benzerlerine ayak uydurup ilerleyememiş, gelişememiş. Geriye doğru. Geçmiş, mazi

Geritepki : Bir öğeciğin bir parçacık ya da erke nicemi ışıdığı anda toplam devinirliğinin korunabilmesi için ters yönde bir itim edinmesi.

Geritepki çekirdeği : Çekirdeksel bir etkileşim, ya da parçalanım sonucu geri tepen çekirdek.

Geritepki ışınımı : Çekirdeksel bir parçalanmada çekirdeğin ışıma sırasında uğradığı geritepme.

Geritepki öğeciği : Bir parçacık ya da ışınım salımı nedeniyle anlık değişikliğe uğrayan ya da devinim yönü tersinen öğecik.

Geritepki parçacığı : Bir çarpışma ya da bir taneciğin ayrılması sonucu devimime başlayan ana parçacık.

Geritepme : Eksicik, gamma ışıncığı gibi tanecikleri salarken, devinirliğin sakınımı ilkesi yüzünden, çekinin de eksi yönde gitmesi olayı.

 

Geritköyü : Tokat ilinde, Çamiçi bucağına bağlı bir bölge.

Geritmek : Kurumlanmak: Bugünki gelin çok geritgen, öyle geridiyor ki, kınamadık kimse kalmadı.

Geçirmez : Kimi yükün ya da özdecikleri içinden göçürmeyen (zar). Su veya hava geçirmez, kapalı.

Üzerine : Üstüne. -den daha üstün. -den dolayı. -den sonra. Hakkında.

Geçirme : Geçirmek işi.

Toprak : Yer kabuğunun, toz durumuna gelmiş türlü kütle kırıntılarıyla, çürümüş organik cisimlerden oluşan ve canlılara yaşama ortamı sağlayan yüzey bölümü. Memleketli. Kara. Yer kabuğunun bu bölümünden yapılmış. Arazi, tarla. Ülke.

Topra : Torba.

Killi : İçinde kil bulunan. Kirli.

Üzeri : Bir şeyin yukarı, göğe doğru olan yanı. Bazı tamlamalarda zaman bildiren bir söz. Vücut, beden. Artan, geriye kalan bölüm. Bir şeyin dış yüzü, yüzey.

Damla : Yuvarlak biçimde, çok küçük miktarda sıvı. Damla biçiminde olan (ziynet). Kalbe inen inme, felç. Damlalıkla kullanılan ilaç. Çok az miktar.

Konu : Konuşmada, yazıda, eserde ele alınan düşünce, olay veya durum, mevzu, süje. Üzerinde konuşulan şey, bahis.

Geçi : Keçi. Makas. Oynatılan orta kadını. Kız. Avam, halk. Haddeleme işleminde, haddelenen parçaların haddelerden bir kez geçişi.

Üzer : Kaymak, süt, yoğurt yüzü. Ürem, faiz. Değiş tokuş sırasında üste alınan para. Can sıkıcı. Üst. Kaymak. Faiz. Can sıkıcı, üzücü.

Diğer dillerde Gerisıçrama katsayısı anlamı nedir?

İngilizce'de Gerisıçrama katsayısı ne demek ? : restitution coefficient