Hamaylı tatlısı nedir, Hamaylı tatlısı ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Pirinç unu, süt ve şekerden yapılan, üçgen biçiminde yufkalara sarılarak fırında kızartılan bir çeşit tatlı.

Hamaylı tatlısı kısaca anlamı, tanımı

Hama : Kaynamış sütün üzerindeki kaymak. Hemen, şimdi. Kalça kemiği, uyluk kemiği. Hemen. Ama. Hemen, derhâl, bk. heman, hemman

Hamay : Muska, nazarlık. Sofa.

Hamaylı : Omuzdan çapraz olarak bele inen bağ. Muska. Muska, nazarlık. Kadınların boyunlarına taktıkları altın ya da gümüş kolye. Madenden yapılmış muska kılıfı. [Bakınız: hamay]. Etkili, gösterişli, büyük muska. İçine en'am konulan, üzeri boncuk ve zincirlerle donatılmış, gelinlerin nazarlık olarak kullandıkları gümüş kutucuk.

Tatlı : Şeker tadında olan. Acı olmayan, acı karşıtı. İnsanı çeken, göze, kulağa hoş gelen, rahatlatan, dinlendiren, sevindiren. Hoşa gidecek bir biçimde, tatlılıkla. Sevimli, hoş. Şekerle veya şekerli şeylerle yapılmış olan yiyecek.

Pirinç unu : Kurutulmuş pirinç tanelerinin öğütülmesiyle elde edilen un.

Sarılar : Amasya şehri, merkez ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir yerleşim birimi. Ankara ili, Kazan belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim birimi. Antalya kenti, Akçay bucağına bağlı bir yer. Antalya şehrinde, Kaş belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim bölgesi. Antalya şehrinde, Manavgat ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir yer. Bolu şehrinde, Göynük ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir bölge. Denizli ilinde, Çivril ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir yer. Diyarbakır şehri, merkez ilçesi, merkez bucağına bağlı bir bölge. Gaziantep şehrinde, ŞehitKâmil belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir bölge. Gaziantep ili, Yavuzeli ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim bölgesi. İçel şehrinde, Kuzucubelen nahiyesine bağlı bir yerleşim bölgesi. İzmir şehrinde, Gökçen bucağına bağlı bir yer. İzmir şehrinde, Kemalpaşa ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir yer. Karabük şehri, Ovacık ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir bölge. Manisa ili, Akhisar belediyesi, merkez bucağına bağlı bir yer. Nevşehir ili, Özkonak bucağına bağlı bir yer. Tekirdağ şehri, Çorlu ilçesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim yeri.

 

Kızartı : Kızarmış yer.

Pirinç : Buğdaygillerden, kökleri bol su içinde yetişen bir bitki (Oryza sativa). Bakıra çinko katılarak elde edilen sarı renkte bir alaşım. Bu bitkinin besin olarak kullanılan taneleri. Bu alaşımdan yapılmış.

Biçim : Biçme işi. Yazı ve simgelerin bilgisayarda kullanılmaya elverişli çerçevesi, düzeni, format. Disket vb.nin bilgisayarda kullanılabilir durumu. Yakışık alan şekil, uygun şekil. Herhangi bir şeyin benzeri. Sanat ve edebiyat eserlerinde dış görünüş, form. Şiirlerin kuruluş ve uyak düzenlerine göre olan dış görünüşü, şekil. Bir nesnenin dış çizgileri bakımından niteliği, dıştan görünüşü, şekil, eşkâl. Tarz.

 

Üçgen : Üç tepe noktası, üç açısı, üç kenarı olan geometri biçimi, müselles. Bu biçimde olan.

Yufka : Oklava ile açılan ince, yuvarlak hamur yaprağı. Sacda pişen bir ekmek türü. Zayıf, ince, dayanıksız.

Şeker : Şeker kamışı, şeker pancarı, patates, havuç, mısır, buğday vb. bitkilerin sap ve köklerinin öz suyundan veya nişastasından çıkarılan, birleşiminde karbon, oksijen ve hidrojen bulunan, beyaz, suda eriyen, mayalanabilen ve çoğu tatlı olan maddelerin genel adı. Bu madde katılarak yapılmış lokum, akide, çikolata vb. tatlı yiyeceklerin genel adı. Şeker hastalığı. Sevimli, cana yakın ve güzel.

Çeşit : Aynı türden olan şeylerin bazı özelliklerle ayrılan öbeklerinden her biri, tür, nev. Türlü. Canlıların bölümlenmesinde, bireylerden oluşan, türden daha küçük birlik.

Fırın : İçinde genellikle odun yanan, her yanda aynı derecede ısı oluşturarak ekmek, pasta vb. pişirmeye yarayan, tavanı tonoz biçiminde, önünde tek açıklık bulunan ocak. Elektrik, tüp gaz ve doğal gazla çalışan, yiyecekleri pişirmeye veya ısıtmaya yarayan alet. Bu ocakta pişirilmiş. Ekmek, pasta vb.nin pişirildiği ve satıldığı dükkân. Bir maddenin fiziksel veya kimyasal değişime uğratılması amacıyla içinde ısıtıldığı araç.

Piri : Küçük çivi. Küçük köpek. Kastamonu ilinde, Çatalzeytin ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir yer.

Şeke : Üzüm suyunun pekmez toprağı ile kestirilerek, leğende biraz kaynatıldıktan ve süzüldükten sonraki durumu.

Sarı : Yeşil ile turuncu arasında bir renk, limon kabuğu rengi. Soluk, solgun. Bu renkte olan.

Biçi : Erkek çocuk.

Yapı : Barınmak veya başka amaçlarla kullanılmak için yapılmış her türlü mimarlık eseri, bina. Yapma, oluşturma, ortaya konulma, meydana getirme. Bütünün bir araya getirilişinde uyulan dizge, strüktür. Ögeleriyle somut bağımlılığı olan bütün. Parçaları ve ögeleri arasında yasaya uygunluk, durağan bağlar ve karşılıklı ilişkiler bulunan dizge veya bütün, strüktür. Yapılmakta olan konut, yol, köprü vb. inşaat, konstrüksiyon. Canlı bir varlığın ruh veya beden özelliklerinin tümü, bünye, strüktür. Bir hücrede, bir dokuda, karmaşık oluşumlu bir organizmada elemanların düzeni.

Diğer dillerde Hamatus anlamı nedir?

İngilizce'de Hamatus ne demek ? : hamatus