Gidek nedir, Gidek ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Keçi yavrusu, oğlak.

Damların çevresinde olan duvar çıkıntısı (korkuluk).

Saçak: Bu damın gideği iyidir.

Balkon ya da büyük sofaların altına sütun gibi konulan dört köşe direk.

Çamaşır ipi germek için damların iki tarafına dikilen ağaç.

Avlu duvarının üstü.

Gidiş yönü, gidilen yer.

Keçi yavrusu.

Gidek ile ilgili Atasözü veya Deyim

gümüş sağ olsun, altın gidekosun : “eldeki şey, elde edilmesi güç olan daha değerli bir şeyden üstün tutulmalı” anlamında kullanılan bir söz.

Gidek anlamı, tanımı

Gide : Koyunları kovalama ünlemi

Gidekoymak : Gidivermek.

Çamaşır ipi : Kurutmak için üzerine çamaşır asılan ip veya tel.

Dört köşe : Kare biçiminde olan.

Korkuluk : Tarla, bağ ve bahçelerde kuşların zarar vermesini önlemek için konulan, insana benzer kukla. Düşme tehlikesi olan yerlere çekilen duvar veya parmaklık. Bostan korkuluğu. Küpeşte.

Korkulu : Korku veren, korkutan. Kendisinden kötülük gelebilen, tehlikeli.

Çıkıntı : Bir yüzeyde ileri doğru çıkan bölüm. Bir metni düzeltmek veya ona bir şey eklemek için satır dışına yazılan yazı, çıkma. Her şeye itiraz eden, huzursuzluk çıkaran (kimse). Kambur.

Çamaşır : İç giysisi. Kirli eşyaları yıkama işi.

Germek : Bir şeyin uçlarından veya kenarlarından çekerek gergin duruma getirmek. Kol, bacak, uzatmak. Gergin bir şeyle örtmek. Gergin duruma getirmek, gerginlik yaratmak, sinirlendirmek.

 

Balkon : Bir yapının genellikle dışarıya doğru çıkmış, çevresi duvar ya da parmaklıkla çevrili bölümü. Vücudun göğüs veya göbek bölümü. Tiyatro, sinema vb. büyük salonlarda asma kat.

Bu dam : Kötü ve kendisinden nefret edilen adam.

Gidiş : Gitme işi. Tutum, durum, davranış. Gitme biçimi, tempo.

Saçak : Bazı giyim eşyalarında veya döşemeliklerde kumaş kenarlarına dikilen süslü iplikten püskül. Görünüşü bu püskülü andıran. Bir gaz ortama yerleştirilen ve yüksek bir potansiyel verilen ve nesnenin yüzeyinde oluşan ışık olayı. Havlu, halı vb.nin kenarı boyunca sarkan püskül. Bir yapının herhangi bir bölümünü güneş ve yağmurdan korumak için, o bölümden dışarı taşan ve altı boşta olarak yapılmış olan bölüm.

Yavru : Yeni doğmuş hayvan ya da insan. Bir şeyin küçüğü. Çocuk, evlat. Güzel, alımlı genç kız.

Germe : Germek işi. Bir yeri bölmek, sınırı belli etmek için yapılmış olan tahta perde.

Taraf : Ön, arka, sağ, sol, üst, alt vb. yanların her biri. Bir şeyin belli bölümü, kısmı. Yöre, yer. Yön, yan, doğrultu. İstekleri, düşünceleri karşıt olan iki kişiden veya iki topluluktan her biri. Bir kişinin soyundan gelenlerin hepsi.

Dikil : Horoz. Alık.

Sütun : Herhangi bir maddeden yapılan, zaman zaman üstünde çıkıntılı bir bölüm olan, genel olarak bir altlığa, bazen doğrudan doğruya yere dayalı silindir biçiminde düşey destek, kolon. Oldukça yükseğe çıkan ve silindire benzeyen şey. Alt alta sıralanmış şeyler dizisi. Gazete, dergi, kitap vb. yazılı şeylerde, sayfanın yukarıdan aşağıya doğru ayrılmış olduğu dar bölümlerden her biri, kolon. Bir tablo veya grafikte düşey durumdaki yüzey.

 

Korku : Bir tehlike veya tehlike düşüncesi karşısında duyulan kaygı, üzüntü. Kötülük gelme ihtimali, tehlike, muhatara. Gerçek veya beklenen bir tehlike ile yoğun bir acı karşısında uyanan ve coşku, beniz sararması, ağız kuruması, kalp, solunum hızlanması vb. belirtileri olan veya daha karmaşık fizyolojik değişmelerle kendini gösteren duygu.

Oğlak : Keçi yavrusu. Zodyak üzerinde Yay ile Kova arasında bulunan takımyıldızın adı, Cedi.

Diğer dillerde Gibrat dağılımı anlamı nedir?

İngilizce'de Gibrat dağılımı ne demek ? : gibrat distribution